Tüm gün yoğun geçerken gördüğüm rüya bir türlü aklımdan çıkmak bilmiyordu. O ağlayan bebek sesi durmadan kulaklarımda çınlarken içim acıyordu.
"Meryem! " Başımı kaldırdığımda hocam başımda dikiliyordu. Sınıfta çocuklar da yoktu. Şaşkın bakışlarıma hocam gülümseyerek yanıma oturdu.
"Hayırdır bu ne dalgınlık çocuklar birbirini yedi duymuyorsun bile. Hava alsınlar diye bahçeye gönderdim. "
"Özür dilerim ben... "
"Anlat bakalım ne oldu? "
"Bir rüya gördüm aklımdan çıkmak bilmiyor hocam. "
"Hayırlara çıksın İnşallah, ne gördün? "
"Sonu gelmeyen bir karanlıkta korkuyla koşuyorum, ayaklarım çıplak hep yara, bastığım her yer taş, diken. Biri durmadan bana sesleniyor yardım istiyor. Onu ararken bir uçurumun kenarına varıyorum dipteki kişiymiş yana yakıla yardım isteyen. Rüyada kim olduğunu hatırlıyordum ama uyandıktan sonra kim olduğunu hatırlamıyorum. Koca uçuruma elimi uzatıp o kişiyi kurtarmaya çalışıyorum ama onu yukarı çekmeye güçüm yetmiyor, sonra bir bebek ağlamaya başlıyor. Biliyorum ki ağlayan bebek benim. Ama öyle bir ağlıyor ki biliyorum bana ihtiyacı var, o ağladıkça tüm benliğimi ruhuma kadar yakan bir ateş sarıyor. Bebeğe gitmek istiyorum ama o kişi elimi bırkmıyor, 'Yardımına ihtiyacım var. ' deyip bir türlü elimi bırakmıyor. "
"Öncelikle yapacağın bir şey sana çok zorluklar çıkaracak yapacağın her şeyi iyi ölçüp öyle yap. Yapacağın her neyse önünde de, sonunda da seni çok zorlayacak. Ama sonu müjde ile gelecek. Evlat hayırdır, müjdedir, ferahlıktır elini tuttuğun her kim ise ikinize birdendir bunlar. Bol bol dua et ki yürüyeceğin o karanlığa ışık olsun. " O an Ali Abi'nin söyledikleri düştü aklıma, o kişi arkadaşı Kemal olabilir miydi?
"Allah razı olsun hocam, sizde dualarınızı eksik etmeyin. " Hocam gülümseyerek basını sallayıp omuzumu sıvazladı.
Birkaç dakika sonra çocukların sınıfa dönmeleri ile derse kaldığımız yerden devam ettik.
....
Ellerim, ayaklarım buz tutmuşken yengem ile birlikte yürümeye devam ettik. Girdiğimiz restoranda yengemin beni yönlendirmesiyle döndüğümüz masada Kemal ile ablası oturuyordu. Geçen hafta Ali Abi'nin konuyu bana açmasından sonra olabileceğine karar vermiştim. Bundan sebep büyükler devreye girmiş görüşmemize karar vermişlerdi. Bizim vereceğimiz karara göre ya olacak ya da burda bitecek.
Yanlarına vardığımızda Lütfiye Abla ikimizi karşılayıp yer gösterdi. Oturduktan sonra hoş geldiniz, nasılsınız faslını hızlıca geçti büyükler. Belli ki bizden bile daha heyecanlılardı. Başımı hafif kaldırıp Kemal'e taraf baktım, o da gülümseyerek bana bakıyordu. Kaçırdığım bakışlarımdan sonra yengem elini elimin üzerine koydu.
"Biz yan masadayız. " O ile Lütfiye Abla yan masaya geçtikten sonra Kemal konuşmak için boğazını temizledi. İstifini düzeltip derin bir nefes aldı.
"Beni abinden sebep az buçuk tanıyorsundur. Benimde durumum hemen hemen aynı, ablamın anlattığı kadarıyla tanıyorum. Ama kaç yıldır aradığım eş olduğunu biliyorum. İmanımın yarısını garanti altına almak istiyorum ve bunu seninle istiyorum. Eğer kabul edersen benimle evlenmeni isterim. " Evlenme teklifi etmesini beklemediğimi itiraf etmeliyim. Ama ince düşüncesi de beni mutlu etmedi desem yalan olur. Evliliğe sıcak bakıyordum bu zarif davranışı da kararımı destekledi. Ailesi iyi tanıdığımız insanlardı. Babası ile babamın hatrı sayılır bir esnaf komşuluğu vardı. Aile yapısı olarak ailemize çok benziyorlardı. Abimle iş kurmalarıda bu tanışıklık üzerine olmuştu zaten.
"Allah bu evliliği hakkımızda hayırlı eylesin. "
"Amin! " Sesindeki mutluluk tonu beni de gülümsetti. "Biz Ali ile Adana'ya gidip döndükten sonra senin içinde uygunsa hayırlı halimizi tamamına erdirelim. "
"Tabi münasip olan da budur. " Bakışları bana değen yengeme gelmesi için başımı salladım. Az sonra yengem ile Lütfiye Abla yanımıza gelirken yengem nazikçe müsaade istedi.
"Müsaadenizle biz gidelim artık. "
"Tabi Allah'a emanet olun. "
"Sizlerde. "
Çıkışa doğru yürürken yengem merakına daha fazla engel olamadı.
"Ne diyorsun kızım olur mu bu iş? "
"İnşaallah olur yengem. "
"Hadi inşaallah! " Onun sevincine gülümseyerek yürüdüm. Evlenmeyi kabul etmiştim ama garip bir huzursuzluk gıcık gibi göğsümün orta yerinde baş göstermeye başladı. Kapısını açtığım arabama binerken hayırlara çıksın diye dua ettim.
....
Eve vardığımızda babaannem ile annem sabırsızlıkla bekliyordu. Yengem içeri girer girmez hemen olumlu haberi verirken babaannemin gülümsemesi genişledi. Yanlarına vardığımıda önce babaannemin elini öptüm. Sıkı sıkı sarılıp tebrik etti dualarla. Annemin sevindiği belliydi ama gözleri dolu dolu baktı. Elini öptüğümde ağlayarak sarıldı bana. Gözlerimin dolmasına engel olamadım.
"De yapma Züleyha! " Babaannemin uyarısı ile annem burnunu çekip gözlerini sildi. O sırada Fatıma kıkır kıkır gülerek sarıldı boynuma.
"Allah tamamına erdirsin ablam. "
"İnşaallah. " Yüzüm gülüyordu ama tamam edemediğim bir şey vardı. Fatıma ile birlikte mutfaktan ayrılıp yukarı çıktık. Fatıma şimdiden düğün için planları yapmaya başladı bile.
"Acaba düğün için o beğendiğim elbiseyi mi sipariş versem yoksa Nagihan Abla'ya mı diktirsem? "
"Dur daha ortada nişan yok. "
"E olacak ama, şimdiden hazırlıkları tamam etmek lazım. "
"Senin elinde olsa hemen yarın göndereceksin beni. "
"Gönderirim tabi, sen git ki sıra bana gelsin. " İkimiz birlikte gülmeye başladık.
"Allah iyiliğini versin! "
"Amin cümlemizin! Ee neler konuştunuz? "
"Çok bir şey konuşmadık, abimin dediği gibi temiz, ahlâklı bir insan. Ayrıca zarif bir düşünce yapısı var, evlenme teklifi etti. "
"Ay deme! "
"Vallaha! "
"Bak sen! Şimdiden eniştem benden puan almaya başladı, yarın öbür gün seni satar onu tutarım bak demedi deme. "
"Aşk olsun o el oğlu, ben senin ablanım. " ikimiz birlikte gülmeye devam ettik. "Banyo boş muydu ben bir yıkanayım. "
"Hı hı boş, sen gir ben dereceyi ayarlarım. " Havlum ile kıyafetlerimi alırken Fatıma konbiyi ayarlamak için benden önce odadan çıktı. Bende vakit kaybetmeden banyoya gittim.
Güzel bir banyonun ardından pamuk gibi oldum. Yarınki ders notlarını toparlayıp çantamı hazırladım. O sırada odamın kapısı açıldı.
"Müsait misin kızım? " Annem odanın kapısınıdan bakıyordu.
"Tabi anneciğim! "
"Saçlarını kurutmamışsın yine. " Aldığı havluyu topladığı saçlarımın altına omuzlarıma örttü. Aldığı tarakla yatağıma otururken geçip önüne oturdum saçlarımı taraması için. Her zaman yaptığı gibi nazikçe saçlarımı taramaya başladı. Birkaç dakika sonra burnunu çekmesiyle ağladığını farkettim. Hemen ona taraf döndüm.
"Annem! " Elini tutarak baktım yüzüne.
"Gelin saçını taradıklarında ben nasıl dayanacağım bilmiyorum. "
"Ama sen böyle yaparsan ben kabul ettiğime pişman olurum. "
"Bakma sen bana, hayırlısıyla anne olduğunda anlarsın ancak beni. Karşına hayırlı biri çıktığı için çok mutluyum ama zor geliyor seni gelin etmek işte. Kaderin annelik yönünden kaderime değmesin. " Galiba yaşadığı evlat acılarını benim de yaşamamdan korkuyordu. Başımı göğsüne yasladım gözyaşlarıyla. Sanırım fazla duygusal yapmıştı beni şu evlilik mevzusu. Annemi, ailemi bırakıp gitme fikri içimi burkuyordu.
"Kendini böyle üzüyorsun, ya yine rahatsızlanırsan ben neyleyim böyle evliliği? "
Başımı göğsünden kaldırıp hafif çattığı kaşlarıyla baktı yüzüme.
"Hayra konuş! Seni telli, duvaklı gelin edeceğim ya daha ne isteyeyim. Sen hayırla yuvanı kur, bırak az biraz gözyaşım dökülsün yuvanın sadakası olarak. De hadi dön de saçlarını öreyim. " Boğazım düğün düğün sırtımı döndüm. Annem ağlaya ağlaya saçlarımı tarayıp örerken elinin değdiği her tel saçıma şükür olarak ağladım.
"Oyalanmadan uyu, sabah namazına kalkamayacaksın. " Annem elindeki tarağı konsolun üzerine bırakıp odadan çıkarken içimde anlam veremediğim bir his vardı. Nefes aldığım sürece varlığı daha da belirginleşiyor. Annemin ördüğü saçlarımı okşayarak yatağıma yattım. Gelecek günün benim için hayır getirmesi için dualar ederek uykuya daldım.
...
"Hocam Sude dolaba tırmandı kafasına kitap düştü kanıyor! " Elvin'in söylediği ile gözlerim korkuyla açıldı.
" Nerde? "
"Büyük kitapların olduğu odada! "
"Ya Rabbi sen koru! " Diye dua ederek koştum. "Elvin Ayşe Hoca'ya da haber ver kızım! " Normalde çocukların o odaya girmesi yasaktı ama Sude yine dinlememişti anlaşılan, yaramazlıklarına yetişemez olmuştuk. Koşa koşa telaşla girdiğim odada kitaplar her yere dağılmış Sude oturmuş içinde ağlıyordu yetişip kanayan şakağına baktım. Çok büyük bir şey değildi, muhtemelen sert kapaklı kitaplardan biri düşerken kesmişti. Masanın üzerindeki kutudan birkaç parça peçete alıp yaranın üzerine bastırdım.
"İyi misin kızım? " Telaşıma Sude daha çok ağlamaya başladı. "Tamam sakin ol yok bir şey. Hadi gel biz seninle hastaneye gidip bu küçük yaraya pansuman yaptıralım. " O sırada içeri giren Ayşe Hoca, Sude'yi kontrol etmeye başladı.
"Neren çok acıyor kızım? " Diye sordu sakin bir şekilde.
"Kafam acıyor! " Sude'nin ağlayışları arasında söyledikleri ile Ayşe Hoca başını iki yana salladı.
"Ah çocuğum yetişemiyorum artık senin yaramazlıklarına, Meryem Hocam bizi hastaneye götürün Allah rızası için. "
Hızlı bir şekilde hastaneye yola çıktık. Yolda Sude'nin annesine de haber verdik. Varığımız hastanede acilden giriş yaptıktan sonra Sude'nin annesi de geldi Ayşe Hoca, kursa geri dönmemi isterken onları doktorlara emenet edip dışarı çıktım. Arabama binmek üzereyken bir hanım sesi durdurdu beni.
"Meryem Hanım! " Dönüp baktığım doktor üniformalı kadın doğru kişi olup olmadığımdan emin olmak istercesine bakıyordu.
"Buyrun. " Cevabım onu tatmin ederken hafif tebessümle başını hafifçe salladı.
"Sizinle ivedilikle konuşmak isteyen biri var. Kendisine ayıracak bir parça vaktiniz var mı acaba? " Bu neydi şimdi?
"Kim? "
"Sanırım görünce tanıyacağınız biri. "
"Vaktim olduğunu sanmıyorum. "
"Gerçekten çok önemli olmasa sizi rahatsız etmezdim. "
"Kim olduğunu bilmediğim biriyle görüşemem. "
"Tanıdığınız biri ama kim olduğunu benim söylemeye yetkim yok. " Tövbe estağfurullah!
"Konu neydi? "
"Kendisi size söyleyecek. " Bir yanım merakla git derken, diğer yanım korkuyordu.
"Peki. " Dediğimde doktor hanım başını sallayıp yol gösterdi. Birlikte hastanenin içine geri döndüğüm doktor asansöre yönlendirdi beni. Birlikte girdiğimiz asansör kabinindeki en üst kata düğmesine basması içimde engel olamadığım korkuyu beslerken açılan kabinden birlikte çıktık. Bitmeyecekmiş gibi gelen uzun koridorun sonundaki odayı gösterip kapıyı açtı. Tereddütle girdiğim odada tanıdığım biri vardı.