3. Bölüm

1013 Words
Ertesi gün.... "Sen Harun kızı Meryem, Yavuz oğlu Mehmet'i kocalığa kabul ettin mi? " "Ettim. " "Ettin mi? " "Ettim. " "Ettin mi? " "Ettim. " "Sen Yavuz oğlu Mehmet, Harun kızı Meryem'i zevceliğe kabul ettin mi? " "Ettim. " Ettin mi? " "Ettim. " "Ettin mi? " "Ettim. " ... Bir hastane odasında iki hademenin şahitliğinde kıyılan bir imam nikahı ile evlenmemin ardından, kabul ettiğim diğer şartları yerine getirmek için, beni dün bu odaya getiren Doktor Ceren ile birlikte odadan çıktık. "Her şey hazır, senin için her kolaylığı ayarladım. Sen nasıl istiyorsan her şey öyle olacak. " Başımı hafif sallayıp cevap verdim. "Bu süreçte tek bir erkek doktor istemiyorum. " "Tabi nasıl istersen. " Ceren'in bana gösterdiği yoldan vardığım odada kan almak için hazır bekleyen hemşireyle kolumu sıyırdım. Bir dakika bile sürmeyen dört tüp kanı alan hemşire odadan çıktı. "Yarım saate sonuçlar çıkacak. " Ceren'in cümlesiyle başımı aşağı, yukarı hafif salladım. "Bir şey yemek, içmek ister misin? " "Hayır. " "Sonuçlar çıkana kadar uyu istersen. " "Gerek yok. " Birkaç dakika ikimizden de çıt çıkmadı. "Korkuyor musun? " Bakışlarımı kaldırıp karşımdaki kadına baktım. "Korkmak için artık biraz geç değil mi? " "Çok zor bir şeyi göze aldın, ailen ve çevren tarafından çok fazla tepki göreceksin. " "Şu an için bunları düşünmeye cesaretim bile yok. Her şeyi zamana bıraktım, ne gelecekse hayrıyla gelsin. " "Amin. " Aramızda baş gösteren sessizlik sonuçlar çıkana kadar devam etti. Odanın kapısı tıkırdatılıp açıldı. "Ceren Hoca'm, Meryem Hanım'ın sonuçları çıktı. " Kapıda görünen hemşire haber verdikten sonra tekrar kapıyı kapattı. Ceren'in ayaklanmasıyla bende ayağa kalktım. Ceren ile birlikte başka bir doktorun odasına doğru yürürken hiçbir şey düşünmemeye çalışıyorum. Düşünmeye başlarsam yapacak gücü kendimde bulamam çünkü. Girdiğimiz odada muayene için hazır bekleyen doktor paravanın arkasındaki bölüme geçmem için nezaketten bir tebessümle yol gösterdi. "Uzanıp karnınızı açın. " "Bismillah! " Diye sessizce fısıldayarak uzandığım sedyede karnımı açtım. Doktor soğuk ultrason aletini karnımın üzerinde gezdirmeye başldı. "En son ne zaman adet gördünüz? " "Bugün ilk günüm. " "Bu çok iyi! Hemen tedaviye başlayabiliriz. Bugünden başlayarak dokuz gün düzenli olarak iğne olacaksınız. Son iğne yumurta çatlatma için olacak ardından otuz saat sonra yumurta toplama işlemi yapacağız, üç gün sonrasında da embriyo transferi yapacağız. Yaşınız ve sağlık durumunuz gayet iyi operasyon yüzde seksen civarında başarılı olacaktır. " "Teşekkür ederim. " "Kalkmayın iğnenizi şimdi yapacağım. " Karıştırdığı ilaç dolabından kalem şeklindeki iğneyle geri döndü. "Koldan mı, bacaktan mı yapacaksınız? " Soruma hafif tebessüm etti. "İğnelerin hepsini karnınızdan olacaksınız. " Şaşırmıştım. "Çok fazla canınız yanmayacak merak etmeyin. " Karnımın derisini parmakları arasına alıp hafif çekiştirdi. Tenime battığını hissettiğim iğneyle dişlerimi sıktım. "İki dakika sonra kalkabilirsiniz. " Doktor beni sedyede bırakıp masasına döndükten iki dakika sonra toparlanıp yanına gittim. "İyi misin? " Ceren'in sorusuna başımı hafif salladım. Ceren doktora döndü. "Süreç nasıl devam edecek hocam? " Diye sordu. "Meryem Hanım'ın sağlık durumu, kan değerleri, rahim duvarları gayet iyi, yumurtaların gelişimide çok iyi. Sekiz gün düzenli olarak yumurta olgunlaştırma iğneleri olacak, dokuzuncu gün yumurta çatlatma iğnesi olacak, otuz saat sonra da yumurta toplama işlemi yapacağız. Üç gün sonra da embriyoyu transfer edeceğiz. " "Meryem Hanım her gün buraya gelemez, bizim gidip iğnelerini yapmamız mümkün mü? " "Elbette mümkün. Ama altıncı iğneden önce muhakkak kendisini muayene etmem gerekir. " "Tabi gelirim. " "Yazacağım vitaminleri muhakkak almalısınız ve sağlıklı beslenmeye dikkat edin lütfen. " "Dikkat ederim. " "O zaman beş gün sonra tekrar görüşmek üzere. " "İnşaallah, teşekkür ederim. " Ceren ile birlikte odadan çıktıp koridorda yürürken ilk defa ne yapıyorum ben diye kendime sordum. Vazgeçmek için artık çok geçti ama işin garip yanı içimde bir eksiklik duygusu, korku yoktu. "Her gün kursa gelip iğnelerini ben yapacağım. Bu arada sana vermem gereken bir şey var, otoparka birlikte inelim. " herhangi bir karşılık vermeden onunla birlikte asansöre doğru yürüdük. Az sonra gelen asansör kabini ile aşağı indik. Ceren hızlı adımlarla yanına vardığı arabaya binmeden önce benimde binmem için başıyla işaret ederken kapısını açtığım arabanın koltuğuna oturup kapıyı kapattım. Ceren arka koltuğa uzanıp bir çanta aldı. Açtığı çantadan aldığı dosyayı bana uzattı. Bir şey anlamadığım dosyaya boş gözlerle bakmaktan ileri gidemedim. "Ne bu? " Soruma Ceren büyük bir zevkle cevap verdi. "Mehmet Bey'in mehir olarak sana verdiği tüm mal varlığı. Mehir olarak tüm servetim dediğinde şaka yaptığını sanmadın herhalde. " Elimdeki dosyaya bir kere daha baka kaldım. " Bu da kartın, içinde bir ömür harcsan bitiremeyeceğin kadar para var. " Bana uzattığı kartı da aldığımda bir kart daha uzattı. "Bu kartı asla kaybetme ve yanından hiçbir zaman ayırma; nerde, ne halde olursan ol yardımına en kısa sürede yetişecek güce sahip bir avukat Nedim Bey. Ona koşulsuz güvenebilirsin. " Elimdeki kartlara ve dosyaya bakarken sıkıntı dolu bir nefes üfledim. "Bunlara gerek var mıydı? " "Mehmet Bey diyorsa bir sebebi vardır ve gereklidir. " "Neden ona bu kadar yardımcı oluyorsun, bir doktordan ziyade başka bir ilgi, sevgi ile ilgileniyorsun onunla. " "Çünkü o benim abim! " Çattığım kaşlarımla söylediği cümleyi sorguluyordum. Ceren yutkunarak canının yandığını belli eden bir tebessümle bana döndü. " Aslında ben Sümeyye'yim, kimse beni tanıyamasın diye birkaç operasyon geçirdim. Abimle ikimizden başkası bilmesede bunu, onun için yapamayacağım hiçbir şey yok. " Şaşkınlıkla açılan gözlerimi ona çevirdim. Oysa ben cenazesine gitmiştim. "Cenazene geldim ben. " Ceren derin bir nefesle gözlerini kısa süreli kapattı. "Kaçırılmamın üzerinden çok geçmeden abim beni bulup kurtardı, sakladı başka biri olarak büyüdüm. Ama şimdi onu kurtarmaya gücüm yetmiyor. " Şaşırmıştım, hemde çok! Bulunması için çok dua ettiğimi hatırlıyorum. Hafızlık eğitimimin başındaydım o sıralar, bulunması için sabahlara kadar Kur'an'ı Kerim okuyordum. En son ölüm haberini almıştık. "Bulunman için çok dua etmiştim, ölüm haberini aldığımızda çok üzülmüştüm. Annem, babamla evinize gelmiştik, annen yaşıyor olsa kaybolmazdın diye düşünüp, kendimi suçlamıştım. Yaşadığına ve iyi olmana gerçekten mutlu oldum. " "Annenden, senden, ailenden hep nefret ediyordum gerçekleri öğrenene kadar. Annemin ölümüne, ailemizin dağılmasına anneni sebep olarak görüyordum hep. Çok beddua etmişliğimde oldu hakkını helâl et. " "Helâl olsun, yaşadıklarınızın yanında bunun bir önemi yok zaten. " "Seni kursa bırakmamı ister misin? " "Arabamla geldim. " "Peki. " "Allah'a emanet ol. " "Sende dikkat et. " Başımı hafif sallayıp Ceren'in arabasından indim. Elimdekileri hızlıca çantama sıkıştırıp arabamın anahtarını çıkardım. Çok geç kalmıştım zaten.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD