4. Bölüm

1494 Words
Derince bir nefes alıp üzerimdeki kıyafetleri çıkarmaya başladım. Bugün yumurta toplama işlemi yapılacaktı. Doktorun söylediğine göre çok sürmesede anestezi altında yapılacak bir operasyondu ama yine de korkumu geçirmemişti. Paravanın arkasında giydiğim hasta önlüğüyle beni bekleyen Ceren ile doktorun yanına geldim. Göz açıp, kapayıncaya kadar olsun bitsin istiyorum. Buz kesen ellerim de bedenim gibi soğuk soğuk terliyordu. "Ben hazırım. " Doktor başını olumlu anlamda sallarken Ceren ile birlikte ayaklandı. Ceren elimi tutup bana hafif tebessüm etti. "Korkma, gözünü kapatacaksın, açacaksın bitmiş olacak. " Korktuğumun farkındaydı. Başımı hafif salladım. "Buyrun ameliyathaneye geçelim. " Doktorun önden yürümesiyle arkasından odadan çıkıp hemen karşı kapıdan girdik. Çatallı sedyeye bakarken korkudan nefesimin kesildiğini hissettim. Ceren elini omuzuma koyup sıvazladı. Derin bir nefes alıp sedyeye çıktım. Hemşire üzerime genişçe bir örtü örttü. Hemen ardından koluma damar yolu açıp sedyenin başında asılı serumu taktı. Seruma kattığı iğneden sonra sanki midem bulanmaya başladı. "Burdayım, yanındayım merak etme. " Ceren'in elini ne zaman tutmuştum ki? Sanırım bana bir şey oluyor... .... "Meryem! Meryem! " Gözümü Ceren'in seslenmesiyle açtım. Bana gülümsüyordu. Sanki bir şey gözlerimi zorla kapatıyordu. "Bitti mi? " İlk aklıma o gelmişti. Ne olduğunu anlamadan direkt kendimden geçmiştim. "Beş dakika önce bitti seni odaya aldık. " Sanki iki saniye önceydi gibi. Hiçbir yerimin acımıyor olması beni rahatlatmıştı. "On dakikaya tamamen kendine gelirsin. " Hâlâ midem bulanıyor. "Midem bulanıyor. " "Anesteziden dolayıdır tamamen kendine geldiğinde geçecektir. Sen dinlen ben birkaç dakikaya geleceğim. " Kapanan gözlerim Ceren'in gittiğini görmedi bile. Her geçen saniye daha fazla kendime gelirken birkaç dakika sonra tamamen kendimdeydim. Yerimden yavaşça kalkıp üzerimi gindim. Hemen ardından odaya doktor girdi. "Nasılsınız Meryem Hanım? " "İyiyim sağ olun. " "Operasyon oldukça iyi geçti, otuz yumurta topladık. Topladığımız yumurtaların büyük çoğunluğu yirmi dört milim ve oldukça sağlıklı. Üç gün sonra embriyo transferi yapacağız, bu süre zarfında lütfen kendinize çok iyi bakın. " "Tabi, tekrar teşekkür ederim. " "Rica ederim, iyi günler. " Doktorun odadan çıkmasıyla üzerime feracemi geçirdim. O sırada içeri giren Ceren'in yüzü gülüyordu. "Doktorla konuştum sonuçlar çok iyi. " Sonucun iyi olması onu heyecanlandırmıştı belli ki. "Evet doktor az önce bana da söyledi. " "Kendini nasıl hissediyorsun, iyisin değil mi? " "Evet, iyiyim. Artık gitmeliyim, transfer için beni ararsın. " "Tamam. " Aldığım çantamla odadan çıktım. Bomboş düşünme yetisinden mahrum ettiğim zihnime doluşmaya çalışan düşünceleri bir kere daha hızlıca defedip yoluma devam ettim. Bu iş sonuçlanana ve hamile kalana kadar hiçbir şey düşünmeyecektim. İndiğim otoparktan bindiğim arabayla evin yolunu tuttum. Vardığım evde annem kapıda karşıladı beni. "Hastaneye diye çıkmışsın kurstan, o kadar aradım cevapta vermedin, niye gittin hastaneye sen? " Annem nerden biliyordu bunu? "Sen nerden biliyorsun hastaneye gittiğimi? " "Meltem Hanım'la gelmiştik biz, yüzük almışlardı da. Sen niye gittin hastaneye, bir şey mi oldu? " Birde onlar vardı değil mi? Bir an önce bu işi bozmam lazımdı. "Biraz midem bulanıyor da onun için gitmiştim. " Yalan söylemekten nefret ediyorum! "Üşüttün mü acaba, yediğin bir şey mi dokundu? " "Bilmiyorum anneciğim, ilaç verdiler geldim. Müsaadenle ben çıkıp biraz dinlemeyin belki daha iyi hissederim. " Günlerdir ailemle elimden geldiğince aynı sofraya oturmuyorum. Daha doğrusu oturamıyorum. Doğru düzgün yüzlerine dahi bakamıyorum. Aynı ortamda olduğumuz zamanlarda genellikle ben sadece susuyorum. Gülümsediğim annemi arkmda bırakarak odama çıktım. Hızlıca içeri girip kapattığım kapıyla çantamı kenara atıp üzerimden feracemi çıkardım. Kendimi yatağa gömüp gözlerimi sıkıca kapattım. Aldığım anesteziden olacak ki uyumakta hiç zorlanmadım. Saçlarımı okşayan sevgi dolu ellerle gözlerimi açtım. "Sen iyice uykucu oldun. " Bana gülümseyen annem hafif kaşlarını çatmıştı. "Hadi kalk sana şehriye çorbası yaptım. " Kocaman gülümseyerek doğruldum. "Belki midene iyi gelir. " Yalanım aklıma gelince gerçekten midem bulanmaya başladı. Annem çorba kasesini altındaki tabakla birlikte elime tutuşturdu. "Hadi iç! " Tatlı kızışına gülümseyerek çorbamı içmeye başladım. "Ellerine sağlık anne çok güzel olmuş. " Annemin arpa şehriyeli çorbası başka güzel olurdu. Açık ara en sevdiğim çorbaydı, tabi annem yaptığı sürece. "Meryem, bir şey diyeceğim kızım, " annemin ses tonunda bir endişe sezerken bakışlarımı ona sabitledim. "Ben bu Meltem'i hiç beğenmedim. Burnu havada, kendini beğenmiş, insanlara üsten bakması falan hiç hoşuma gitmedi. Kemal iyi, ahlâklı, saygılı, efendi bir çocuk ama annesi hiç olur gibi değil. " "Aslında bende bu evlilik konusunda pek emin değilim. İlk günden beri içime sinmeyen, aklımda tamamlayamadığım bir eksiklik var. " "Niye bunu ilk başta bana demedin? " "Zamanla oturur, kabullenirim, o eksiklik hissi geçer sandım ama olmadı. Anne ben Kemal ile evlenmek istemiyorum. " "Bunu niye ilk başta demedin kızım insanlar bir dünya hazırlık yapmış. " "Yapabilirim sandım ama olmuyor, yapamıyorum. " "Hayy Allah'ım sen büyüksün! Meryem bu kararı düşünmeden vermiyorsun değil mi? " "Gerçekten yapamıyorum anne. " "Peki babanla konuşurum. " annem nefesini üfleyip ayaklandı. O odadan çıktıktan sonra ciğerlerimdeki havayı sıkıntıyla üfleyerek gözlerimi kapadım. Zihnimi tamamen boşaltıp derin birkaç nefes aldım. Bu iş bozulsun ya da bozulmasın o bebekten vazgeçmeyeceğim. Gözüm bir an duvardaki saate takılırken saatin dörde gelmek üzere oluşu beni yerimden zıplattı. Öğle namazını kaçırmıştım! Nasıl bu saate kadar uyumuştum ben! Havlumu alıp banyoya koştum, önce yıkanmam lazımdı. Saat ondu uyuduğumda, bizimkiler de sağ olsunlar uyandırmayınca öğle namazından olmuş oldum. Hızlıca girdiğim banyoda aynı hızla aldığım gusül abdestinden sonra havluya sarındım. Üzerimi giyinip ıslak saçlarımın suyunu havluyla aldım. Pek kuruduğu söylenemezdi ama o şekilde toplayıp bağladım saçlarımı, annem görse vay halime benim ama çok acelem var bugünlük bir şey olmaz diye düşünüyorum. Normalde de pek kuruttuğum söylenemez. Banyodan çıkıp odama koştum, serdiğim seccademle kaçırdığım öğle namazının kazasını ardından da vakitin namazı ikindiyi kıldım. Seccademi topladığım gibi Fatıma'nın odasına baskına gittim. Kapıyı tıkırdatıp içeri daldım. Kendini kaptırmış okuduğu kitaptan sıçrayan Fatıma elini göğsüne koydu. Kitap okumayı çok seven Fatıma'ın odasının koca bir duvarı tamamen kitaplıktı. "Ay abla ne oluyor? " "Elinin körü oluyor Fatıma Hanım! " Kıstığım gözlerimle bakarken yatağının üzerine karşısına oturdum. "Niye uyandırmıyorsun kız beni, öğle namazından oldum! " Fatıma küçük bir kahkaha attı. "Bir bando takımı tutmadığımız kaldı seni uyandırmak için ama uyanmadın. Babaannem, ' İlaç vermişler o yüzden uyanmıyor, bırakın uyusun ' dedi, bizde seni salıverdik. " O sırada içeri giren Asel babaannem gibi elini yanına dayayarak bilmiş bilmiş konuştu. "Babaannem diyor ki, o tembeller gelip börekleri açsın! " Fatıma gözlerini devirip nefesini üfledi. "Şu kitabı bir okutmadılar ya! " Sabır çeke çeke ayaklanan Fatıma'ya gülerek onu takip ettim. İkimiz mutfağa indiğimizde babaannem ocağın başında yufkaları haşlıyorken annem ile Cemile Yenge'm de yufkaları açıyorlardı. "Ne zaman okuyacak güzel bir kitap bulsam ya börek açarsınız, ya mantı yaparsınız, ya da başka bir iş çıkarırsınız! " Dert yanan Fatıma merdaneyi alıp tahtanın başına otururken bende oklavayı alıp karşısına oturdum. Hıncını hamurlardan çıkaran Fatıma'ya hepimiz gülmeye başladık. "Miden daha iyi mi kızım? " Gülümseyerek baktığım anneme başımı hafif salladım. "Nane kaynattım sana iç midene iyi gelir. " Cemile Yenge'm her zaman böyle naif düşünceliydi "Sağ ol yengem bunları bitirelim içerim. " Açtığımız beş tepsi su böreğinin ardından demlediğimiz çayla çardağa geçtik. O sırada yorulduğu yüzünden belli dedem çıka geldi. Bağ evine gitmişti. Bağı, bahçeyi onarmak için ilkbaharda her zaman yaptığı gibi yine atlamamış gitmişti. Yazın babaannem ile bağ evine çıkarlar her yıl, sonbaharın sonlarına doğru kışlık hazırlıkları tamamlamış olarak geri dönerler. Balından, pekmezine; kurutulmuş meyve, sebzeden patates, soğanına kadar her bir şeyi özenle yapar babaannem. Cemile Yenge'm bir tabak börek getirirken annem de dedeme çay doldurdu. Asel her zaman ki gibi koşup dedemin kucağına kuruldu. "İn bakayım aşağıya, deden ne kadar yorulmuş görmüyor musun? " Annesinin kızmasına oralı bile olmayan Asel'i dedem daha sıkı tuttu. "Elleme kızım o benim yorgunluğumu alıyor. " dedemden tam destek alan Asel kıkır kıkır güldü "Ne ettin bugün? " Babaannemin sorusuna dedem arkasına yaslanarak cevap verdi. "Ayılar bahçenin aşağı çitlerini hep kırmış, Azam yarına malzeme çıkaracak bağ evine sonraki gün gidip yapacağım. Patatesi, soğanı, mısırı ektim kalanını da yarına inşallah. " "Eve zarar vermişler mi? " "Yok. Kış sıcak geçti elma ile armut tutmuş bile. " "Dede bu yıl çileği fazla ek. " Asel'in konuya birden dahline güldük. "Deden sana kurban! Sen istersin de ben ekmez miyim! " dedem Asel'in saçlarını öptükten sonra yan yana oturan ben ile Fatıma'ya baktı gülümseyerek. "Sizin de istediğiniz bir şey var mı onu da ekeyim? " "Kenevir ek dede! O kenevirlerle aha bunların hepsini uyutup keyifle kitap okuyacağım. " Belli ki Fatıma'nın aklı kitabında kalmıştı. "Bu yıl bağa Meryem'i götüreceğim, kendi yuvasının ilk kışlığını kendi eliyle yapsın. " Babaannem tebessümle bana bakıp konuşurken, endişeli gözlerimi anneme çevirdim. Annem o güven veren bakışlarıyla sakin kalmamı isterken başımı bir kere aşağı indirip tamam sinyali verdim. .... Ertesi gün cumartesi olduğu için çocuklara pazartesi yapacağım küçük, eğlenceli bir testin üzerinde çalışıyordum. Amcamın yüksek bağırışları bir sorun olduğunun habercisiydi. Ne olduğunu anlamaya çalışırken kulak kesildim. Babam büyük olmasına rağmen evde daima amcamın sözü geçerdi. Sert, kaba, fazlaca inatçı, bir o kadar da dediğim dedik bir insandı. Ali Abi ona karşı gelemeyeceği için hep evden uzak olmak istiyordu ve yapıyorda. Hatta dedemin ona değil, onun sözü dedeme geçiyordu. Onun için bir şey doğruysa ne olursa olsun o şey onun doğru dediği gibi olurdu. "Çocuk oyuncağı mı bu?! " Duyduğum öfke dolu cümle içimde bir korkuya sebebiyet verirken konunun ben olduğumu hissediyorum. Amcamın öfkesinden hep çok korkmuşumdur. Dizlerim beni taşımadı ayağa kalkmak için.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD