Sahte Gökçe, Hazar ve o kızı arabaya binip uzaklaşırken görmüştü ama onları arabasıyla geriden takip etmişti. Bir süre arabada ilerleyip şirkete geri dönmüşlerdi. Amaçlarının ne olduğunu çözememişti. Bu kızda hoşuna gitmeyen birşeyler vardı. Hazar'ın tavırlarında bariz şekilde bir değişiklik seziyordu. Hazar'ın ona bakışlarını görmüştü. Çocukluğundan beri ona bir kere bile öyle bakmamıştı. Oysa ki o evleneceği adamın kim olduğu bebekliğinden belliydi. Hayatında ondan başka kimse olmamıştı. Ama Hazar ona hep mesafeli davranmıştı. Zorunda olmasa evlenmeyecek gibi... Yaşları büyüyüp evlenme çağına geldiklerinde de hep bir bahaneler bulup ertelemişti. Onu sevmediğini hissediyordu ama o Hazar'ı kendini bildi bileli seviyordu. Evlenecekleri günün gelmesini iple çekiyordu...
Uzaktan arabadan inen Hazar ve kızı izledi. Şirkete onlar girdikten sonra bir süre arabada bekledi. Sonra hiç bir şey olmamış gibi çantasını alıp arabadan indi. Şirketin kapısından girdiğinde Eda görür görmez ayağa kalktı. "Hoşgeldiniz efendim. Hazar bey de biraz önce geldi odasına çıktı." Sahte Gökçe hiç birşey söylemeden başı dik bir şekilde , emin adımlarla asansöre yöneldi. Hazar'ın odasının önüne geldiğinde bir an duraksadı. Saçını düzeltip kapıyı tıklattı. İçeriden "Gel." sesi gelmesiyle birlikte sanki biraz önce onu takip etmemiş gibi içeriye girdi.
Hazar Gökçe'yi gördüğünde bir an afalladı. Onun gelmesini beklemiyordu. "Hoşgeldin." dedi oturduğu yerden ayağa kalkarak. Gökçe'ye doğru bir kaç adım atıp ona sarıldı. Sandalyeyi göstererek "Otursana.." dedi.
Gökçe yavaş adımlarla sandalyeye oturdu. "Nasılsın? Bugün sen hiç aramayınca ben de yakınlardaydım sana uğrayayım dedim." dedi gözleriyle odayı süzüyordu. Sanki bir kanıt bulacakmıl gibi hissediyordu.
Hazar yerine otururken "İyi yaptın. Evet bugün işler biraz yoğun kusura bakma arayamadım." dedi.
Gökçe hafifçe başını salladı. Hazar'ın ne işi olduğunu bizzat gözleriyle görmüştü. "Tabii... Bir kaç gündür sende sürekli hastanedesin. İşlerin birikmiştir. "
Hazar masadan eline kalemini alıp döndürmeye başladı. "Evet bu ara gerçekten çok işim var. Celal Ağa nasıl oldu? Bugün çıkıyor mu?" dedi kaşını kaldırarak.
Gökçe babasının iyileşir iyileşmez Gökçe'yi sorması aklına geldi. Bu kızda ne vardı da etrafındaki tüm erkeklerin ilgisi bir anda bu kıza kaymıştı? Anlamıyordu!
"Evet iyi bugün eve çıkardık. Hatta bende o yüzden geldim. Avukat Hanımı babam bizim konağa yemeğe çağırıyor. Hastane de fenalaşınca ona teşekkür edememiş." dedi. İçten içe kıskançlığından kuduruyordu ama bunu asla belli edemezdi. Yüzüne sahte bir gülümseme taktı.
Hazar ise bu yemek teklifine şaşırmıştı. Celal Ağa sert bir adamdı. Kendiside ne ondan ne de hiçbir Demirhan'lardan hoşlanmazdı ama el mahkum , yapacak birşeyi yoktu. Tek kaşını kaldırarak "Gökçe'yi mi yemeğe çağırıyor?" dedi şaşkınlıkla.
Gökçe gülümsemesini korudu. "Evet... Şİrkette mi çağırır mısın? Ben de düzgün bir teşekkür edemedim." dedi. Ona ne kadar yakın olursa onu o kadar kontrol edebilir olacağını düşünüyordu. Sinsi bir yakınlık kurma çabası içindeydi. Ve ilk açığında onu bu şirketten hatta Mardin'den gitmesi için elinden geleni yapacaktı.
Hazar şirket telefonundan Gökçe'nin dahilisini çevirdi. "Gökçe odama gelebilir misin?" dedi sadece.
Gökçe bir kaç saniye sonra Hazar'ın kapısını tıklattı. İçeri girdiğinde nişanlısının odada olmasına şaşırmıştı. Ne istiyor olabilirdi?
"Merhaba... Hoş geldiniz Gökçe hanım." dedi sakince.
Sahte Gökçe ayağa kalktı "Hoşbulduk canım." dedi yanına yaklaşarak Gökçe'ye sarıldı. Gökçe bu sarılmanın ne kadar samimiyetsiz olduğunu hemen anlamıştı. Bu kız neyin peşinde diye düşünmeden edemedi.
Gökçe afallamış gözlerle bakarken Sahte Gökçe "Nasılsınız Avukat hanım size tekrar teşekkür etmek istedim. Babamın hayatını kurtardınız." dedi gülümseyerek.
Gökçe de zoraki gülümsemesiyle "Önemli değil. Benim yerimde kim olsa aynısnı yapardı."
Sahte Gökçe eliyle saçını düzeltti "Olur mu size ne kadar teşekkür etsek az kalır. Babam bugün eve çıktı ve sizi konağımızda ağırlamak istiyoruz. Umarım akşam herhangi bir işiniz yoktur."
Gökçe o an ne diyeceğini bilemedi. Göz ucuyla Hazar'a baktı. Hazar da sessizce ama dikkatlice olanı biteni izliyordu. Konakta belki Leyla'yla ilgili bir bilgi edinebilirdi. O yüzden fazla düşünmeden "Tabi ki... Çok memnun olurum." dedi.
Sahte Gökçe Hazar'ın sandalyesinin arkasına geçip Hazar'ın boynundan sarıldı. "Çok sevindik... Değil mi Hazar?" dedi yüzüne doğru eğilerek.
Gökçe'yle güzel güzel konuşuyordu ama alttan alta da bir mesaj vermeye çalışıyor gibiydi. Gökçe bu kızın ne yapmaya alıştığını hemen anlamıştı.
Hazar bu temastan hiç hoşlanmamıştı. Gözlerini masaya eğerek "Evet.. Güzel olur tabii ki." dedi kısık bir sesle.
Sahte Gökçe olduğu yerde dikleşip "Evinin adresini ver akşam seni aldırtalım şoförle."
Gökçe başını iki yana salladı. "Hiç gereği yok teşekkür ederim. Ben siz adresi söyleyin gelirim." dedi.
Hazar o an bir anlık heyecanla "Ben gelirken Gökçe'yi alır gelirim." dedi. Sahte Gökçe Hazar'ın bu çıkışına çok sinirlenmişti. Bir de özel şoförlüğünü yapıyordu kızın. Ama sorun çıkaran biri gibi görünmek istemiyordu. Gülümsedi "Tabii daha iyi olur. Sen alırsın." dedi dişlerinin arasından.
Gökçe, Hazar'a döndü "Gerek yok ben kendim gelebilirim." diye itiraz etti.
Sahte Gökçe içinden "Küçük şeytana bak sen... bir de istemem yan cebime koy modunda." diye geçirdi. İçinden geçenleri belli etmemeye çalışarak "Olur mu zaten Hazar'ın yolunun üstü seni de alır gelirken."
Gökçe'nin kaçış yolu kalmamıştı. "Tamam o zaman akşam beni alırsınız Hazar Bey." dedi.
Hazar onaylayarak başını salladı. "Tamam Gökçe."
Gökçe bir Hazar'a bir de nişanlısına baktı. "Ben gideyim o zaman işlerim vardı." dedi ordan kaçmak istiyordu.
Sahte Gökçe ve Hazar "Kolay gelsin." dediler ve Gökçe odadan çıktığından kalbi hızlı hızlı atıyordu. Şimdi bu odada ne yaşanmıştı? Celal ağa onu tekrar görmek istiyordu ama ondan şüphelenmiş olabilir miydi? Gerçek kimliğini asla belli etmemeliydi. Bu adamın ne yapacağı belli olmazdı. Hele Sahte Gökçe'nin o tavırlarına hiç anlam verememişti. Dili başka bir şey söylerken gözleri bambaşka bir şeyler anlatıyordu. Acaba akşam ki bu yemekte neler olacaktı? Bir an önce akşam olsun istiyordu.