-17-

1068 Words
Hicran, sadece başını sallayabildi. İkisi de aynı anda geriye döndü. Gözleri, asılı bedenin ürkütücü görüntüsünden kaçınıyordu. Geldikleri patikadan, hızla ama sessizce uzaklaşmaya başladılar. Ayaklarının altında hışırdayan yapraklar, şimdi sanki her adımlarını ele veriyordu. Arkalarında sallanan cesedin görüntüsü, zihinlerine kazınmış donuk bir kabus gibi onları takip ediyordu. Bu mezarlık, onlara sadece ölümün soğuk yüzünü değil, aynı zamanda acımasız ve görünmez bir düşmanın varlığını da göstermişti. Şimdi tek amaçları, bu karanlık yerden sağ salim çıkmak ve bu korkunç kabusun ardındaki gerçeği ortaya çıkarmaktı. Kadir ve Hicran, mezarlığın boğucu ve soğuk ortamını arkalarında bırakarak, ceviz ağacının gösterdiği lanetli yönden hızla uzaklaşıyorlardı. Arkalarında, rüzgarın fısıltısıyla sallanan o cansız ve ürkütücü emaneti bıraktılar. Her adımda, ayaklarının altında ezilen kuru yaprakların hışırtısı, sessizliğin içinde yankılanan bir suç ortaklığı fısıltısı gibiydi. Mezarlığın karanlık ve sisli gecesi, artık sadece bir gölgeler dansı değil, geçmişin acı dolu hikâyelerini fısıldayan, tekinsiz bir hava taşıyordu. Ayın solgun ışığı ve yalnızlık, üzerlerine bir ağırlık gibi çöküyordu. Mezarlığın sınırlarına yaklaştıkça patika daralıyor, eski ve sıklaşan ağaçların arasından zorlukla ilerliyorlardı. Havada, çürümüş yaprakların ve keskin, nemli toprak kokusu giderek yoğunlaşıyordu. Ayın son, cılız ışıkları, ağaçların çatallı dallarından süzülerek karanlıkla umutsuzca mücadele ediyordu. Ormanın derinliklerinden gelen uğultu ve bilinmez sesler, mezarlığın sağır edici sessizliğini yavaş yavaş yutuyordu. Nihayet, ağaçların seyrekleştiği, nefes alınabilir bir alana ulaştılar. Burada, çalılıkların arasına ustaca gizlenmiş olan Kadir'in arabasını fark ettiler. Umutla birbirlerine baktılar; buradan uzaklaşmak, bu geceki kâbusun pençesinden bir nebze olsun kurtulmak anlamına geliyordu. Kadir, hızla arabanın kapısını açtı. Sesi, gergin bir emir gibi çıktı: "Bin, Mezar Perisi, çabuk ol!" derken endişeyle etrafı kolaçan ediyordu. Gözleri, karanlıkta hareket eden her gölgeyi düşman sanıyordu. Hicran ise bir an duraksadı. Yüzünde, Kadir'i şaşkınlığa uğratan derin bir kararsızlık ve hüzün vardı. Gözleri, az önce gördükleri korkunç manzarayı tekrar yaşamışçasına uzaklara daldı. "Sen git Kadir," dedi fısıltıyla. Sesi, kırılgan bir cam parçası gibi titriyordu. Kadir'in kaşları şaşkınlıkla çatıldı. "Ne diyorsun Hicran? Saçmalama, beraber gideceğiz. Burası güvenli değil!" Sesi, yükselen endişeyle keskinleşmişti. Etraflarındaki karanlık, ormanın tehditkâr sesleriyle birlikte giderek koyulaşıyordu. "İyiyim," diye mırıldandı Hicran, sesi şimdi daha kararlıydı ama içindeki hüznü gizleyemiyordu. "Sadece... biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var. Olanları... bu mesajı anlamam gerek." Kadir, Hicran'ın gözlerindeki o buz gibi kararlılığı görünce daha fazla ısrar etmedi. Bu ani ve mantıksız istek karşısında ne diyeceğini bilemiyordu. Onu bu korkunç olayın şokuyla bu tekinsiz yerde yalnız bırakmak istemiyordu, ama Hicran'ın bakışları, onu zorlamanın fayda etmeyeceğini haykırıyordu. İçinde buruk, ağır bir his oluştu. "Peki," dedi yavaşça. "Ama dikkatli ol. Herhangi bir şey olursa benim galerime gel hemen." Hicran, hafifçe tebessüm etmeye çalıştı. Gözlerinin kenarlarındaki nemli ışıltıyı gizlemeye çalışıyordu. "Merak etme." Kadir arabaya bindi, motoru çalıştırdı. Motorun uğultusu, mezarlığın sessizliğine kaba bir müdahaleydi. Far ışıkları, ormanın içine doğru sarı bir kılıç gibi uzanırken Hicran, arabanın gitmesini bekledi. Kadir, aynadan Hicran'ın karanlık içinde küçülen siluetini son bir kez gördü. İçinde derin bir buruklukla gaza bastı. Araba, tozlu yolda hızla, sanki bir kâbustan kaçıyormuş gibi uzaklaştı. Hicran, araba gözden kaybolduktan sonra, ciğerlerini doldurarak derin bir nefes aldı. Artık mezarlığın ürkütücü sessizliği yeniden etrafını sarmıştı, ama bu sefer yalnızdı. Bu sefer, korkudan ziyade, içinde tuhaf, yakıcı bir merak ve çözülmesi gereken bir sırra karşı duyulan kararlılık vardı. Ayaklarını yavaşça, geri, mezarlığın karanlık kalbine doğru çevirdi. Karanlık ve sessizlik, artık ona bir tehdit değil, çözülmesi gereken acı bir muamma gibi geliyordu. Ay ışığı, mezar taşlarının arasından süzülerek yere düşüyor, uzun, çarpık ve ürkütücü gölgeler oluşturuyordu. Bu gölgeler, Hicran'ın etrafında dans eden sessiz hayaletler gibiydi. Üzerindeki ürpertiye rağmen, ayakları kendiliğinden mezarlığın derinliklerine yöneldi. Toprak, nemli ve yumuşaktı. Adımları, sessizliğin içinde hafif ve yalnız bir çıtırtıyla duyuluyordu. Hava, çürümüş yaprakların ve ıslak toprağın kendine has, tuhaf kokusunu taşıyordu. Bir süre sonra mezarlıktan çıktı ve evinin yolunu, yavaşça ve düşünceli adımlarla tuttu. Ay ışığı, ıslak çimenlerin üzerinde gümüş bir şerit gibi uzanıyordu. Hava serinlemiş, hafif bir rüzgar, ağaçların yapraklarını hafifçe fısıldayarak hışırdatıyordu. Kadir ise arabasıyla, asfalt yolda hızla kendi evine doğru yol alıyordu. Aynadan son bir kez gördüğü Hicran'ın yalnız ve kararlı silueti, zihnine bir hançer gibi saplanmıştı. Onu o karanlık ve tekinsiz yerde yalnız bırakmak zorunda kalmak, içini ağır bir suçluluk duygusuyla burkuyordu. Radyoyu açtı ama müziğin ritmi bile, içindeki huzursuzluğun o derin, uğultulu sesini dağıtmıyordu. Gözlerinin önüne sürekli, o ağaçta acımasızca sallanan adamın korkunç görüntüsü geliyordu. Eve vardığında, arabadan bitkin ve gergin bir şekilde indi. Evin sıcak ışıkları, ona bir nebze olsun yapay bir güven verse de, mezarlıktaki o soğuk ve ürkütücü ortamın ağırlığı hala üzerindeydi. Kadir, kapıyı arkasından sertçe kapatırken evin sessizliği üzerine ağır bir örtü gibi çöktü. Normalde bu saatte, salonda babasının televizyon izlerkenki tanıdık homurtusu duyulurdu, ama bugün derin, endişe verici bir sessizlik hakimdi. "Baba?" diye seslendi, cevap gelmeyince babasının dışarıda olduğunu düşündü. Üzerindeki gerginliği atmak ve bu gecenin kirini temizlemek için hızla merdivenleri çıktı. Odaya girdiğinde ilk yaptığı şey, üzerindeki mezarlık kokusunu sinmiş kıyafetleri çıkarmak oldu. Tişörtünü ve pantolonunu yere fırlatırken, tamamen soyunduğunda banyoya doğru yöneldi. Aynada kendine baktığında, yüzündeki ölümcül solgunluğu ve gözlerindeki o tarifsiz korkunun izlerini fark etti. Tam duşa girecekken, yerde duran tişörtüne takıldı. Elini uzatıp tişörtü aldığında parmaklarına yapışkan, soğuk bir his bulaştı. Tişörtü ışığa doğru kaldırdığında dehşetle irkildi. Sol göğüs hizasında, kurumuş, koyu renkli, kadife gibi bir leke vardı: kan lekesi... Kalbi, göğüs kafesinde deli gibi çarpmaya başladı. Kanlı zarfı tuttuğu için tişörtüne sürüldüğünün bile farkında değildi. Midesi bulanmaya başladı. Hızla tişörtü yere attı ve titreyen elleriyle ağzını kapattı. O an, mezarlıktaki soğuk hava, sisin içindeki o ürkütücü siluet ve Hicran'ın çaresiz bakışları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçti. Bu kan lekesi, bu gece yaşadıklarının somut, inkâr edilemez bir kanıtı gibiydi. Duşun en sıcak suyu bile, içindeki bu iliklerine işleyen soğukluğu geçiremeyecekti. Banyosunu yaptıktan sonra, temiz ve rahat pijamalarını giydi. Evinin tanıdık, güven veren kokusu bile o mezarlık korkusunun ağırlığını tam olarak silemiyordu. Yatağına doğru yürüdü. Ay ışığı, pencereden süzülerek odayı yumuşak, loş bir ışıkla aydınlatıyordu. Perdeler hafifçe esiyor, loş ışıkta dans eden gölgeler oluşturuyordu. Yatağa uzandı. Yastığına başını koyduğunda, zihni hala o gece yaşadıklarıyla doluydu. Gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı ve kendini uykunun karanlık kollarına bıraktı. Uykunun derinliklerinde, kendini yine o karanlık, sisle boğulmuş mezarlıkta buldu. Sis her zamankinden daha yoğundu, mezar taşları arasından ürpertici, anlaşılmaz fısıltılar yükseliyordu. İlerledikçe, kader ağacı olan ceviz ağacını gördü. Dalları, rüzgarda acı bir çığlık gibi sallanıyordu. Ağacın altında, az önce gördüğü ölü adam değil, Hicran duruyordu. Yüzü solgun ve ifadesizdi. Gözlerinden sessizce yaşlar süzülüyordu ama sesi çıkmıyordu. Kadir ona doğru koşmak istedi ama ayakları ağır bir demir gibi yere çakılmıştı. Ne kadar çabalasa da, bir adım bile hareket edemiyordu. ••• Bölüm Sonu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD