Bölüm 16:Canavar

1001 Words
Gökçe adını duyduğunda bir an afalladı. Dikkatle adamın yüzüne baktı ama hiç tanıdık gelmiyordu. Kim olabilirdi? Lise… Ortaokul… İlkokul… Tüm arkadaşlarının yüzlerini gözünün önüne getirmeye çalıştı. Adam Gökçe’nin yüz ifadesinden onu hiç hatırlamadığını anlamıştı. Su da yanlarında bir adama bir Gökçe’ye merakla bakıyordu. Gökçe mahçup bir ifadeyle “ Ben sizi çıkaramadım kusura bakmayın nereden tanışıyoruz?” diye sordu. Adam sert bakışlarının ardından gülümser gibi oldu. “ O kadar çok mu değişmişim ya… İlkokuldan Ali ben.” Gökçe hafızasını zorladı ve küçük Ali gözünün önüne geldi. Şu an karşında duran adamla alakası yoktu. Bir kere Ali sınıfın en kısalarından biriydi. Ama karşısındaki adam iri yarı bir şeydi. “Aliii… Aaa… Tanıyamadım ya kusura bakma.” dedi yaklaşarak. Ali gülümsedi “ Önemli değil tabi yıllar geçti tanıyamaman çok normal. Bende seni tanımakta baya zorlandım ama gözlerin hiç değişmemiş. Bu Ela gözleri nerede görsem tanırım.” Gökçe yanaklarının hafif pembeleştiğini hissetti. Zoraki bir gülüş yaptı ama aslında utanmıştı. Kısaca “ Teşekkür ederim.” diyebildi. Su yanlarında elini beline koymuş onları izliyordu. Gökçe Su’ya dönüp “ Tanıştırayım arkadaşım Su. Bu da duyduğun üzere Ali.” dedi gülümseyerek. Ali elini uzattı. “ Memnun oldum Su.” Su elini uzatırken gözlerini devirdi “ Ben hiç memnun olmadım Ali. Arabamın durumu ortada.” dedi. Ali’nin gözleri arabanın tamponuna kaydı. “ Numaranı ver yarın götürüp , yaptırırım. Çok birşeyi yok. Usta hemen halleder merak etme.” Su sahte bir gülümseme taktı yüzüne “ Tamam. Yaz.” dedi. Ali telefonunu çıkarıp Su’yun numarasını yazdı. Bu kız fettan bir şeydi. Kaydederken Su yazası gelmemişti. “Fettan.” diye kaydetmişti. Su’yu çaldırdı. Su ise bu adamdan hiç hoşlanmamıştı. Gelip arabasına çarpmıştı bir de üstten üstten konuşuyordu. Oda Ali’yi “Canavar.” diye kaydetmişti. Çünkü bu adam tam bir trafik canavarıydı. Telefonu cebine koymadan Gökçe’ye döndü. “ Senin burada ne işin var? Öğretmen falan mı oldun? Doğu görevi mi? “ Gökçe kısa bir iç çekti. “ Yok öyle bir şey değil ben avukat oldum. Uzun hikaye sana sonra anlatırım.” Ali telefonunu açtı. “ Numaranı versene uzun uzun bir gün oturup konuşuruz.” dedi. Gökçe numarasını söyledi. Ali Gökçe’ye çağrı bıraktı. Tam o sırada arabadan bir asker indi. “ Komutanım geç kalıyoruz.” dedi. Ali sert bir tonla “ Tamam. Geliyorum.” demesiyle asker geri arabaya bindi. Su içinden “ Havalara bak havalara…” diye geçiriyordu. Ali elini uzattı Gökçe’ye “ Görüşürüz.” dedi. Gökçe de “ Görüşürüz.” Yaptı. Ali Su’ya baktı. Su bir kaç adım uzaklaşmıştı. “ Görüşürüz yarın ararım.” dedi ve arabasına doğru ilerledi. Su sessizce “ Aramazsan hatrım kalır.” diye fısıldadı. Gökçe duymuştu istemsizce gülümsedi. Arabaya bindiklerinde Su hâlâ suratını asıyordu. Emniyet kemerini sertçe taktı. “Uyuz herif…” diye söylendi. Gökçe kahkaha atarak ona baktı. “Ne yaptı çocuk sana ya?” Su arabayı çalıştırdı. “Ne yapmadı ki? Önce arabama çarptı sonra bir de o tavırları… Bizi komutası altındaki erlerden sandı galiba. Bir tek ‘hazır ol!’ demediği kaldı.” dedi Ali’nin ses tonunu taklit ederek. “‘İyi misiniz?’” Gökçe gülmesini tutamıyordu. “Adam gayet normal konuştu bence.” Su hemen kafasını ona çevirdi. Gözlerini kısarak. “Bir anda gözlerin parladı farketmedim sanma.” Gökçe kahkaha attı. “Saçmalama ya! Sadece şaşırdım. Çocuk ilkokulda minnacıktı.” Su direksiyonu çevirirken homurdandı. “Şimdi tank gibi olmuş maşallah.” Gökçe tekrar gülmeye başladı. Kaç gündür ilk kez bu kadar rahat hissediyordu kendini. Kafasındaki ağır düşünceler birkaç dakikalığına da olsa dağılmıştı. * * * * * Ertesi gün Gökçe işe gitmişti. Su kahvaltısını yapmış tuvaline yeni resmini yapıyordu. Telefonu titreyince göz ucuyla baktı. Canavar'dan mesaj gelmişti. Ellerindeki boyayı silip parmak ucuyla telefonuna dokundu. "Merhaba. Konum atarsanız arabayı almaya gelebilirim." diye yazmıştı. Su gözlerini devirdi. Hiçbir şey yazmadan sadece konumu yolladı. Bir dakika sonra cevap yazmıştı. "Tamam yarım saat sonra orada olurum." Su banyoya girip ellerini yıkadı ama hala ellerinde boya izleri kalmıştı. Odasına geçti kalemle tepede tutturduğu saçlarını açtı. Dolabının önüne geçti, üzerine ne giyeceğine birkaç saniye bakıp karar veremedi. Sonunda ince ip askılı siyah mini penye elbisesini aldı üzerine açık renk bir ceket seçmişti. On beş dakika sonra tekrar telefonunun ışığı yandı. "Geldim." yazıyordu. Su siyah spor ayakkabılarını giydi ve evden çıktı. Aşağı indiğinde arabanın yanında onun beklediğini gördü. Üniforması üzerinde yoktu. Beyaz t-shirt , buz mavisi kot pantolon ve beyaz spor ayakkabıları vardı. Siyah güneş gözlüklerinin altından Su'ya doğru baktı. Olduğu yerde Su'yu bekliyordu. Su yüzünü ekşiterek "Merhaba." dedi. Ali de "Merhaba." diyerek karşılık verdi. "Anahtarınızı verirseniz bugün arabanızı yaptırır akşama doğru getiririm size." dedi ciddi bir ses tonuyla. Su kaşlarını hafifçe yukarı kaldırdı. "Arabamı size vermeyeceğim. Nerede yaptıracaksanız birlikte gidebiliriz. Nasıl araba kullandığınız ortada... Arabamı size emanet edemem." dedi. Ali gözlüğünün üstünden Su'yu süzdü. Mini eteğiyle bembeyaz sütun gibi bacakları tam olarak ben burdayım diyordu. " Bu halde oto sanayiye mi geleceksin?" dedi sertçe. Su kendine baktı "Ne var halimde?" diye sordu merakla. "O kadar erkeğin içine bu mini eteğinle gelemezsin!" dedi. "Nereden çarptım bu kadının arabasına... Duvara çarpsam daha iyiydi." diye mırıldandı kendi kendine. Su ellerini beline koydu. "Ne giyindiğim beni ilgilendirir! Seni hiç mi hiç ilgilendirmez." dedi sarı saçlarını savurarak. Ali artık sinirlenmeye başlamıştı. Bu kadınla burada kavga etmek istemiyordu. Belli ki ne dese ikna olacak bir tip değildi. Elini alnına götürdü kaşıyor gibi yaptı " O zaman şöyle yapalım sen git nerede istiyorsan yaptır arabanı! Ben parası neyse sana gönderirim." Su bir an duraksadı. Ali'nin teklifi aslında işini kolaylaştıracaktı. Ama kadınlık gururu buna izin verir miydi? Hem bu herifin ona "Mini eteğinle gelemezsin!" diye çıkışması sinirini bozmuştu. Bu kıyafetiyle o sanayiye gidecek oda yanında mecbur gelecekti. "Hayır." Ali kaşını kaldırdı. "Hayır mı?" "Hayır. Arabamı siz yaptıracaksınız! Ben de arabamın başında duracağım." Ali derin bir nefes aldı. Sabrı tükeniyordu. "Ben katil olmadan bu iş biter inşallah." diye fısıldadı. Ama ikna etmeyle uğraşamazdı. Bir an önce yaptırıp bu kadından kurtulmak istiyordu. Kafasını salladı. "Peki." dedi en sonunda. "Siz kendi arabanızla gelin o zaman. Benim arabamımı takip edin." Ali arabasına doğru ilerledi. Su da arabasına yöneldi. Su'yun yüzünde zafer kazanmış gibi bir gülümseme oluştu . "Hah şöyle yola gel!" dedi arabasının kapısını kapatırken.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD