bc

Yarın Ölmeden Önce

book_age16+
18
FOLLOW
1K
READ
dark
friends to lovers
sweet
bisexual
scary
enimies to lovers
first love
crime
school
sacrifice
like
intro-logo
Blurb

Aynı gece iki farklı cinayet ve aylar

sonrasında gelen gizemli mesajlar...

Lise son sınıf öğrencisi olan Esmira ve en yakın arkadaşlarının hayatı gizemli bir mesajdan sonra değişir.

'O gece ne yaptığınızı biliyorsun ve artık bende biliyorum. Oyunu benim kurallarıma göre oynayacağız...'

chap-preview
Free preview
Giriş
6 Ay Önce -Esmira- Parmaklarım bana ait olmayan bir hikayenin evveliyatında sayfa sayfa dolanırken yattığım yerde uzanıp sakince esnedim ve gecenin ilerleyen saatlerinde çekeceğim deliksiz uykunun hayalini kurdum. Sonrasında ise neden orda olduğunu her gördüğümde sorguladığım makyaj masamda kendi getirdiği malzemelerle makyaj yapan Şuleye baktım "Gerçekten istemiyorum Şule." dedim iki saattir dil dökmesine rağmen hala beni ikna etmeyi başramamıştı. Rujunun taşan kısımlarını uzun parmaklarıyla sildi. Parmakları da bedeni gibi ipinceydi. Sonrasında ise elindeki giymem için getirdiği elbiseleri yatağıma koydu. Parmak uçları, elinden hiç düşürmediği keman tellerinden ötürü yaralıydı. Bunu hiç sevmiyor olacak ki kısa bir süre önce sağ elinin orta ve işaret parmağına yara bandı takmıştı ve yüksek ihtimalle bugün o gereksiz partide güzelliğinden taviz vermemek adına onları çıkarmıştı. "Hep böyle yapıyorsun." dedi somurtarak. Okuduğum kitabı kucağımdan alıp kenara bıraktım ve "Bu sana bir şey ifade etmiyor mu ?" diye sordum, sorum onu pek etkilememiş olacacak ki bana anlamaz bakışlarla bakarken ofladım ve "Partileri sevmiyorum." diye açıkladım. "Herkes geliyor ama." dedi beni heyecanlandırmak için. Fakat pek işe yaramamıştı. Yine ve yine. Bu böyle bütün gece süre bilirdi ama Şule sabırsız biriydi. Aynı şekilde bende öyleydim. "Herkes geliyorsa onlarla git. Enes ? Dicle ?" diyerek şahane bir fikir sundum kedimce çünkü yorulmaya başlamıştım. Çok inatçıydı. Ama maalesef bende inatçıyıdım. Sanırım bu yüzden bir saattir atışıyorduk. "Onlar zaten geliyor ama altımızında orda olmasını istiyorum. Bugün önemli bir gün." Bunu söylerken bir miktar tedirginlik sezmiştim sessinde ve onu saniyelik inceledikten sonra kaşlarımı havaya kaldırdım "Önemli derken ?" "Gelmezsen öğrenemezsin." dedi ve koyduğu elbiseleri tekrar eline aldı. "Hem Atakanla konuşmak için fırsatın olabilir." Beni cezbedmek için elinde ki tüm kozu oynuyordu ve bu sefer etki etmişti. Atakanı düşünüp sessizce ofladım yine ve yeniden "Onunla konuşurken dilim tutuluyor." dedim huysuzluğum peşimi bırakmazken. "Belki bugün farklı olur." mavi elbiseyi bana uzattı "Bunu giy, hadi Atakanla konuşma ihtimali çok cazip gelsede gitmemek için direnmeye devam edecektim. "Ailem izin vermez." Giymem için uzattığı elbisenin kırışan kısımlarını düzeltirken "Ailen burda değil. Söylemezsin olur biter." Suratım düştü ama asla belli etmedim. Evet burda değillerdi. Genelde iş seyhatleri için şehir dışında olurlar ve beni bu kasvetli evde yalnız bırakırlardı. Kariyerleri benden öncelikliydi. Onlara kızmıyordum normal şartlarda daha da başarılı olacaklardı ama on yedi yıl önce bir talihsizlik olmuş ve annem bana hamile kalmıştı. Bana hamile kalması tüm planlarını suya düşmesine neden olurken kariyerleri birkaç yıl gerilemişti. Bana bakan Şuleye döndüm. Sanki bu durumu düşündüğümü bilir gibiydi. Bilmesini istmedim. İnsanların-kim olursa olsun- beni apaçık görmesi yanlış gelirdi bana. Bu yüzden pes edip elbiseyi elime aldım. En azından birkaç saat durup dönerim diye kendimi avuttuktan sonra hazırlanmaya başladım. Birkaç saat sonra partinin tam da ortasındaki ter, alkol ve sigara kokusunun hakim olduğu kalabalıktan sıyrıldığım an kendimi hemen dışarı attım. Müzik sessinin başımı ağrıttığını o an fark etmiştim. Kalabalığı seven bir insan olmamıştım. Hayatımda bile kalabalığa yer açmazdım. Ne kadar az insan o kadar az sorun felsefesi beni yönlendirirdi. Herkes içerde olduğu için giydiğim mini elbiseyle bir yerlerim açılır mı şüphesine düşmeden rahatça kendimi soğuk çimlerin üzerine attım. Ellerimi kollarıma getirip ısıtmaya çalıştım. Mayıs ayının ilk günleri olmasına rağmen hava oldukca serindi. "Kalabalığı sevmeyenler kendini belli etti." Ürpererek arkama baktım. Her gördüğümde biraz daha büyüyordu sanki. "Sen miydin ?" dedim ona bakmaya devam ederken. "Kim olmamı isterdin ?" Atakan ? "İdare edersin sanırım, otursana. " diyip elimle çime vurdum. Boyu uzun olduğu için zorlanacağını düşünsemde aksine aşırı rahat bir biçimde oturmuştu ve direkt elini cebine daldırıp kırmızı sigara paketini çıkardı . Sigarasını dolgun dudaklarına yerleştirirken ela gözleri kısılmıştı ve ağır biçimde yakıp ilk dumanın geceye karşmasını izledik beraber. Sessizlik olduğundan aramıza soğukluk girmesinden korkuyordum. O kaybetmek istemeyeceğim sayılı insanlar arasındaydı. Bu yüzden sessizliği bozmaya karar vermem çok uzun sürmedi. "Spor yapıyorsun, sigara içmenin mantığı ne ?" Derin bir nefes çekip geriye yaslandı "Bu şey gibi, üremeyeceksen neden seks yapıyorsun?" Kıkırdadıktan sonra ciddileştim "İki haftadır nerdeydin Andaç ?" Bakışlarını benden uzaklaştırdı ve dümdüz önüne bakıp yüz hatları düşünceli bir hal aldı "İşlerim vardı." Benimde bakışlarım ondan uzaklaştı "Sen çocukken de böyleydin. Hep böyle gizemli tavırlar falan aniden ortadan kaybolmalar..." "İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o olur." Ben sekiz yaşındayken ailemin işi yüzünden buraya taşınmıştık. Hayat döngüm o zaman başladı. Hayatıma giren o beş çocuk sayesinde: Şule, Dicle, Baran, Enes ve Andaç. İlkokulda disipline giden o altılıda bizdik, ortaokulda okulu birbirine katanda. Liseye geçince işler biraz değişti eski yakınlığımız yoktu yeni arkadaşlar edinmiştik. Enes okulun futbol takımına, Andaç ise basketbol takımına girmişti, Baran kendini bilişimde geliştirirken, Dicle tiyatroda sahne alıyordu, Şule ise müzik sınıfından ayrılmıyordu ben ise sadece derslerime yüklemiştim çünkü kişisel bir yeteneğim yoktu. Yinede bir şeye ihtiyaç duyduğumuz anda hep birlikte birbirimize destek oluyorduk. "Şulenin söyleyeceği şeyi biliyor musun ?" Mesela bugün. Şule herkesi burda istemişti. Neden bilmiyorduk ama önemli olduğunu anlamak çokta zor değildi. Sırf buraya gelmem için olan ısrarı bile yeterliydi. Kafamı olumsuz dercede salladım. "Enesle ilgili olabilir mi ?" Gözlerini kısıp sigarasının son dumanını dışarı verdi "Evlenme kararı almadılarsa, sanmam." Beş senedir birliktelerdi ve bir gün evlenecek noktaya geleceklerini hepimiz iyi biliyorduk. Gülümserken ona baktım. Çocukluğundaki gibi aynı kalan tek oydu. "Andaç çakmağını kullanabilir miyim ?" Bu ses... Refleks olarak direkt çakmağı Andaçın elinden alıp Atakana uzattım. "Teşekkür ederim Esra." diyip sigarasını yaktı . O an içimde yanan ateşe engel olamadım. Onu her gördüğümde aynısı oluyordu ve ben bunu kontrol edemiyordum. Andaç çakmağı geri alırken "Onun adı Esmira." diye düzeltti. "Kusura bakma." dediği anda ise bacaklarım titremişti. Bu en uzun konuşmamızdı. "So-sorun değil." Tekrardan teşekkür edip yanımızdan ayrıldığında Andaç bakışlarını bana döndürdü "So-so-sorun de-değil mi ?" Taklidine karşılık omuzuna vurdum "Sessim titremedi !" "Titredi." diyip tekrar bana döndü "Ve asıl soru neden titrerdi ?" Bakışlarımı gökyüzüne doğru çıkardım ve alt dudağımı dişledim. "Ondan hoşlanıyor olabilirim." "Olabilirim mi ?" sessi olması gerektiğinden yüksek çıkmıştı. "O puşt herifin teki." "Ne puştluğunu gördün ?" Sadece yüzüme baktı ve cevap vermeden cevabı verdi. Huysuz bir tavırla kfladım "Zaten imkansız gibi bir şey..." Andaç bir şey daha söyleyecekken arkadan gelen sessle sustu "Bende sizi arıyordum." ikimizde arkamıza baktığımızda Baranı gördük. Turuncu saçları darmadağın görünüyordu ve giydiği gömleğin düğmeleri yanlış iliklenmişti. Ne yaptığını az çok tahmin ettiğim için yüzümü istemsizce buruşturdum. "Şule hepimizi yukarda bekliyor." Başımızla onaylayıp kalkmak için yeltendiğimde Andaç elini uzatıp bana kolaylık sağladı. Eve geri girip tek sıra halinde kalabalığın içinden merdivenlere yöneldik ve Baranın girdiği odaya girdik. Dicle konuşurken sözleri yarım kalmıştı. Bugün onu ilk defa görmüştüm ve bugün için özenerek hazırlandığı belliydi. Nedenini sonra öğrenmek için aklımın bir kenarına not aldım. Andaç odanın içine bakındıktan sonra bakışları Şuleyi buldu ve "Enes nerde ?" diye sordu ilk olarak. Şule kapıyı kapatıp hepimize birer birer baktı "Önce size söylemek istedim..." Dicle gözlerini kısıp "Onu terk mi edeceksin ?" diye sordu. "Hayır." Baran ise "Onu aldattın mı ?" diye sorusunu yöneltti. Şokla Barana döndü "Saçmalama, onu çok seviyorum." kafasını geriye doğru attı "Olay çok fark..." konuşması yarım kalırken kapının açılmasıyla kendi kendine küfür edip kapıya baktı, gelen Enesti. Endişeli bir halde "Burdan çıkmamız gerek." dedi nefes nefese kalmıştı ve gözünün içinde korku belirgindi. "Polis mi geliyor ?" "Evet geliyor..." hepimize bir bir baktı "Evde bir ceset bulundu."

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Celladına Aşık 2 (töre)

read
44.7K
bc

SADİST

read
1.6K
bc

AGAPE

read
5.0K
bc

BOŞLUK

read
1.0K
bc

Acı İntikam

read
12.6K
bc

Celladına Aşık

read
26.9K
bc

HANGİN KASABASI

read
2.3K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook