Bölüm 2

1108 Words
Bahçeye çıktığında arkası dönük bir adamın onu beklediğini gördü. Ağır adımlarla ona yaklaşırken adam ona döndü. Ashley onun ulaştırmacısı Herman olduğunu görünce koşarak sarıldı. “Herman demek beni sen götüreceksin! Seni çok özledim.” Herman yüzünde ki sert ifadeyi korumaya çalışarak geri çekildi. “ Geçen sene söylediklerimi unuttun sanırım, artık senin ulaştırmacın benim ve her yere ben götüreceğim. Görüşmeyeli uzun zaman oldu. Tabi Dünya zamanına göre.” “Dünya zamanı mı?” “Evet, Dünya zamanın uzaya göre daha hızlı aktığını bilmiyor muydun?” “Biliyorum fakat geçen sene Geynadan geldiğimde Dünyada da bir sene geçmişti.” Herman’ın dudaklarının kenarı kıvrıldı. “Gedoksların zamanla oynama gibi bir yetenekleri var. Siz Geynaya gittiğinizde Geyna zamanını Dünyayla eşitliyorlar. Bu gedokslar gerçekten tuhaf varlıklar. Her neyse.” Ashley Herman’ın başından çıkarmadığı kovboy şapkasının takılı olmadığını görünce kafasını göstererek, “Şapkan nerede?” diye sordu. Herman huzursuzca omuz silkti. “Onu kaybettim. Kendimi çıplak gibi hissediyorum.” Ashley kahkahalar atarken yürümeye başladılar. Geçen sene onu eğitim merkezine götürmek için gelen mekuzu bekledikleri geniş araziye geldiklerinde Ashley bir mekuzun orada beklediğini gördü. Etrafına baktı, yakınlarda ki yoldan bir sürü araba geçiyordu. Mekuza doğru ilerlerken panikle Herman’a döndü. “Hava aydınlık ve insanlar mekuzu görebilir!” Herman güldü. “Sen baya paslanmışsın Ashley. Unuttun mu mekuzun görünmezlik kalkanını var. Şu an bizi gören insanlar bu arazinin ortasında boş boş dikildiğimizi sanacak. Mekuza bindiğimizde bir anda kaybolduğumuzu görürlerse yaptığım büyü sayesinde hafızalarından bu an silinecek.” Mekuza adım atar atmaz Herman işaret parmağını havaya kaldırdı ve yeşil ışıkları havaya gönderdi. Işıklar mekuzun tavanından geçerek yok oldu. Herman Ashley’e baktı. “Bu büyü bizi gören insanların hafızasını silmek için. Kimsenin görmediğine eminim ama önlem almakta yarar var.” Ashley Jake’in yanına oturunca omzuna vurdu. “Hey selam Jake!” Jake gülümsedi. “Selam Ashley.” Jake ellerini havaya kaldırarak şıklattığı anda mekuzun kapısı yukarı kayarak kapandı. Herman sihirle kemerlerini bağladı. Mekuz havalandığında Ashley önceki yolculuklarını düşündü. Giderken de gelirken de hava karanlıktı ve bu yüzden mekuzun önünde ki camdan pek bir şey görememişti. Ama önlerinde uçan kuşları, yakınlarında ilerleyen uçakları hatta birkaç metre ilerisinde ki uçurtmaları bile görebiliyordu. Etrafı izlemeye o kadar dalmıştı ki saatler geçtiğini fark etmedi. Mekuzları büyük uçsuz bucaksız bir denizin üstünden geçerken Herman’a döndü. “Burasıda neresi?” “Atlas okyanusu diğer adıyla Atlantik okyanusu.” Ashley’in şaşkınlıktan ağzı açık kaldı. “Ama burası Dünyanın öbür ucu. Ne kadarda çabuk geldik.” “Bazen beni şaşırtıyorsun Ashley. Bizim güçlerimiz var unuttun mu. Mekuzumuzun hızını normal uçaklarla kıyaslama.” Tam o anda mekuz hızla denize doğru alçalmaya başladı ve bir anda denizin yüzeyine çarptı. Ashley çığlık atarak panikle Hermana baktı. Düşen bir mekuzun içinde olan bir adama göre fazla sakindi. Mekuz yavaşça suya batarken gözlerini kapattı. “Herman ne oluyor?” “Bermuda şeytan üçgenindeyiz. Burayı duymuş muydun?” Ashley'in kalbi yerinden çıkıcak gibiydi. Mekuz suya girmişti ve içeri bir damla su girmemişti. Jake’nin parmak şaklatmasıyla Mekuzun ön tarafından iki küçük pervane beliriverdi. Yavaşça suda ilerlerken Ashley derin bir nefes aldı. “Bermuda şeytan üçgenini duymuştum. Coğrafya dersinde öğrendiğime göre Miami, Bermuda ve Puerto Rico sınırları içerisinde kalan üçgen bir alanmış ve işin kötü yanı bu kısımdan geçen gemiler batıyor, uçaklar kayboluyormuş. Daha da kötüsü bazı gemiler batmamış fakat içindeki insanlar yok olmuş.” Bir anda panikledi. “ yoksa bizde mi batıyoruz?” “Hayır Ashley. Dünyayla ilgili eskiden bildiğin her şeyi unut.” Herman’ın sözleri bitmeden önlerinde bir yer altı şehri belirdi. Bu şehirde puslu bir hava vardı. Mekuzları ilerideki geçide girip ilerlemeye başladı. Herman sözlerine devam etti. “ Gemilerin batmasının uçakların kaybolmasının sebebi bu şehir. Bu şehri bazı laborlar M.Ö 3000 yıllarında kurdular. Ve insanlar burayı keşfedip gelemesin diye bu büyüyü yaptılar.” Ashley sözünü kesti. “ Ama Herman bu şehir zaten denizin dibinde. İnsanlar nasıl keşfedecekti ki” “Bu şehir o zamanlar denizin üstüne kurulmuştu.” Ashley’in kafasında bir ampul yandı. “Usolar” dedi. Herman güldü. “ Evet sende duymuşsun. İnsanlar mekuzlarımıza ufo adını taktılar. Ve bir çok denizci suyun altına dalan ufolar gördüklerini söyleyince insanlar suya dalan ufolara uso adını verdiler. Yanıldıkları bir şey vardı. Ufoyu gökyüzünde uçan uzay aracı, usoyu ise denizde yüzen uzay aracı sanıyorlardı. Fakat usoda ufoda aynı. Mekuzlarımızı hem denizde hem gökyüzünde kullanabiliyoruz.” Herman’ın sözü yine Ashleyin şaşkınlık nidalarıyla kesildi. Önlerinde devasa bir baloncuk vardı ve içinde ağaçlar, taştan yapılmış evler gözüküyordu. Mekuz baloncuğun içine girdiği anda su kayboldu. Bir anda karaya ayak basmışlardı. Mekuzun kapısı açılır açılmaz Ashley hızlıca çıktı ve gördüğü manzara karşısında kalakaldı. Önünde kocaman heykeller, saraya benzeyen büyük evler vardı. Büyük şelaleler heykellerin yanlarından yerlere akıyor oradaki su yatağından denize karışıyordu. Herman ilerdeki en büyük sarayı göstererek, “İşte Koruyucular Kurulu orası.” Dedi. Ashley’in dili tutulmuş gibiydi. Kekeleyerek, “Bu, burasıda neresi.” Herman göz kırptı. “ Meşhur kayıp şehir Atlantis’e hoş geldin Ashley.” Ashley gördüklerine de duydukların da inanamıyordu. “Ama bu nasıl olur?” “Açıklayayım, Atlantis henüz denizin dibini boylamamışken bu şehirde çok azgın bir insan ırkı yaşıyordu. Laborların tamamı henüz Dünyayı keşfetmemişken bazı laborlar M.Ö 3000 yıllarında Dünyayı keşfedip Atlantis insanlarıyla tanıştılar. Laborlar onlara büyüyü öğretti. Bu sayede teknolojileri günümüzdekinden bile ileri düzeye geldi. İlk başta gördüğün şehri de laborlar yaşamak için kurdu. Oradan Atlantis’e geçmek için kullandığımız geçiti de onlar kurdu. Böylece Atlantis’e rahat rahat yolculuk yapıyorlardı. Diğer insanların buralara ulaşamaması için yıkıcı bir kalkan büyüsü yaptılar. O büyü yüzünden hala gemiler batıyor, uçaklar düşüyor.” Ashley nefesini tutmuştu. Duyduklarına inanamıyordu. Herman devam etti. “Atlantis insanları kibirle Dünyanın tek hakimi olmak için nükleer silahlar geliştirdi. Yaptıkları denemeler sonucu Dünyanın yer kabuğundaki dengeler bozulmaya başladı. O tarihlerde henüz insan koruyucular yoktu ve gedokslar evrenin koruyucuları olarak durumdan haberdar oldu. Ve dünyaya geldiler. Yaptıkları büyüyle Atlantis ve labor şehrini bir gecede denizin dibini boyladı. Bu işi yapan laborlar gedokslara insanlara yardımcı olmak için yaptıklarını söyleseler de inandıramadı ve dünyanın varlığını diğer laborlara anlatmamaları için öldürüldüler. İnsanlar koruyucu olmaya başladıklarında bir merkez gerekiyordu. Gedokslar buradaki yıkıcı kalkan büyüsünü kaldırıp Koruyucular Kurulunun merkezini buraya kurdu. Labor şehrindeki büyüyü ne kadar uğraşsalar da kaldıramadılar ve bu yüzden hala oradan geçen gemiler ve uçaklar arızalanıp kayboluyor.” Ashley, “İnsanlar usoları özellikle Atlantik okyanusunun bermuda labor üçgeni civarlarında gördükleri için burada bir ufo üssü var sanıyorlardı. Meğerse Koruyucular Kurulu burada olduğu için mekuzlar buralarda fazla görülüyormuş. Peki bazı insanlar başka denizlerde hatta göllerde bile uso gördüklerini söylüyorlar. Bu doğru mu?” “Evet Koruyucular Kurulunun küçük merkezleri de insanların gözlerinden uzak olsun diye bazı deniz ve göllerin altına kurulmuş. Fakat ana merkez burada Atlantis de” Herman büyük saraya doğru ilerlemeye başladı. Ashley Dünyada duyduğu bir çok sırrın cevabını bulmuştu. Heyecanla onu takip ederken, “Daha neler duyacağım, hangi sırların cevabını bulacağım...” diye geçirdi içinden.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD