16

1005 Words
Ziyafet için herkes büyük salonda toplanmıştı. Sağ Kol Yüce Efendiyi takdim etti herkes ayağa kalkıp efendisini selamladı. Yemekten hemen önce Sol Kol Menekşe'den müsaade isteyip ayağa kalktı. "Değerli üyelerimiz. Sizlere Yüce Efendimizin emri ve onayıyla tarikatımıza katılan yeni üyemizi takdim ediyorum. Efendimiz ona Makine adını verdi." Gülen Ay ayağa kalkıp elindeki kadehi kaldırarak herkesi selamladı. "Yemeklerinizin tadını çıkarın," dedi Menekşe. "Yakında Arazi'ye yeni bir sefere çıkıyoruz!" "Çok yaşayın Yüce Efendimiz!" diye bağırdılar hep bir ağızdan. Bu sırada tüm feribotlar Küçük Ada'ya yanaşmıştı. Kırlangıç'ın ekibi silahlarına susturucuları takıp bekleyen bütün nöbetçileri öldürdüler. Şimdi sıra tarikat binasının önünde içeri girmek için gece gündüz bekleyen tarikat mensubu adaylarındaydı. Susturucuları çıkarıp hepsini tarayacaklar, içerideki casuslar ilk silah sesini duydukları anda masadaki bıçakları alıp yanlarındaki mensupları öldürerek masanın altına saklanacaklardı. 32 hırsız yan yana oturuyordu. Her bir gerçek tarikat mensubunun yanında Kırlangıç'ın adamı oturacak şekilde konumlanmışlardı. Böylelikle tek hamlede, sadece bir saniye içinde 16 kişi birden ölmüş olacaktı. Sol Kol ise Menekşe tarafından kendisine özel tahsis edilmiş olan kılıcını Sağ Kol'a saplayacaktı. Böylece geriye Menekşe dahil 29 kişi kalmış olacaktı. 16 tecavüzcü, 8 işkenceci, 4 cellat ve Menekşe. Kırlangıç'ın ordusu da girer girmez hepsini kurşuna dizecekti. Gülen Ay'ın eli titremeye başladı. Sabırla dışarıdan gelecek olan silah sesini bekliyordu. Bir süredir tarikatın içinde bulunup yaşanan bütün katliam ve çirkinliklere tahammül etmiş olan diğer 16 kişi bile heyecanlıydı. Biraz sonra kazanmayı hayal ettikleri zaferleri için çok fedakarlıklar etmişlerdi. Ve silah sesleri duyuldu... Tarikat mensupları ne olduğunu bile anlamadan yanlarındaki casuslar tarafından boğazlarından bıçaklandılar. Her biri tereddüt bile etmemişti. Bıçağı yanlarındaki tarikat mensuplarına saplayıp masanın altına saklanmaları iki saniye bile sürmedi. Kırlangıç ve ordusu dışarıda bekleyenleri öldürüp içeri girmişlerdi bile. Daha şoku atlatamamış olan Kötüler Tarikatını kurşuna dizdiler. Geriye bir tek Menekşe kalmıştı. Kılını bile kıpırdatmadı. Yüzünde en ufak bir korku ifadesi yoktu. Aşırı soğukkanlıydı. Olan biten umurunda bile değildi sanki. Gülen Ay silah sesleri kesildiğinde masanın altından çıkıp ablasına koştu. Güneş kardeşine bakıp gülümsedi. Kırlangıç gurubun önüne geldi. Menekşe'nin yanına ilerledi. "Aferin Kırlangıç. İyi bok yedin! Bu ekibi kurmak için epey uğraşmıştım. Hoş, gerçi içimizde hain kaynıyormuş. Ama olsun önemli değil. Dünyada şerefsiz mi yok. Baştan toplarım." En çok güvendiği ikinci kişi olan Sol Kol'a ve diğer casuslara baktı, "Ve siz hainler! Size bir şans veriyorum. Bu orospuya gözümün önünde işkence ederseniz hepinizi zengin edeceğim!" "Kes sesini orospu!" dedi Sol Kol, "bitti." Menekşe kahkaha attı, "Sizi aptallar. Gerçekten kötülük dediğiniz şey bitebilir mi? Söylesenize siz çok mu iyisiniz? Bakın bir sürü insanı gözünüzü kırpmadan öldürdünüz. Sizin kuracağınız adalet sistemi cinayetlere mi dayanıyor? Hani nerede kanun, hukuk, nizam dediğiniz siz fakirler için uydurulmuş şeyler?" "Kanun insanlar içindir" dedi Kırlangıç, "Canavarlar iflah olmaz." "Küçükken de böyle aptaldın sen. Seni hemen kandırırdım. Sevgili babamız bu yaptıklarını duyunca ne seni yaşatır, ne de yanındaki bu bir avuç acizleri." Kırlangıç tebessüm etti. "Hazır mı?" diye bağırdı iletişimden sorumlu yardımcılarına. "Evet" dedi yetkili kişi. "O halde herkesi uyandıralım." Ve tek bir tuşla Büyük Ada'da bulunan bütün ekranlar açıldı. Meydandaki insanlar ekranlara kilitlendiler. Gördükleri korkunç görüntüler karşısında şok oldular. Tanıdıkları, bildikleri saygın politikacılar insanlara işkence ediyor, çocuklara tecavüz ediyor ve bu vahşeti gerçekleştirirken büyük bir haz duyuyorlardı. Ülkenin yöneticileri ve dalkavukları mümkün olduğunca hızlı müdahale edip ele geçirilen sistemlerini kapatmayı başardılar ama görüntüler yayılmıştı artık. İnsanların kısa süre içerisinde örgütlenip başkent Kale'ye yürümesi çok kısa sürdü. Muhafızların bir kısmı böylesine büyük bir isyanın bastırılamayacağını anlayıp ahlaksız yöneticilerini korumayı bıraktılar. Zaten çok büyük bir kısmı yapılan dehşet verici şeylerden ötürü onlardan nefret edip halka katılacaktı. "Ne zannediyorsun?" dedi Menekşe, "Bir süre sonra her şey eskiye dönecek. Dünyayı acımasız zenginler yönetti ve her zaman öyle olacak. Bir düşün, çok zenginsin ve istediğin her şeyi elde edebiliyorsun. Parayla satın alabileceğin legal zevkler tükendiğinde ne yapacaksın?" "Düşünemem. Senin gibi hiçbirimiz düşünemeyiz. Şimdi o çeneni kapat!" "Ne yapacaksın? Yoksa beni de mi ablamız gibi melek yapacaksın?" Bu söz bardağı taşıran son damlaydı. Kırlangıç çok öfkelendi. Kan beynine sıçramıştı. İki eliyle ablasının boğazını sıktı. Menekşe güçlükle konuşmasını sürdürdü, "Evet evet hadi beni de zavallı ablam gibi nefessiz bırakarak öldür!" Kırlangıç daha da öfkelendi ve daha güçlü sıktı Menekşe'nin boğazını. "Tek elle kardeşim tek elle! Kediyi boğduğum gibi. Hiç mi öğrenmedin ablandan!" Kırlangıç artık tüm gücüyle sıkıyordu. Menekşe'nin sesi kesildi, yüzü kıpkırmızı oldu. Zar zor, "dur" diyebildi. Ellerini Kırlangıç'ın ellerine götürüp kurtulmaya çalıştı. Bir müddet sonra beceremeyip kalan gücüyle Kırlangıç'ın omzunu yumrukladı. Yumrukları çok etkisizdi. Kırlangıç bir anlığına küçükken ablası o masum kedi yavrusunu boğduğunda ona attığı nafile yumrukları hatırladı. Menekşe'nin gözleri pörtlemişti. Sonunda öldü. Kırlangıç boğazını sıkmaya devam ediyordu. Aygır ve Mühendis onu çekmeye çalıştılar. Kırlangıç tüm gücüyle devam ediyordu. "Dur!" dedi Aygır, "Bitti artık." Kırlangıç durmuyordu. "Bitti Kırlangıç! Öldü! Hepsi öldüler!" diye yüksek sesle bağırınca Kırlangıç kendisine geldi. Ablasının güzelliğinden eser kalmamış olan cansız suratına baktı. Hiçbir şey hissetmedi. Kötüler tarikatı yok edilmişti. Halk ayaklanması ve protestolar bütün bölgelerde sabaha kadar devam etti. Sonunda zaten sınırlı bir kara parçası kalmış olan dünyada kaçacak yer bulamadılar. Kaçanlar da kısa süre içeresinde yakalandılar ve yargılandılar. Bir kısmı idam edildi. Bir kısmı intihar etti. Netice olarak hiçbirinin yaptığı kötülük yanına kâr kalmadı. Gene de onlar tarafından mağdur edilen insanların içten içe yaşadıkları acılar baki kalmıştı. Ebeveynler kaçırılan çocuklarının yasını tutmaya devam ettiler. En sevdikleri gözlerinin önünde katledilen insanlar yaşadıkları süre boyunca hep üzüldüler. Aradan yıllar geçti. İnsanlar artık başlarına getirdikleri yöneticileri düşünüp tartarak seçiyorlardı. Gülen Ay ve Güneş Arazi bölgesinde bir süre yönetici danışmanlığı yaptıktan sonra istifa edip çoluk çocuğa karıştılar. Barış içinde uzun ve güzel bir hayat yaşadılar. Kırlangıç, Menekşe'yi öldürdükten sonra boşluğa düştü. Sanki hayattaki bütün hedeflerini gerçekleştirmiş ve artık yaşamasının bir anlamı kalmamış gibiydi. Gene de Kırlangıç ve ekibinin de mutlu denebilecek hayatları oldu. Yüz yıllar geçti. Çıkarcı, kötü niyetli insanlar hep sahnedeydi. Gene savaşlar çıktı, gene yıkımlar oldu. Yıkımlar düzeni getirdi… Bir süre sonra düzen gene bozuldu... Birileri gene düzen için mücadele etti. Yeni kötüler, yeni kahramanlar çıktı ortaya... Yıllar geçtikçe sular daha da yükseliyor, yaşam alanları daha da daralıyordu. İnsanlar kalan bir avuç toprağın sahibi olabilmek için diğerlerini öldürdüler. Fakat sonunda son kara parçası da suya karıştı ve son insan da balıklara yem oldu... Nihayet bütün kargaşa bitmişti. Çünkü insanlık sona ermişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD