Engin işten çıktıktan sonra ben biraz dükkanda oyalanmıştım. Ben çıkmayınca Süleyman’da gitmemişti. Aklım sürekli Eyşan’daydı. Atamıyordum aklımdan ve atamadığım için kendimi işe vermeye çalışıyordum. Bedenim yorgun düşüp oturma ihtiyacı hissettiğimde saat bir hayli geçti. Sonra iki bira kap dedim Süleyman’a ve o biraların ardı arkası kesilmedi. Süleyman ile gecenin ilerleyen saatlerine kadar gelmiştik ve ben zil zurna sarhoştum. "Agah abi çok içmedin mi? yeter!" Süleyman’ın sesiyle kayan bakışlarımı ona çevirdim. Hala net olarak görebiliyordum onu. "Hala aklımdan çıkmadığına göre içmemişim demektir." Dedim tok bir sesle ve şişenin dibinde kalanıda yuvarladım. Kırılan kalbim batıyordu ve ben çok acı çekiyordum. "İstemiyorsa zorlayamazsın ki abi. Eyşan istemiyorum diyor." Dedi bana bakar

