7.BÖLÜM

1526 Words
7.BÖLÜM 3 Ay Sonra Her sabah olduğu gibi bu sabahta erkenden uyanmış, güzelce kahvaltısını yapmış ve dolabının karşısında yerini almıştı. Alaz’la bir şeylere başladıkları 3 ayı geçmişti ve bu süre içinde onu daha iyi tanımış ve çok güzel vakit geçirmişlerdi. 2 haftadır hiç görüşmemiş oldukları için bu akşam yemek yemek üzere anlaşmışlardı. Dün akşam Peri’yi arayıp ne giymesi gerektiğini sormuş fakat ultra zeki arkadaşı fazla açık saçık şeyler önerince çözümü telefonu yüzüne kapatmakta bulmuştu. Şimdi ise kara kara düşünüyordu. Askıda sırtını omuzların alt kısmından itibaren tamamen açıkta bırakan ve şuanda kendisine göz kırpan siyah bluzu eline alıp aynada kendisine baktı. Güzeldi. Altına krem yüksek bel kumaş pantalonunu da kombin yaptığında her şey tamamdı. Blazer ceketini iş yerinde rahat etme açısından üzerinde geçirip, küçük çantasının içine gerekli eşyalarını koyduktan sonra saçlarına şekil vermeden makyaj malzemelerini de yanına alıp evden ayrıldı. Makyajını ve saçını en son yapacaktı. Bütün gün iş yerinde süslü gezmek istemiyordu. ** Şirkete geldiğinde arabasını otoparka bırakıp asansöre bindi. Aynada kendisine baktığında saçlarının karışık durduğunu görünce, bileğinde takılı olan tokasıyla kısaca at kuyruğu yapmış, biraz daha iyi olduğunu görünce ise duran asansörden inmişti. “Günaydın en sevdiğim arkadaşlarım.” Cıvıl cıvıl çıkan sesine karşılık homurtular yükselse bile o arkadaşlarının bu uykulu haline gülmüş ve karşılıklı günaydınlaştıktan sonra odasına girmişti. 4 aya yakın bir süredir buradaydı ve 1 aydır ise buranın kalıcı çalışanıydı. Stajı bittikten sonra Yaz Hanım kalmasını rica etmiş, Dua ise bu teklife tabiri caizse balıklama atlamıştı. Ceketini çıkarıp askılığa asıp, telefonundan Hakan’ı arayıp geldiğini bildirdi. Çok iyi anlaştıkları için Yaz Hanım onlara yine ortak bir iş vermiş ve yine edi büdü gibi dolaşmalarına sebep olmuştu. “En sevdiğin arkadaşının ben olduğunu düşünüyordum safinaz.” Dua safinaz’ı duymasıyla göz devirip kendini atarcasına koltuğuna oturdu. Bir kaç haftadır, zayıf olması sebebiyle arkadaşının diline bu şekilde takılmıştı ve mutlu olduğu da söylenemezdi. “Safinaz demeye devam edersen seni şu camdan sallandıracağım Hakoş.” “Ya ben sana öyle deme demedim mi safinaz ya.” Dua sen ciddi misin der gibi baksa bile bir şey demeden bilgisayarını açtı. Hakan ise bıyık altından gülmüş keyifli keyifli kendi tarafına oturmuştu. “Afişler üzerinde çalıştın mı?” Hakan başını olumlu anlamda sallayıp örnekleri açıp havalı havalı gülümsedi. Kendi yaptığından o kadar emindi ki bir hata olmadığını biliyordu. En azından öyle sanıyordu. “Hakan’cım canım arkadaşım şirketin adı neydi?” “Yazdım ya işte Ören İnşaat.” “Peki bu örnekte neden Ören İnşallah yazıyor.?” Hakan oturduğu yerden ayağı fırlayıp Dua’nın işaret ettiği yere baktı. “Hassiktir ya. Onu yapmaya başladığım da dışarı çıkacaktık kardeşimde inşallah seansa yetişiriz demişti bende ona inşallah diyeceğime buraya yazmışım.” Dua ters ters baksa bile kahkahasını daha fazl tutamamıştı. Bunu firmaya bu şekilde gönderdiklerini düşünemiyordu. Uygulamayı tekrardan açıp taslakta olanı düzenledikten sonra diğerlerini tekrar kontrol edip çalıştıkları firmaya mail attı. İnşaat şirketinin başlattığı çok büyük bir proje vardı ve kendileriyle anlaşma yapmışlardı. Bu işte Hakan ile kendisine kalmıştı. Hakan projenin tanıtım afişini hazırlayacak, Dua ise bilboardları tasarlayacaktı. İlk etapta Hakan’ın yapmasını gerekeni halletmişlerdi ve şimdi sıra Dua’nın çalışmasındaydı. Yaptığı sunumların bir kaçını Hakan’a gösterdikten sonra onunda beğenisini almış ve onuda mail attıktan sonra beraber odadan çıkmışlardı. Mutfağa yürürken herkese selam veriyor, yüzlerinde ki gülümsemenin sebebi oluyordu. “Buz adamla nasıl gidiyor?” “Böyle dediğini bir gün ona söyleyeceğim ve sen Türkiye sınırları için barınamayacaksın.” Hakan ona ters ters baksa bile korkmadan duramamıştı. Alaz’ı daha öncesinden tanıyordu fakat birebir muhabbeti olmadığı için hakkında bir bilgi sahibi değildi fakat Dua sayesinde onu yakından tanımış ve ne kadar soğuk, mesafeli olduğunu görmüştü. Dua’ya aşkla bakan gözleri onun dışında ki herkese resmen ateş ediyordu. Hakan’da bu gözlerden nasibi alanlar arasında kesinlikle başı çektiğine emindi. Mutfağa geldiklerinde Dua ikisi içinde hızlıca kahve hazırlamış ve öğle arasında beraber yemek yemek üzere anlaştıktan sonra odasına geri dönmüştü. Şuanda elinde acelesi olmayan bir iki iş vardı ve bugün onları yazmak için güzel bir zamandı. Daha sonra zaten Hakan’la bir şirkete toplantı için gitmeleri gerekiyordu. Bu aralar toplantıdan toplantıya koşuyorlardı ve artık biraz yorulduğunu hissediyordu. Büyük projeler dışında küçüklerle de arada ilgilendikleri için kafaları epey dolu oluyordu ve bu toplantılarda üstüne tuz biber gibi geliyordu. Ona başlamadan önce çantasında ki telefonu çıkarıp sessizde kaldığını ve üstüne üstlük 8 cevapsız çağrı olduğunu görünce panikle dudağını dişledi. 3 aylık sürede öğrendiği bir şey varsa eğer Alaz’ın kendisine ulaşamayınca ne kadar kızabildiğiydi. Gündüzleri şirkette başına bir şey gelme ihtimalinin çok düşük olduğunu tonlarca kez söylese bile Alaz bunu anlamamakta ısrar ediyordu. Masasına oturduktan sonra sakince nefes alıp numaranın üstüne tıklayıp beklemeye başladı. Zil sesinin yakınlardan bir yerde duyuyor olsa bile buna ihtimal vermediği için aramayı hala kapatmamıştı fakat odanın kapısının bi hışımla açılması kapatması için geçerli bir sebep olmuştu. Belası başına gelmişti. Yüzüne sevimli olduğunu düşündüğü gülümsemesini yerleştirdikten sonra ayağa kalkıp kapının önünde sopa yutmuş gibi dikilen sevgilisinin yanına geçti. “Hoşgeldin bende tam seni arıyordum.” Şuanda kuytu köşe bir yere gidip hayat üçgeni pozisyonunda saklanmak istiyordu. Alaz olabildiğinde siniriyle kendisine bakıyorken bu imkansız bile değildi. Zoru başarır imkansız zaman alırdı ama Alaz’ın siniri karşısında o bile geçerli olmuyordu. “Sabah 8’den beri 8 kere aradım! Toplantısı vardır bekleyeyim diyorum saat 11 oldu hala geri dönüş yok. Öğreniyorum ki sevdiğim kadın o hıyarla beraber kahve içiyor. Ne kadar endişelendiğime dair bir fikrin var mı Dua?” Şuanda sevdiği adamın söylediklerini düşünmek yerine üstünde ki kıyafete vereceği tepkiyi daha çok düşünüyordu. Sırtı tamamen açıktı ve bu Alaz’ın sevmediği şeylerden biriydi. Birbirlerine saygı çerçevesi içinde sevmedikleri şeylerden bahsetmişlerdi ve Alaz’ın en ters yanı kıskançlık ve meraktı. Haddini aşmadığı sürece bu hallerine saygısı vardı çünkü kendiside kıskançlık konusundan ondan farklı değildi. “Ne düşünüyorsun yine?” Alaz sevdiği kadının bir şeyler düşünürken kendisine odaklanmadığını bildiği için şuanda da öyle bir durumda olduğunu anlıyordu. Dua aklında ki düşünceleri bir kaç dakikalığına rafa kaldırıp sevdiğine baktı. Bakmasıyla kaşlarını panikle çatması bir olmuştu. “Alnına ne oldu? “ Bir kaç adımda yanına yaklaşıp parmak uçlarına yükselerek alnında ki kabuk bağlamaya yüz tutmuş yarasına baktı. Bir kaç günlük olduğu belliydi ve bu durum canını sıkıyordu. Alaz ise Dua dengede dursun diye elini sırtına koymuş ve parmaklarına anında temas eden teniyle kafasından vurulmuş dönmüştü. Sevdiği kadın yarı çıplaktı. Arkasında ki açık bıraktığı kapıyı bi hışımla kapatıp kilitledikten sonra yavaş adımlarla Dua’nın arkasına geçip sırtına baktı. Dua ise her şeyi ağır çekimde yaşıyor gibi hissetmekle meşguldü fakat aklına gelen ayrıntıyla bir hışımla arkasını dönmüş, Alaz’ı kolundan çekiştirerek sandalyeye oturtmuş ve alnında ki yaraya daha dikkatli bakmaya başlamıştı. “Bana kızmadan önce ne olduğunu söyleyecek misin?” “Barbaros’un çalıştığı yerden dönerken bir kaç serseriyle takıştık. Önemli bir şey yok.” “Ne zaman oldu bu?” “3-4 gün oluyor. “ “Bana söylemeyi düşünüyor muydun?” “Yavrum dedim ya önemli bir şey yok diye. Ufacık şey için neden seni boş yer endişelendireyim.” Dua yarayı öptükten sonra omuz silkip cama doğru yürüdü. Trip atarken kıyafetini unutturabileceğini sanıyordu fakat arkasını dönerek ne kadar büyük bir yanlış yaptığının farkında değildi. Farkına vardığında ise omuzlarını düşürüp dudağını dişlemişti. “Gelelim sana Dua hanım. Kıyafetiniz maşallah gecelikten hallice.” Alaz yerinden kalkıp bir kaç adımda sevdiği kadının yanına ulaşmış ve ellerini beline sararak dudaklarını açıkta kalan kürek kemiğine bastırmıştı. Dua ise gözlerini kapatmış anın tadını çıkarmakla meşguldü. “Alaz lütfen.” Bu duruma ikinci defa geliyorlardı ve ikiside bundan memnun değildi. Daha fazlasını istiyorlardı fakat yanlış olduğunu ikiside bildiği için dahada ileri gidemiyorlardı. “Tamam yavrum tamam. Şimdi gidiyorum toplantıyı yarıda bırakıp geldim. Akşama bunun hesabı sorulacak. Üstüne o askıda ki ceketini giyiyor ve çıkarmıyorsun.” Dua onu onayladıktan sonra yanaklarından sıkı sıkı öpüp yolcu etmiş, yüzünde ki sırıtmayla koltuğuna oturmuştu. Aklında ki tek düşünce giden uzun boylu, heybetli adamı çok sevdiğiydi. **** Alaz gittikten sonra yazı işlerini halletmiş daha sonra toplantı için şirketten çıkmış, Hakan ile beraber oraya doğru gitmeye başlamışlardı. Hakan’la olan arkadaşlığını çok seviyordu. Peri’den sonra böyle bir arkadaşlık kuracağını hiç düşünmezdi fakat hayatın karşısına neler çıkaracağını bilmiyordu. Ve buda o anlardan biriydi. Yanında oturan arkadaşına bakıp hafifçe gülümsedi. Bu kadar iyi niyetli olması bazen onu üzüyordu fakat Hakan’da böyle biriydi. Kimsenin kötülüğünü istemiyordu, herkesle arası iyiydi ve ışıltılı gözlerinin altında ki hüznü bu şekilde saklıyordu. Neler yaşadığını bildiği için aslında bunların hepsinin bir maske olduğunu görebiliyordu fakat o her şeye rağmen böyle mutluydu. Yarım saatin sonunda toplantı yapacakları şirkete gelmişler ve ikiside asistan eşliğinde toplantı odasına çıkmışlardı. “Taslakları aldın değil mi?” Sorusu karşısında Hakan ilk önce kaşlarını çatmış daha sonra Dua’nın endişeli bakışlarını görünce gülümseyip bilgisayarı göstermişti. “Çok kötüsün.” Hakan onun bu haline güldükten sonra içeri giren şirket sahipleriyle ayağa kalkıp uzatılan ellere karşılık verdi. Dua’da aynı şekilde hepsiyle tokalaştıktan sonra yerine oturup, çantasında ki bilgisayarı ve lazım olan evrakları çıkarıp masaya özenle dizdi. Bu sürede onu izleyen gözlerden habersizdi. ** Toplantı yapılmış, anlaşma sağlanmış bir akşam yemeğinde tekrar konuşulup imza atılmak üzere anlaşılmış ve şirketten çıkmışlardı. Taksiye bindikten sonra Dua toplantının bittiğini Alaz’a haber vermiş, şirkete döndükten hemen sonra çıkacağını da eklemişti i. Onu birazcık bekletecek gibiydi çünkü bugün tam iş çıkış saatine denk geliyordu. Normalde işi erken bitiyor başka işi yoksa iş çıkış saatinden daha önce çıktığı için trafiğim yoğun olduğu zamanlara denk gelmiyordu fakat durum bugün farklıydı. Şirkete geldiklerinde hızlıca üst kata çıkıp eşyalarını aldıktan sonra Hakan’la vedalaşmış arabasına binmişti. Sevgilisinin yanına gidebilirdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD