Yeni dünya

2017 Words
- Hafifçe gözlerimi açarken ayın ışığı gözlerimi aldı, bir anda gözlerimi açtım. Oda değişikti (gerçekti) gözlerime inanamadım. Hemen odanın kenarındaki aynaya koşarken yere çakıldım. Ayağım inanılmaz derecede acıyordu. Baktığımda sağ ayağımda bir alet olduğunu gördüm. Ne olduğunu anlayamadım fakat kendimi zorlayarak kalktım ve aynaya gittim, kendimi görünce irkildim. Duvardan geçerken gördüğüm kız olmuştum. - Beyaz saçlı mor gözlüydüm. Yanaklarıma dokundum fakat tuhaf bir şekilde her yerim ağrıyordu ve çoğu yerim sargılıydı. Acaba bir yerden mi düştüm, Dayak yememişimdir değil mi? Sonuçta Misty çocuklarını çok seviyordu. Üşüdüm ve yatağa doğru emekledim. Ayağım çok ağrıyordu, tam yatağa çıkacakken birden kapı açıldı. İçeri orta yaşlı bi kadın girdi. Hizmetçi gibi giyinmişti, kontrol için geldiğini düşündüm fakat yüzü öyle görünmüyordu. Çok öfkeli bir şekildeydi ve bağırarak: "Yine mi yataktan indiniz, sakat olduğunuzu bilmiyor musunuz? Bana yük olmayı kesin!! " Bu beni çok korkuttu. Kadın da ufacık bir sevgi göstergesi yoktu. " Özür dilerim " - "Tabii ki dilemelisiniz, sizin bu halleriniz beni sıkıyor, paraya ihtiyacım olmasa işi bırakırdım neyseki iyi para veriyorlar." sormak zorundaydım. Burası neresi ismim ne, onun ismi ne? "Bir şey soracağım, senin adın nedir ve benim adım?" Hizmetçi şaşırdı ve bana: "Bu ne saçma soru, aldığınız darbe hafızanızı mı etkiledi ?" Ne tepki vereceğimi bilemedim hizmetçi iç çekerek; "Benim adım 'Jen' ve senin adın ise 'Talia' saçma sorular sormayı kesin! " Okuduğum webtoonlarda o kadar çok hizmetçi gördüm ki hiçbiri bunun gibi değildi. - Eğer büyük ve güçlü olsaydım sen görürdün cadaloz Jen hıh! - "Şimdi uyuyun gece uykumu mahvettiniz. " Beni yatağa koydu ve kapıyı çarpıp gitti. Yatak eski ama yumuşacıktı, hala inanamıyorum, gerçekti yaşananlar. Yanaklarımı sıktım, acıdı ama bu his çok hoştu :) "Yarın ola hayrola..." Diyerek yatmaya başladım. Derin bir uykudan sonra Jen yellozunun bağırışı ile uyandım. "Kalk artık yapacak bir sürü işimiz var." Ne, şaka mı yapıyorsun, sakatsın diyen sendin değil mi? Bu kadın final boss u çıkarsa şaşırmam. "İyi de Jen sen bana sakatsın demedin mi?" - "Yine mi bilmiyormuş ayağına yatıyorsunuz?" Bu çoook sinir bozucu gele gele bu kadın mı gelmiş? - "Hadi yemek hazırlama vakti leydi Misty 10 dakikaya kalkar." Misty... Onu görmek için sabırsızlanıyorum. Lütfen o da kötü olmasın, kitapta oldukça çocuklarına düşkün duruyordu. Topallayarak Jen'e yardım etmeye başladım. Yemekte ufak tefek de olsa 5 yaşında- bir dakika ben kaç yaşındayım?! Hımm... "Jen ben kaç yaşındayım?" Yine tersleyecek diye beklerken bu sefer normal bi şekilde; - 5 yaşındasın ve üç ay sonra 6 olacaksın. WOW! Şaşırttın beni Jen. Güzel bi şekilde konuşabiliyormuş :) - Hadi sofrayı taşı. "Pardon, ne?" - Yeter artık be, her şeyi sormayı kes! "Özür dilerim." Jen arabayı alarak, " takip et " dedi. Yürümeye başladım, her yürüdüğümde sarayın güzelleştiğini fark ettim ve Jen durdu kapıyı 3 kez çaldı ve arabayı bana vererek, - Bundan sonrası senin; git masayı kur, zaten geç kaldık. Tüm suç bana kalacaktı, korkarak içeri girdim. İçerde on tane hizmetçi vardı ve sadece ayakta duruyorlardı. Yemeği ben taşırken on hizmetçinin boş boş durması çok sinir bozucuydu. Yemekleri dizerken Jen geçe kaldığımızı söyledi fakat Misty hala ortalıkta yoktu. Sürahiyi koydum, tam bardağı koyacakken elim kaydı ve bardak düşerek kırıldı, yutkundum ve etrafa bakındım. Hizmetçiler kıpırdamıyordu bile birden kapı açıldı ve içeri bir hizmetçi ve Misty girdi. Çok güzeldi... Simsiyah uzun ve gür saçları beline kadar geliyordu. Üstü cevherlerle kaplıydı, gözlerinin yeşili çok canlıydı fakat suratı inanılmaz asıktı. - Buranın hali ne? Söyleyin! Hizmetçilerden biri bir adım atarak, "Sofra kurulurken Talia bardağı düşürdü leydim." Misty bana döndü ve hızlıca gelerek omzumdan tuttu. Çok korkmuştum. "Ne cüretle benim bardağımı kırarsın?" Kocaman sarayda bardak için sinirden deliye dönmüş duruyordu. "B-ben üzgünüm leydim, bilerek y-y- yapmadım. " "Topla her tanesini, ellerinle topla HEMEN!!" Korkmuş bir şekilde yere eğildim ve camları toplamaya başladım. Ellerim çok küçüktü ve tuttuğum her cam ellerimi kesiyordu. Asıl daha korkunç olan her elim kesildiğinde Misty' nin attığı kahkahaydı. "Aferin böcek, şimdi kaybol! " Misty masaya otururken ben de odadan çıktım. Kitapta delirdiği yazıyordu fakat bu kadar cani olduğu yazmıyordu. Bu çok kötü... ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• - Günler geçerken Talia'nın çektiği eziyetler artıyordu. Bu onu boğmuştu iyice fakat elinden bir şey gelmiyordu, daha 6 yaşına bile girmemişti. "Bu çok sıkıcı." - Sanki saatler günler gibi geçiyordu. 6 yaşıma 2 ay kalmıştı. Boş boş temizlik yapıyorum ne yani Pythonissam beni bu dünyaya temizlik yapmak için mi gönderdi? Daha sarayın dışını göremedim. Bakabildiğim her yerden baktım fakat bu eski sarayın görünür tek yeri kocaman bahçeleri.. Tam düşüncelere dalmışken arkamdan bir ses yükseldi. "Talia içeri gel kıyafet dikilecek." Şaşırmadım... Bu kıyafetleri bilerek yırtmıyorlarsa bende bir şey bilmiyorum. "Geliyorum." Dikiş saatler sürdü bence gerçekten bilerek yırtıyor. Dikerken uzaktan kıkırdayıp duruyorlar. Offf! hikayenin bu tarafını bilseydim kabul etmezdim. Karnım çok aç hayatta kalma mücadelesi veriyorum resmen. Halbuki her okuduğum webtoonda böyle olsa bile göze alırdım derdim. büyük konuşmayacağım artık... "Oh artık yatma vakti" Yatağıma giderken sarayda sesler yükselmeye başladı. "Yine ne oluyor ki?" Yatağıma gittim. Misty sürekli sinir krizi geçiriyor ve onun triplerini bugün çekemem. Ne de olsa yarın sinirini çıkarır yatağıma geçtim ve sesleri duymazdan gelerek uyudum. Bilincim yerine gelirken nazik bir ses duymaya başladım. - "Balkır" "Uyuyorum" - "Balkır!" "Uyuyorum dedim ya- bir dakika." Kendime gelince bu sesin Pythonissam'a ait olduğunu anladım. "Pythonissam ne işin var burda? Beni kandırdın gibi geliyor. Burası resmen kötülük dolu." - "Üzgünüm Balkır işlerim vardı ve gelemedim yoksa asla seni terk etmem." "Çok da inandırıcı gelmiyor ama neyse..." Pythonissam'a yüzümü döndüm; "Gerçekten üzgünüm Balkır, buraya gelir gelmez anıların olmalıydı fakat ben sana anıları veremedim." Yüzümü geri Pythonissam'a döndüm ve "Kaç gündür o gıcık hizmetçiye sorular sormak zorunda kaldım ve Misty bilmediğim şeyler yüzünden beni dövdü. Beni buraya hikayeyi değiştirmem için getirdin fakat zaten bu hapis gibi yerde bir şey olacak gibi değil." - "Balkır sen kahraman olacaksın tabii ki, sadece bu biraz zaman alacak." Aklıma gelmişken; "Pythonissam söyler misin yaşadıklarım kopuk kopuk..ve bazen karakterler beynini kullanmıyor gibi bu hikaye olduğu için mi böyle ya da ne bileyim bu insanlar mı beyinsiz?.." Pythonissam gülmeye başladı ama biraz korkunç bir şekilde: "Hikayeden dolayıdır," dedi. "Neyse bana anıları ver Taila'nın daha fazla sıkıntı çekmesini istemiyorum." "Anıları hatırlamak üç gün sürecek Balkır üç gün ağır bir şekilde hasta olacaksın ve söylemem gerekiyor ki burada geçirdiğin süre boyunca geldiğin dünyadaki anıların kaybolacak fakat tamamen unutmayacaksın." "Ne, bana bundan bahsetmedin!!" Fazla aptalım hikaye evrenine gitmek aklımı o kadar çeldi ki adam akıllı soru bile sormadım. "Off yapacak bir şey yok hazırım anıları göster." Pythonissam ellerini başıma koyarak kısık sesle bir şeyler söylemeye başladı. Sözleri bitince kafam deli gibi ağrımaya başladı ve oracıkta bayıldım... Gözlerimi açtığımda sanki hiçliğin ortasında gibiydim, birden her yer değişti. - "Anne neden beni dışlıyorsun? Elimden geleni yapıyorum. " Bu Talia'nın sesi. - "Sen benim kızım değilsin. Sen o Camellia'nın kızısın." - Ne, yerine geçmesine rağmen bunu kabul edememiş mi ? - "Bana benziyor musun, sence? Beyaz saçlar, ışıl ışıl mor gözler... Peki ben; siyah saçlarım ve yeşil gözlerim... Sence sana benziyor muyum? " Bir bakımdan doğru söylüyor. Gerçekten eğer onun kızı olsaydım onun gibi olmam gerekirdi. - "O rahibe herkesi kandırdı. Gerçekleri görünce bana deli dediler ve beni tanımadığım bir çocukla buraya hapsettiler. Her şey... haha her şeyi biliyorum ve sonucu ölüm bile olsa bu dünyadan gideceğim!" - Ne o da mı benim gi- - "Hayır" - "Pythonissam ne işin var burada?" - O gelince anılar durdu. O çok güçlü olmalıydı. Pythonissam gergin ama neşeli duruyordu. - "Deli bir insandan ne beklenir? Hahaha küçük bir çocuğa dedikleri saçmalıktan ibaret. " - "Anladım devam edebilir miyim artık?" - "Tabii ki. Üzgünüm böyle bölmemeliydim." Anılar devam etmeye başladı fakat değişti. Çok tuhaf... Misty'nin sözleri anlamsızsa neden Pythonissam onu durdurdu? Şu an sadece Pythonissam'a güvenebilirim umarım. Anılar geçti gitti. Sevdiğim şeyler, Misty'nin yaptıkları... Çok zalim biri. Her anısı dövülmek olan kız; elimi yumruk yaptım ve merak etme Taila bundan sonra seni kahraman yapacağım!. Anılar bitince bilincim gerçeklikle açıldı. Çok kötü hissediyordum, etrafıma baktığımda hiç kimse yoktu. - "En azından hastayken yardım edilseydi..." - "Pythonissam?" Pythonissam çağırdığımda gelir sanmıştım, off!.. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Zaman hızlıca geçmişti. 7 Ekim olmuştu. Talia'nın doğum günü olsa da kimsenin umrunda değildi. Misty, ona gözlerinin önünde yırttığı elbiselerini dikmesini istedi. Doğum günü olduğu için ona bilerek eziyet etti, yırttığı elbiseleri hiç giymiyordu bile... Öğlene kadar dikiş ile uğraşan Talia, bitirip getirdiğinde Misty ufacık bi hasar var mı diye kontrol etti. Dikilmemiş ufacık yeri görünce hem Talia'yı dövdü hem de elbiseleri komple yırttı. - "Jen, onu çatıya koy ve kilitle. Elbiseleri gece bitirsin." Çatı katına geldiklerinde Misty'nin dediği gibi Jen kilitledi ve gitti. - "Off! Bi' dünya işim var. Ne kadar özen göstersem de yapamıyorum..." Çatıdaki küçük camdan ay ışığı girerken istemeden ağlamaya başladım. - "4 yıl... İstemiyorum, İSTEMİYORUM! " - 3 ay oldu ve her günüm kötü geçiyor. - "Koskoca 4 yıl nasıl geçecek? Kim bi-" Birden kapıdan açılma sesi geldi. Acaba Jen mi? İmkanı yok ama kim? - "Jen sen misin? Dikişler bitmedi daha." Birden elimdeki elbise ve diğerleri havalandı. Mor bir duman ile hepsi düzeltti ve geri düştüler. - "N'oluyo be?!" Korktum! Bu Pythonissam'ın kullandığı güce de benzemiyordu. Yerde mor ayak izleri çıkmaya başladı. - " Takip et! " Korkunçtu ama bir tarafım da gitmek istiyordu. Aşırı merak öldürür derler ama... - "Zaten göreceğim kadar kötülük gördüm." İzleri takip etmeye başladım. Beni sarayın kapısına kadar getirdi ve oranın da kilidi açıldı. Orman a doğru gitmeye devam etti ayak izleri. Takip ettim ve bir uçurum kenarına geldi. Orada arkası dönük bir kadın duruyordu; tavşan kulakları vardı, uzun koyu mor düz saçları rüzgar ile sallanıyordu. Bana doğru dönünce kulakların aslında maske olduğunu gördüm. Mor tavşan maskesi... Yüzünün yarısını kaplayan çok güzel bir maskeydi. - "Seninle tanışmayı sabırsızlıkla bekliyordum Talia." - "Sen de kimsin?" - "Ben 'Beatrix'. Buraya hikayenin kahramanı için geldim. " - "Bunun doğum günümde olması tesadüf mü? Yoksa bu vakti mi bekledin Beatrix?" - "Maalesef geç kaldım. İşim gerekenden daha uzun sürdü." Hiç kötü biri gibi görünmüyordu. "Sana nasıl güvenebilirim Beatrik? " - "Hımm... İsmi söyleyemedim." "Beatril?" -"Off!" Telafuz edemiyorum, bu çok utanç verici. - "Hahaha Talia hahaha çok tatlısın." - "Bana Violet de." Violet... Söyleyebildim hehehe böyle daha iyi. - "Violet söyle bana sana nasıl güveneyim?" Violet duraksadı ve; - "Sana geldiğin ülkeyi göstermeme ne dersin? Maalesef sana nasıl güven sağlayabilirim bilmiyorum." Hımm kabul etmem lazım. Çok merak ediyorum kabul edeceğim. - "Peki! Görmeyi çok istiyordum." - Violet beni kucağına aldı ve birden uçmaya başladı. - "Aaaaaaaaaaaaa!" Bu çok korkunç. "Çok yüksek!!çok yüksek!!" birden durdu. - "Evet gözlerini açabilirsin. " - Gözlerimi açtığımda şok oldum. Çok mükemmel duruyordu. Bu harika! Ana saray gökyüzüne kadar uzanıyordu ve tepesinde dönen daire; etrafında da beş tane pasparlak yıldız vardı, üstte ve aşşağıda da solmuş 3 yıldız vardı. - "Violet, bu yıldızların anlamı nedir? " - "Bunun anlamı sizlersiniz Talia. O parlayan beş yıldız kardeşlerin ve sen; sönük yıldızlar ise ölmüş olan üç kız kardeşin, ortadaki dairenin içindeki güç ise kralı temsil eder." - "Bu çok görkemli duruyor." - "Kesinlikle leydim." - Violet beni geri indirdi ve yanaklarımı tutarak: "Sizin için burdayım leydim" - "Hayatım o kadar tuhaflaştı ki... Daha tanışmamız bir saat olmasa bile sanki senle yıllardır tanışıyor gibiyim." Yanımda biri olması beni iyi hissettirmişti. Pythonissam beni buraya getirse bile ona bu kadar ısınamadım. - "Bana güvenebilirsiniz leydim artık hep yanınızdayım. " - "Violet tanıştığımızda bana hikayenin kahramanı dedin, ne demek istedin?" Soracak vaktim olmamıştı. - "Kehanet leydim. Sizin hakkınızda yıllardır buraya gelip sizi görmek istedim ama imkanım yoktu. Artık var ve kehanetteki kahramanımız için elimden geleni yapacağım emin olabilirsin." - "Kehanet mi?" Violet bir an duraksadı ve ne diyeceğini bilemez bir halde; - "Leydim bu dediklerimi unutun olur mu?" - "Ama neden?" - "Çünkü bu bir sır. Size kehaneti söyleyemem." - "Pekala! O halde lütfen eve dönebilir miyim? Çok uykum var." Violet elimden tuttu ve beni odama uçurdu. - "Bugün olanlar çok güzeldi Violet. Teşekkür ederim. " - "Her zaman leydim. Bana seslenmeniz yeterli. Görüşmek üzere..." Bir anda ortadan kayboldu. Violet ile tanıştığım için mutluydum. Çok uykum var, artık yatmam lazım. Gözlerim hafifçe kapandı ve uykuya daldım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD