Sabahın sessizliği hâlâ üzerimdeyken gözlerimi açtım. Defne hâlâ uyuyordu; yüzü uykunun kırılgan ışığında sakindi. Birkaç saat önce aldığımız yalı baskınının ardından uykusuzluğun getirdiği yorgunluk bütün bedenimi sarmıştı ama düşüncelerim yerinden kıpırdamıyordu. Elimde tuttuğum dosyalar çantamda hâlâ sıcaktı; gece topladıklarımız, şimdi yasal zemine koyulmayı bekliyordu. Kahvaltıyı sessizce geçirdik. Defne’nin gözlerine baktım; o bakışta hem korku hem teselli vardı. “Git,” dedi fısıltıyla, “git savcıya, hepsini koy ortaya.” Gözlerinde kararlı bir şey vardı — artık ben yalnız değildim, o da bu davanın bir parçası olmaya hazırdı ama bugün sahneden uzak duracaktı. Öyle olacaktı. Onun güvenliği her şeyin önündeydi. Emniyete vardığımda savcıyla randevumuz vardı. Klasörleri, hard diski, vid

