2

1449 Words
Büyük kalabalık gözyaşları içerisinde cenazelerini suyun yüzeyine bıraktılar. Kasabanın bilgesi kalabalığın önünden sahilde suyla kumun karıştığı yere kadar gelip diz çöktü ve ellerini ıslak kuma gömdü, “Ey dünyanın hâkimi, denizin dibindeki Yüce Tanrı. Ölülerimizi huzuruna kabul et! Onları hak ettikleri sonsuz huzurlarına kavuştur. Onlar ki acımasız iblisin hizmetkarları tarafından hunharca katledilirken bile senin gücünden ve merhametinden bir kere bile şüphe etmediler…” İnsanlar Yaşlı Bilge’yi dinlerken Gülen Ay alaycı, sinirli bir tavırla tebessüm etti ve etrafındakilerin de duyabileceği bir şekilde; “saçmalık” dedi. Etrafındaki birkaç kişi dönüp göz ucuyla ona bakınca ablası refleks olarak kardeşini dürtme gereği hissetti. Gülen Ay ablasına karşılık vermemek için kendini zorladı fakat susmadı; “Ölenlerin içinde arkadaşımda var. Ve arkadaşım Ahir değildi. Bilge dedemin söylediği gibi denizin altındaki tanrının varlığına hiçbir zaman inanmadı. O bir aynınatapandı! Ablası Güneş hızlı bir şekilde saçlarını savuşturup kardeşini kendine çekerek sinirli fakat mümkün olduğunca sessiz bir şekilde konuştu; “Eğer bahsettiğin kişi Parlayan Nehir ise onu ben de tanırdım ve aynınatapan olduğunu biliyorum. Fakat ailesi sadece birkaç sıra önümüzde ve biricik kızlarını kaybettikleri için oldukça üzgünler. Ve canım kardeşim sen de çok iyi biliyorsun ki ailesi her zaman inançlı Ahirlerdi. Ve Ahirler eşcinselleri sevmez!” “Hiçbir şey öz kızlarının bir eşcinsel olduğunu ve bununla da kalmayıp hemcinslerine taptığını, hatta ve hatta denizin içinde bir tanrı olduğu zırvalığıyla her daim alay ettiği gerçeğini değiştirmez!” Cümlenin sonuna doğru ses tonu yükseldiği için bu sefer kalabalıkla beraber dedeleri olan Yaşlı Bilge de yere gömdüğü kafasını çevirip torununa baktı; “Sevgili torunum Gülen Ay! Adının aksine her zaman asi ve sabırsız bir oğlan oldun! Biliyorum ölenlerin içinde seninde dostların vardı ve sende bir an önce intikam almak istiyorsun. İşte tam da bu yüzden tanrıya bize bu intikam fırsatını vermesi için dua etmeli…” “Yeter artık!” diye araya girdi asi çocuk. Senelerdir duyduğu aynı saçmalıklara tahammülü kalmamıştı. Gülen Ay’ın bağırmasıyla sessizlik buz kesti. Yakışıklı ve bir o kadar asi genç sinirli ve kendinden emin bir şekilde ortaya geldi. Bir müddet derin derin insanları süzdü. Etrafındaki kalabalık şaşkınlık ve merak içerisinde neler olup bittiğini anlamaya çalışıyor, Gülen Ay’ın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyordu. “Yetmedi mi artık aynı teraneler! Bu sefer tam 27 insanımızı katlettiler! Bu boklar her seferinde daha da canileşiyor, daha da acımasız oluyorlar. 27! 27 can! Aralarında yaşı benden daha da genç olanlarda var. Artık kabul edin! Bu şey eskiden altı ayda bir olurken şimdi en fazla iki ayda bir tekrar ediyor. Sizin iblise itaat ediyor dediğiniz bu caniler de bizim gibi insanlar ve bu katliamı sırf zevk olsun diye yapıyorlar. Ve bu katliam sadece bizim bölgemiz Arazi’de gerçekleşiyor! Neden biliyor musunuz? Çünkü biz fakiriz! Zavallıyız! Diğer altı bölge huzur içinde yaşarken biz her lanet gün korku içerisinde hareket ediyoruz! Evlerimizin kapıları her daim kilitli ama ne fayda! Kötüler öyle bir kıyım yapıyorlar ki karşılarında ne kapı kalıyor ne baca! Yöneticilerimiz bu konuda hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü onlarda tıpkı bizim gibi zavallılar. Kim bilir belki de iş birliği içerisindelerdir? Bugün bu caniler kasabamızı bastılar. Evlerimizi yaktılar. Çocuklarımızı kaçırdılar! İnsanlarımızı sırf zevk için doğradılar! Kafalarını bedenlerinden ayırdılar ve onlara tecavüz ettiler! Bu sadistler bunu zevk için yaptılar. Henüz iki ay önce 20 canımızı denizin dibine göndermişken şimdi 27 tane daha! Hepimiz ölene kadar devam edecekler! Ve bütün bu olanlara rağmen kimilerinizin tek derdi hâlâ dini zırvalıklar mı? Şu gerçeği artık kabul edin; Denizin dibinde bir tanrı yok! Suya bıraktığımız cesetler balinalara yem oluyorlar!” Kalabalığın içinden yaşlı bir kadın öfkeyle bağırdı, “Tanrıyı sinirlendirmemelisin! Belki de senin gibi inançsızlar yüzünden bu olaylar bizim başımıza geliyor!” Bunu söylerken kadın kendinden oldukça emindi- evet evet kesinlikle o nedenle olmalı havasına büründü. Kalabalığın içinden bir uğultu yayıldı. Kimileri dindar kadını haklı bulurlarken kimileri ise Gülen Ay’ı desteklediler. Kasabanın gençlerinden Akbaba lakaplı kişi araya girdi, “Bakınız her şeyin bir usulü var. Yönetim bu konuda hiçbir şey yapmıyor! Bu çirkin katliamlarla alakalı şikayetimizi daha üst düzeydekilere bildirmeliyiz. Kısmetse bir dahaki seçimlerde seçimi kazandığımda…” “Bıkmadınız mı artık!” diye aniden parladı Güneş. Kalabalığın arasından sıyrılıp kardeşinin yanına geldi. Sarı uzun saçları ve masum güzelliğiyle her daim göz dolduruyordu. “Kardeşim haklı! Yönetim diğer bölgelerin aksine burada sadece göstermelik var! Sorunumuzu başka şekilde çözmeliyiz. Ama burası bunu tartışmamız gereken yer ve zaman değil. Hele ki senin şov yapma yerin hiç değil Akbaba!” “Tamam da biz zaten onlarla savaşıyoruz” dedi biraz önceki dindar kadın. “Hayır savaşmıyoruz, direniyoruz. Direnmemiz bir şeyi değiştirmiyor!” Bir müddet sessizlik hâkim oldu ve kimse bu sessizliği bozmadı. Son ceset de denize uğurlandıktan sonra herkes evlerine dağıldı. Gülen Ay eve en son girdi ve kapıyı hızla çarptı. “Artık sakin olacak mısın kardeşim!” diye gürledi Güneş. “Olmayacağım!” diye bir hayli şiddetli karşılık verdi genç oğlan. “Bu katliamlar devam ettiği müddetçe ben sakin falan olmayacağım. Etrafımda bunca beyinsiz varken ve bu çirkin düzende yaşamaya devam ettikçe sakin olmam imkânsız. Sen de olma!” Bir an göz ucuyla Bilge dedesine baktı ve onun her zamanki durgun soğukkanlı halini görünce daha çok sinirlendi. Güldü fakat sinirinden. “Sen sakinlik konusunda dedeme çekmiş olabilirsin. Fakat kusura bakmayın her kime çekmişsem benim sizin aksinize sinirli bir yapım var. Çünkü şunu biliyorum ki bir gün sıra bize de gelecek. Yapılacak şey belli; Buradan defolup gideceğiz. Beşinci bölge buraya yakın. Büyük Yıldız’a taşınabiliriz. Orası yeterince büyük ve oradaki insanların refahı bize oranla çok daha yüksek.” Güneş ağlamaya başladı. Her zaman çok duygusal ve iyi niyetliydi. Son zamanlarda süregelen bu katliamlar onu psikolojik olarak çökertmişti. “Olan biten benim daha çok canımı yakıyor kardeşim. Kaçıp gitmek çare mi? Ömrümüz boyunca buradaydık. Burası bizim evimiz. Bu kötülere dur demenin bir yolu olmalı. Sadece onlara değil, dünyadaki bütün kötülüğü yok etmenin bir yolu olmalı. Sen bilmiyorsun ama ben de uzun süre evvel dua etmeyi bıraktım. Çünkü Tanrı ya yok ya da beni duyamayacak kadar meşgul! Evet haklısın. Tanrı bütün bu olup biten kıyıma nasıl müsaade ediyor? Altıncı bölge maalesef fakirliğe ve cahilliğe mahkûm edilmiş vaziyette. Aklı başında olanlarda çakallık peşinde. Cenaze sırasında Akbaba’yı duymadın mı? Konuyu hemen yönetime bağlayıp kendi reklamını yapmaya teşebbüs etti." Esasında adı Akbaba değildi. Fakat kasabanın en alavarecisi olduğu için ona Akbaba lakabı takılmıştı. Siyaset fakültesinden çok düşük puanla mezun olmuş ve kasabasına döner dönmez Yöneticiliğe aday olmuştu fakat kasabalı onu küçüklüğünden beri tanırdı. Borcunu inkar eden, insanların arkasından kötü konuşup yüzlerine gülen ve kendi çıkarları uğruna her şeyi mubah sayan biriydi Akbaba. O yüzden seçimleri kaybetti. Arazide de diğer tüm bölgelerde olduğu gibi her üç yılda bir seçim yapılıyor, son 15 yıldır seçimleri mevcut yönetici Yıldırım kazanıyordu. Esasında bölgenin durumu hiç iç açıcı değildi. Fakat Arazi’nin insanları o kadar fakirdi ki Yıldırım’ın her seçim öncesi yaptığı baklagil yardımına muhtaç oldukları için oylarını hep ona veriyorlardı. Oysaki Arazi bölgesi bir zamanlar her daim mutlu bir yerdi. Kuzey, Güney, Doğu ve Batı tarafı olarak dört kasabadan oluşan bölgede ilk önce Kuzey tarafı yozlaşmaya başladı. İnsanların birbirlerine olan tahammülleri gün geçtikçe azaldı ve sokaklarda kavgalar başladı. Çok geçmeden bölgeye kötüler gelmeye başladı. 20 yıl önce ilk geldiklerinde Kuzey tarafında asla görülmemiş bir kıyım yaşandı. 128 masum insanı canice katlettiler. Kasabanın genç kızlarına ailelerinin gözleri önünde tecavüz ettiler. Güneş o zamanlar henüz üç yaşındaydı. Gülen Ay ise henüz annesinin karnında bebekti. Tam da o gün zavallı annelerinin sancısı tuttu ve Gülen Ay doğdu. Kötüler evlerinin hemen önünde insanlara işkence ediyorlardı. Sıranın onlara geleceğinden korktular. Anne ve babaları Gülen Ay ile Güneş’i o zamanlar henüz o kadar ham olmayan dedelerine emanet edip Batıya kaçmalarını orada güvende olabileceklerini söylediler. Güneş olan biteni bir oyun zannedip dedesinin peşinde koşarken Gülen Ay zavallı adamcağızın kucağında ağlayıp duruyordu. İki gün sonra geri döndüğünde oğlunun ve gelininin cesetlerini buldu. Onları denize gönderdikten sonra Kuzeye asla dönmemek koşuluyla torunlarıyla Batıda yaşamaya başladı. Zamanla Güneş ailesini sormaya başlamıştı. Dedesi sadece uzaklara gittiklerini söyledi. Fakat zaman geçtikçe Güneş artık gerçeği idrak edebiliyordu. Ailesinin de kötüler tarafından öldürüldüğü gerçeğini zamanla kabul etti. Dedesi 70 yaşını doldurduğunda diğer bütün 70 likler gibi Yaşlı Bilge unvanıyla anılmaya başladı. Çünkü bölgede 70 ine kadar yaşayabilen çok az kişi vardı. İnsanlar genelde genç yaşta düşük hayat şartlarından ötürü hastalanıp ölüyordu. Uzun süre yaşayanlarda gerçekten diğerlerine oranla daha çok şey biliyordu. Fakat durgunlaşmıştı o da diğerleri gibi. Gün geçtikçe daha da sessizleşti. Elinden geleni yapıp torunlarını yetiştirdi. İkisini de okula gönderdi fakat maddi imkansızlıklar yüzünden önokuldan mezun olduktan sonra onları Fakülteler’e gönderemedi. Gülen Ay haylazlık peşindeydi ama Güneş’in potansiyeli hep vardı. O fakültelere gidebilseydi belki çok daha iyi durumda olacaklardı. 20 yıl önce gerçekleşen bu katliam bölge halkının birbirine yakınlaşmasını sağlamıştı. Bir daha böyle bir facianın gerçekleşmemesi için dua etseler de o katliam yalnızca bir başlangıçtı ve daha uzun yıllar devam edecekti. Maalesef Arazi halkı bu katliamlara karşı gerekli dirayeti gösteremeyip seyirci kaldı ve bu duruma alıştı. Alışmış olmak onların sonunun başlangıcıydı…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD