Odamın kapısını hafif aralanırken Fatıma göründü.
"Abla babam aşağı insin dedi. " korkuyla yutkundum. Aynı korkuyla ayaklandım.
Titreyen adımlarla aşağı indiğimde annem endişeli, babam öfkeliydi. Doğru kelimeler seçip konuşmlıydım, eğer evliliğime dair tek bir şey öğrenecek olurlarsa beni bu evden asla dışarı salmazlardı ve daha yapmak zorunda olduklarım vardı.
"Dün kabul edip bugün istemiyorum ne demek?! " Amcamın öfke dolu sivri kelimeleriyle yutkundum.
"Yapamıyorum. " Sesimin titremesine engel olamadım.
"Neden yapamıyorsun? " Dedemin ses tonu amcama göre daha yumuşaktı.
"İstemiyorum. "
"Kızım, " babama çevirdim yere sabit gözlerimi. "Bizden ayrılmak istemediğin için istemiyor olman normal, bugün Kemal olmaz yarın başka biri olur ama illa olur. Hayırlı birine denk gelmişken vazgeçmen doğru değil, hele ki günlerdir bize dünür diyip duran temiz, dürüst insanlarken. " bir an anneme döndüm bana destek olmasını beklerken ama tek kelime etmemesi beni hayal kırıklığına uğrattı.
"Çocuk oyuncağı değil bu iş! Gidip konuşup, anlaşıp, kabul ettiğin kişi bu çocuk! Kimse sana zorla bir şey kabul ettirmedi! Madem emin değildin kabul etmeden önce biraz düşünecektin, şimdi istemiyorum deme hakkına sahip değilsin! Bizim kadar karşımızdaki insanların da bir adı, bir şerefi, bir haysiyeti var, ayıptır yav! " Amcam bildiği gibi infazımı verirken bana destek olacak tek bir kişi yoktu koca ailede. Ali Abi burda olsa o bir şey yapabilirdi belki ama şimdi o da yoktu. Bir umut anneme döndüğümde o da bakışlarını benden kaçırıp yüzüme bakmadı.
Bir insanın irade ve isteklerinin üstünde tuttukları lafta değerlerini bende onların bana yaptıkları gibi yüzlerine çarpmaya o an orda karar verdim. Kabul etmek kadar vazgeçmekte hakkımdı ama onlar için adları daha ilerde geliyordu. Ailemin bu kadar ileri gidebileceğini tahmin etmemiştim. Şeref, haysiyet yaradılanın her hakkına saygıydı ama onlar için bu meziyetler keyiflerine göreydi, az önce bunu çok iyi öğrettiler bana.
Hamile kalana kadar tek kelime etmeyeceğim ama o gün ne pahasına olursa olsun bende onları şu anki çaresizliğimde bırakacağım. İçinde büyüdüğüm, bu yaşa geldiğim ailemin bu kadar ketum bir tavır sergilemelerini asla beklemiyordum ki asla karşılaşmamıştım, bu da beni çok büyük hayal kırıklığına uğrattı.
Kimsenin benden yana tek bir bakışı dahi olmazken usul adımlarla salondan ayrıldım. Hayal kırıklığım çok büyüktü, hele ki annemin tek kelime dahi etmemesi beni yıktı. Ne babaannem, ne de yengemden de tek kelime çıkmamıştı. Ya babama ne demeliydi, ben onun tek evladıydım bir kere olsun amcama karşı gelse, benden yana tavır takınsa olmaz mıydı....
Göğüs kafesim çökecekmiş gibi ağırlaşırken içimi, dışımı yakan derin bir nefes soludum zoraki. Bugün onların istediği gibi olsun yarına Allah Kerim. Yukarı çıkıp odama zor attım kendimi. O sırada yatsı vaktinin ezanı okunurken açtığım camın kenarına iliştim. Sessiz hıçkırıklarla omuzlarım sarsılırken tek duam yapılacak embriyo transferinin başarılı olması ve bebeğin tutmasıydı.
Odamın kapısı hafif bir tıkırtıyla aralandı.
"Gelebilir miyim? " Fatıma kapıdan bakarken başımı hafif salladım. İçeri girip kapıyı yavaşça kapattı. Yanıma vardığında elimi sıkıca tuttu. "İyi misin? "
"İyi değilim Fatıma, ben hiç iyi değilim. " Gözleri dolu dolu bana bakarken ikimiz sımsıkı birbirimize sarıldık. Ağlayışlarıma o da eşlik ederken buna ne kadar çok ihtiyacım olduğunu o an farkettim. Hiçbir şeyi değiştirmeyecek olsa bile şu an yanımda olması ne kadar da kıymetliydi.
Dakikalarca sarıldığım kardeşimin omuzunda ağladım. İçimdeki duygu yoğunluğu bir parça olsun hafiflerken artık kendimi toparlamam gerekiyordu. Çok fazla düşünüp kendimi yıpratmamalıydım pazartesi günü transfer olacağı için moralimin yüksek olması gerekiyordu ama nasıl olacaksa ...
İkimiz camın kenarında sessiz sessiz oturduk. Saniyeler dakikalarla, dakikalar saatlerle yer değiştirdi biz ikimiz camın kenarında el ele tek kelime konuşmadan gece yarısına kadar oturduk.
Ah Fatıma'm nasılda güzel yürekliydi annesi gibi...
"Hadi kalk git, namazını kıl yat geç oldu. " Omuzlarını kaldırıp indirdi.
"Yatsam ne olacak abla, uyuyabilir miyim sanki? "
"Dinlenmiş olursun en azından. "
"İnsanın yüreğindeki meşkaleler insanı daha çok yoruyor. " Bak bu çok doğruydu.
"Kalk o zaman birlikte namaz kılalım, az sonra teheccüd vaktide girecek. " kimiz biraz zorlanarak ayaklandık, uzun zaman aynı pozisyonda oturmaktan ikimizde tutulmuştuk, tabi açık duran pencereden esen hafif rüzgarında epey etkisi olmuştur.
Önce ben, sonra da Fatıma abdest aldı. İkimize odamda seccade serdim. O da geldikten sonra birlikte saf tutup kamet bağladık. İçim cayır cayır yana yana her seferinde başımı secdeye koydum. Her alnım secdeye değdiğinde aynı duayı ettim. "Rabbim o bebeği bana layık gör. "
Vakit namazından sonra birlikte teheccüd namazı da kıldık. Yerimden kalkıp Kur'an'ımı aldım. Her gece kırk Meryem Suresi okuyordum hamile kalabilmek için. O an aklıma Fatıma'dan da istemek geldi.
"Fatıma! "
"Efendim abla. "
"Senden bir şey isteyebilir miyim? "
"Tabi ne istersen! "
"Tüp bebek yapacak bir arkadaş var bebeğinin tutması için her gece kırk Meryem Suresi okuyorum, sende okur musun pazartesi gününe kadar. " Kendim için istiyorum diyemezdin ya.
"Elbette okurum! Dur Kur'an'mı alıp geliyorum. " Fatıma bir hışımla çıktığı odadan az sonra elinde Kur'an'ı Kerim ile geri geldi. İkimiz birlikte başladık okumaya.
İki saati buldu okumamızı tamamlamak. Kur'an'larımızı kaldırıp ikimiz birlikte benim yatağımda yattık. Sabah namazına alarm kurup uyuduk.
....
Bugün büyük gündü. Uğruna her şeyi göze aldığım bebek için bugün son gündü. Dün kurs müdürüne sabah hastaneye gideceğimi iki saat geç gideceğimi haber vermiştim ama aileme tek kelime etmeden sabah erkenden her günkü gibi çıkmış hastaneye gelmiştim. Üzerimi hızlıca değiştirdikten sonra ameliyathaneye geçtim. Ceren'in yardımıyla çatallı sedyeye uzandım. Hemşire üzerime o geniş örtüyü bir kere daha örterken her zaman yanımda olan Ceren bir kere daha tüm desteğiyle yanımdaydı.
"Hiçbir şeyi görmek istemiyorum anestezi altında olsun lütfen. " Ceren başını iki yana salladı.
"On dakika bile sürmeyecek sakin ol. Sıkışık ve uyanık olman gerek biliyorsun. " Elimi sıkı sıkı tutan Ceren hemşireye döndü. "Meryem Hanım'a bir sakinleştirici yapalım. Yanındayım korkma! " Başımı hafif salladım. İçeri giren doktorla derin bir nefes aldım. Hemşirenin yaptığı sakinleştirici sonrası endişe ve korkum yatışsada geçmiş değildi.
"Hazır mısınız Meryem Hanım? " Başımda dikilen doktorun sorusuna derince bir nefes alarak cevap verdim.
"Evet hazırım. "
"Merak etmeyin ağrısız ve acısız bir işlem, on dakika bile sürmeyecek. Sizinle konuşamadık ama çok iyi sonuçlar aldık, sekiz embriyomuz var altısını dondurduk ikisini de şimdi nakledeceğiz. "
"Yani bu işlem başarısız olursa bile tekrar deneme şansımız var öyle mi? "
"Evet, ama gerek kalacağını sanmıyorum, sonuçlar çok iyi. İnşaallah on gün sonra hamile olduğunuz müjdesini de vereceğiz size. "
"İnşaallah! " O sırada Ceren gözyaşlarıyla dua ediyordu.
"Hadi başlayalım o zaman. " Doktor oturduğu tabureyle işleme başlarken doktorun asistanı ultrason aletini karnımın üzerinde gezdirmeye başladı. Doktorun eli tenime değerken gözlerimi sıkıca kapattım. İçime bir şeyin girdiğini hissediyordum sıktığım dişlerimle bir an önce bitmesi için dua ediyorum.
Gözlerimi açmadan beklerken doktor hemşireye seslendi.
"Embriyoyu getirin hemşire hanım. " O an içimde engel olmadığım bir heyecan baş gösterdi. Dualarla beklerken birkaç dakika sonra doktorun sesiyle sıkıca kapattığım gözlerimi açtım.
"Geçmiş olsun operasyonumuz son derece başarıyla gerçekleşti. " Görüş açıma giren doktor, "Embriyoyu görmek ister misiniz? " Diye sordu. Başımı hafif salladım. Ultrason monitöründe küçük beyaz bir noktayı gösterdi. "İnşaallah tutarsa bu küçük nokta bebeğiniz olacak. "
"İnşaallah! " Sanırım mercimek deyimi burdan geliyordu, çünkü küçücüktü. Kendimden bağımsız gülümserken hissediyordum o benim sesi hâlâ kulaklarımda çınlayan bebeğim olacaktı. Aksini düşünmek istemiyordum. Ceren hâlâ gözyaşı döküyordu. Ona bakıp gülümsediğimde o da gözyaşlarıyla bana gülümsedi.
"Yarım saat ayağa kalkmadan yatmanız gerekiyor. Daha sonrasında normal bir şekilde hayatınıza devam edebilirsiniz. Ağır kaldırmayın asla, aldığınız ilaçlardan sebep tansiyon düşmesi olabilir merdiven inip çıkarken ya da bir şeye uzanırken dikkat edin. En önemlisi iyi ve protein ağırlıklı beslenin, uyku düzeninize çok dikkat edin. Kasıklarınızda ve göğüslerinizde ağrı olması normal bundan sakın korkmayın. Bir sorun ve ya sorunuz olursa her zaman beni arayabilirsiniz. On gün sonra kan tahlilinde bebeğin tutup tutmadığını öğreneceğiz. Bu süre zarfında kendinize iyi bakın. "
"Teşekkür ederim. " Doktor ameliyathaneden çıktıktan sonra Ceren iki eliyle gözyaşlarını sildi.
"Çok sıkıştıysan yardımcı olabilirim. "
"Yarım saat daha tutabilirim. "
"Abim seninle konuşmak istiyor. "
"Peki. " o sırada hemşire ayaklarımı üzerine uzatmam için yarım bir sedye getirdi. Çatallı sedyeyle birleştirdiği sedyeye topladığım bacaklarımı uzattım. Şimdi yarım saat burda beklemem gerekiyordu.