9.BÖLÜM:EVİNE HOŞ GELDİN TÜRKAN (T)

1011 Words
'Geç Kalma' Kafamı salladım.Uzunca bir süre bana baktı.Bir şey diyecek diye bekledim ama annem ağzını açmadı ,sadece bana uzun uzun baktı.Belki içten içe kızdı bana belki içten içe sitem etti belki de bunların hepsi benim kuruntum'dan ibaretti. 'Ben gideyim artık.' Kafasını sallayıp önümden çekildi.O sırada odasından babam çıktı.Hala bana bakmıyordu.Yine o ihanet hissi bedenimi kapladı.Gözlerimi sıkıca yumup açtım.Benim bir suçum yoktu ama kendimi berbat hissediyordum.Bunca yıl kandırılan ben olmuştum ama onlar bana gelip hala bir açıklama dahi yapmamışlardı.Bunun ne kadar kötü hissettirdiği hakkında en ufak bir fikirleri var mıydı acaba. 'Taksiyle git.' Babamın sesiyle yavaşça ona döndüm ve kafamı salladım.O an zihnimde ki tüm kötü düşünceler uçtu.Gözlerim doldu.Onlar ne yapmış olurlarsa olsunlar benim ailemdi ve bu hep böyle kalacaktı.Ne onlar beni bırakabilirdi ne de ben onları bırakabilirdim.Çünkü biz aileydik.Gerçekten aile olmak için kan bağına ihtiyaç var mıydı ,illa onların kanını mı taşımam gerekiyordu.Eğer öyle bir koşul varsa neden bunca zamandır biz çok güzel bir aile olmuştuk. 'Paran var mı?' Gülümsedim.Gözlerimden yaşlar süzüldü.Makyajımın bozulmasını umursamadım.Derin bir nefes aldım.Babam bana bakmıyordu ama ben uzun uzun ona baktım.Yavaşça kafamı salladım.Anne ,baba olmak zordu ama iyi ki onlar benim annem ve babamdı.Babam kısa bir an ama çok kısa bir an gözlerime bakmadan yüzünü bana çevirdi sonra hızla anneme baktı. 'Hayriye sen de bir şeyler hazırla da yiyelim.' Babamın sözleriyle derin bir nefes bıraktım.İçime bir rahatlama gelmişti.Sadece benim yemek yiyecek olamam haksızlık gibi geliyordu ya da babamın benimle konuşmaması haksızlık gibi geliyordu kendimi suçlu hissediyordum ,hiç suçum olmadığı halde.Bu gerçekten berbat bir histi.Sadece o insanları merak ettiğim için ki o insanlar diye bahsettiklerim benim gerçek ailemdi.Öz annem ve babamı merak etmek ve onları tanımak istemem neden kendimi suçlu gibi hissettiriyordu.Gözlerimi yumdum.Aklımdan bu düşünceleri bir an önce atmalıydım çünkü benim bir suçum yoktu ve belki de babam böyle düşünmüyordu ya da düşünüyordu.Benimle konuşmadığı ve düşüncelerini paylaşmadığı için onun ne düşündüğü hakkında hiçbir fikrim olmuyordu.Ne yazık ki...  Babamın dediği gibi taksiye bindim.Bizim evle arası baya vardı.Kafamı cama yaslayıp akıp giden yolu izledim. Ne hissedeceğimi ya da ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum.Daha doğrusu ben kim olduğumu bile bilmiyordum.Kendimi ufacık bir kutunun içine atılmış bir fare gibi hissediyordum.Kalbime bir sızı girdiğinde elimi hızla kalbime götürdüm.Bu ara kalp ağrılarım artar olmuştu.Nefesim kesildi ,gözlerimi sıkıca yumup ağrının geçmesini bekledim.Bu da tıpkı diğer ağrılar gibi yoklayıp geçmişti ama biraz fazla şiddetli bir yoklama olmuştu.Ağrı geldiği an sanki hiç gitmeyecek gibi hissettiriyordu ama  şükürler olsun ki  bir süre sonra hafifleyerek azalıyordu.Bunu bildiğimden az da olsa rahattım ama nereye kadar böyle gidecekti hiçbir fikrim yoktu.Gözlerimden yaş akıtacak kadar şiddetli bir yoklama.Korkarak derin bir nefes aldım.Aldığım her nefes kalbime bıçak gibi saplanıyordu sanki. 'İyi misiniz?' Taksici aynadan endişeli gözlerle bana bakıyordu.Orta yaşlarda temiz yüzlü bir adamdı. Oturuşumu düzelttim ona bakıp kafamı salladım.Gözleri biraz daha üzerimde oyalandı. 'Yakınlar da bir hastane var isterseniz ' Başımı olumsuzca salladım.Yüzümde buruk bir tebessüm oluştu.İyi insanlar iyi ki vardı.Ben yardım etmeyi çok severdim.Her insana koşulsuz yardım edebilirdim ama bana yardım edilince kendimi yetersiz ve mahcup hissediyordum ve bu histen ne olursa olsun kurtulamıyordum.Bu durumdan her ne kadar rahatsız olsam da şu an için elimden gelen ne yazık ki bir şey yoktu.Düzeltmek için çok uğraşmıştım fakat uğraşlarım her seferinde başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Taksi durduğunda geldiğimiz yere baktım.Her yerde karşılıklı iki katlı bahçeli evler vardı.Bir süre olduğum yerde durup etrafı inceledim.Burası gerçekten çok güzeldi ve ben buraya daha önce hiç gelmemiştim.Daha doğrusu ben böyle bir yerin varlığından bile haberdar değildim.Çantamdan telefonumu çıkardım.Telefonuma hala ne diye kaydedeceğimi bilmediğim için kaydetmediğim numarayı baktım.Gözlerim numaranın üzerinde gezindi.Sanırım bir süre boyunca onları ne diye kaydedeceğimi bilemeyecektim.Derin bir nefes alıp numarayı tuşladım.Telefon çaldıkça kalbim duracak gibi oluyordu sanki. 'Kızım geldin mi?' Gözlerimi sıkıca yumdum.Derin bir nefes bıraktım.Kalbim çok hızlı atıyordu.Onlara bir türlü kızamıyordum çünkü o gün gözlerindeki acıyı görmüştüm ya da hissetmiştim sanırım.Bir türlü onlara öfkelenemiyordum. Bunu istiyor muydum ondan da emin değildim.Gözlerimi kapadım.Sokağın ortasında öylece durmuştum.Kafamı salladım ama sonra onun bunu göremeyeceğini fark edip konuştum. 'Evet ' diye oldukça sessiz bir şekilde mırıldandım.Telefon bir anda suratıma kapandığında şaşkın şaşkın telefona baktım.Yüzümde engel olamadığım bir gülümseme oluştu. Gözlerimi etrafta gezdirdim.Burası gerçekten çok güzel bir mahalleydi.Renk renk şirin evler vardı.Aslında doğru adrese gelmiştim fakat hangi ev olduğunu bulamamıştım.Her vin önünde demir kapısı vardı ve çok uzun olmayan bir taş yol vardı aslında bu yol eve zengin bir hava katmıştı.Kimi bahçelerde çiçekler varken kimsinin bahçesi oldukça bakımsız duruyordu. 'Rukiye gelmiş gelmiş koş.' Duyduğum seslerle kalbim hızlandı. Rukiyeydi adı.Derin bir nefes aldım.Olduğum yerde öylece dikildim ve beni bulmalarını bekledim. Neden böyle konuşuyorlardı.Onların her heyecanlı ve keyifli konuşmasında kalbime bir bıçak saplanıyordu.Ne olmasını bekliyorlardı ki, ne olsun istiyorlardı? Bu saatten sonra ne olabilirdi,onlar beni bulmuştu her şey açığa çıkmıştı peki şimdi ne olacaktı.Biz bir aile mi olacaktık.Bunu mu istiyorlardı.Beni bu yaşa kadar getiren ,büyüten ailemi bırakıp onların ailesinin bir üyesi olmamı mı istiyorlardı? Bu çok zordu benim nazarımda bu ihtimaller arasında bile yoktu çünkü ben beni bu yaşa kadar getiren ve öz çocuklarından bir saniye olsun ayırt etmeyen el bebek gül bebek büyüten insanlara asla ihanet edemezdim.Peki bunun adı ihanet mi olurdu?Yani asıl ailemle birlikte olmama onlara ihanet ettiğimi mi  gösterirdi? İtiraf ediyorum ne olmasını istediğimi bilmiyordum ama onları merak ediyordum.Asıl anne ve babamın nasıl insanlar olduğunu,yaşayış şekillerini,en çok hangi yemeği sevdiğinden hangi siyasi görüşe sahip olduklarına kadar her eyi merak ediyordum.Peki ben tüm bunları öğrendikten sonra ne olacaktı?Onlara olan merakım ya da ilgim azalacak mıydı? Ya onlar, ya onlar beni tanıdıkça beni beğenmezler ya da sevmezlerse ne olacaktı.O zaman ne olacaktı?Sonuçta herkes herkesi sevmek zorunda değildi.Onların beni sevmeme ihitmali de vardı elbet. 'Kızım.' Arkadan gelen sesle döndüm.Maviye boyanmış iki katlı şirin bir evin bahçesinde o gün evimize gelip babam olduğunu söyleyen adam gülümseyerek bana doğru koşuyordu.Arkasında annem olduğunu söyleyen kişi ve tanımadığım bir sürü insan.Adam demir kapıyı aşarak bana doğru geliyordu kadınsa ayakta durmakta zorluk çekiyor gibi görünüyor yanında ki insanlara sıkı sıkı tutunuyordu. Gözümden sebebini bilmediğim yaşlar süzülmeye başladı.Hızla kurtuldum onlardan.Şu an ağlamanın hiç de zamanı değildi.Derin bir nefes aldım.Sadece bir yemek yeyip kendi evine döneceksin.KENDİ EVİNE.Anne ve babanın yanına.Sen burada sadece misafirsin.Küçük bir ziyaret sadece. Bahçenin kapısını sonuna kadar açtı ve kenara çekildi.Yüzünde sıcak bir gülümsemeyle bana baktı.Aramızda beş altı adım vardı.Sağ elini arkasına doğru uzattı. 'Evine hoş geldin Türkan.'
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD