Sade döşenmiş bir odaya getirmişlerdi beni. Odada bir yatak, boş bir dolap ve bir ayna vardı. Balkon kapısı da odanın kapısı da kilitliydi. Devran bana tokat attıktan sonra ceketini düzeltip çıkmış, iki adamı da beni üst katta bu odaya getirmişti. Tokadın izi hâlâ yanağımda sızlıyordu. Tüm bu olanlara inanamıyordum. Devran abi ya Devran abi!... Bunu nasıl yapar? Ben onu küçüklüğümden beri tanıyordum. Tüm bunlar nasıl olabilirdi? Çocukluğumdan beri tanıdığım, ailemizden biri saydığım Devran… Onun yaptığı şey, içimdeki her duyguyu darmadağın ediyordu. İhanet… Öfke… Hayal kırıklığı… Ama en çok da acı. Benim gözümde hep güvenilir, koruyucu biriydi. Evimize girip çıkan bir abi. Babası Haşmet amca, annesi Sultan teyze, benim için ikinci bir aileydi. Yok, onlar bu olanları kesinlikle bilmiyor

