ATEŞ Demir direksiyon başında gevşek bir sırıtmaylam sanki bizi ciddi bir meseleye değil de düğüne götürüyormuş gibi radyoyu karıştırıyordu. Elbette ki durup bir şeyler dinlemek gibi bir derdi yoktu; amacı tamamen sinirlerimi bozmak, sabrımı zorlamaktı. Sonunda bir oyun havası bulduğunda hiç tereddüt etmeden sesi kökledi. Arka koltuktaki Bekir ise başka bir filmdeydi. Sanki arabada çalan neşeli müzik değil de bir korku filmi fon müziğiymiş gibi gerilmiş, gözlerini yola sabitlemişti. Normalde mermiye kafa atacak kadar gözü kara olan sağ kolum, şu an dut yemiş bülbül gibi sessizdi. Bekir’in bu hali mi, yoksa Demir’in her saniye biraz daha sinir bozucu hâle gelen sırıtışı mı daha sinir bozucuydu, karar veremedim. Daha fazla dayanamadım. “Yeter artık, kapat şu şarkıyı!” diye bağırarak radyo

