Evden çıktığında koşar adımlarla durağa ilerleyip otobüsü beklemeye başladı. Mutfağı toplarken yere düşürdüğü reçel kavanozu yüzünden geç kalmıştı. Şimdi ise bunun cezasını çekiyordu. 10 dakika sonra gelen otobüse bindikten sonra kartı geçip boş koltuklardan birine oturdu. Hızlı hareket etmekten nefesi düzensizleşmiş ve terlemişti.
Kumral, dalgalı saçlarını ensesinde topuz yapıp güneş gözlüğünü kafasına taktı. Yüzünde makyaj olmamasının en kötü yanı sıcakladığında fazlasıyla al al olan yanaklarıydı. Yazın güneşte fazla kaldığın da elmaya dönüyordu. Elleriyle yüzünü yelpazeleyip derin nefes verdi. Yorulmuştu.
Durağa geldiğinde hızlıca inip temiz havayı ciğerlerine doldurdu. Kafasında ki güneş gözlüğünü yüzüne indirdikten sonra saçlarını çözüp tekrardan ense topuzunu yaptı.
"Bunalmış gözüküyorsun ufaklık ." Arkasından gelen sesle ufak bir çığlık atıp kim olduğuna baktı. Dün telefonunu yere düşürdüğü adamdı bu.
"Beni korkuttunuz." Adam omuz silkmişti. Korkmasının umurunda olmadığını bu hareketiyle belli etmişti.
"Buralarda mı çalışıyorsunuz.?" Dua'nın naif sesiyle gözlerini ona çevirdi. Dünden beri aklından çıkmayan kız şimdi yine karşısında ona gülen gözlerle bakıyordu. Gözlükten pek gözükmese bile o öyle hayal ediyordu en azından.
"Evet." Cevapları genelde kısa ve net olurdu fakat Dua bu cevaplarla yetinecek biri değildi. Karşısında ki adamı biraz merak etmişti. Çok..çok fazla yakışıklıydı.. Kendisinden yaşça büyük olduğu net bir şekilde belliydi fakat...fakat önemli olan yaş değildi sonuçta değil mi? Yada önemli miydi? Hem yaş neden hiç tanımadığı bir adamla önemli olabilirdi ki ? O sadece merak ediyordu. Bir şey olacak değildi ya.
"Nerede çalışıyorsunuz.?"
Gözleriyle restore edilen inşaat alanını gösterdi. Üzerinde ki takım elbise inşaat için uygun gözükmese bile bu konunun üzerinde durmamıştı. Herkesin çalışma tarzı farklıydı sonuçta. O kadarını sorgulayacak değildi.
"Anladım." İkiside susmuş karşılıklı duruyorlardı şimdi. Dua nedense adamın her şeyini merak ediyor, adam ise küçük kadını istiyordu. İlk görüşte aşk mıydı bilinmez fakat karşısında ki ufaklığı tanımak istiyordu. Çok masumdu. Belki de etrafında ki yırtıcı, kendini bilmez kadınlardan sonra bu ufaklığın ilgisini çekmesinin sebebi buydu.
Dua ise daha ne olduğunu anlayamamıştı. Kimse ona böylesine derin bakmamıştı. Nasıl anlam yüklesin bilemiyordu. Karşısında ki heybetli adamın ondan yaşça büyük olduğu belliydi. Kuzeni Emir’den bile büyüktü belkide. Kendisi ise 22 yaşında, yakında 23 olan genç bir kızdı. Adamın ona kardeş gözüyle bakacağını düşünmesi aptallık değildi onun için. Kendisine ufaklık diyor oluşu da bu düşüncesini doğrular nitelikteydi. Tamamen her şey şey yaş değildi belki ama yinede karşısında ki adama göre küçük olduğunu biliyordu.
"O zaman iyi günler size."
"Alaz Ateş."
Dua kaşlarını anlamsızca çatıp adama baktı. Ne dediği hakkında en ufak fikri bile yoktu.
"Anlamadım.?"
"Adım, Alaz Ateş." Ağzı şaşkınlıkla açılmış ve heyecanla gözünde ki gözlüğü çıkarmıştı. Karşısında ki buzdolabı olan adam adını kendi özgür iradesiyle söylemişti. Bir daha karşılamazlardı belki ama yinede adını bilmek iyi hissettirmişti.
"Ahh öyle mi. Memnun oldum Alaz Bey." Elini uzatıp gülümsedi.
Alaz elini uzatıp narince sıktı küçük elleri. Biraz fazla sıksa kırılacak kadar ince gibi hissediyordu. Bakışları, konuşması, hareketleri, elleri, yüzü...karşısında ki kadın hayatında gördüğü en narin kadın olabilirdi belkide. Annesiyle, kardeşi bile bu kadar kırılgan değildi. Köyde yetişmişlerdi ve her zorluğa alışıklardı. Ama bu karşısında ki kadın... farklıydı. Evet tam olarak Alaz'ın gözünde Dua farklıydı. Bu zamana kadar gördüğü kadınlar ile alakası yoktu. Tıpkı bir papatya kadar güzel, yüreğide ince bir cam kadar kırılgandı. Konuşmasıyla, hareketiyle kendisine çekiyor, çevresinde ki kadınlardan farklı olduğunu her şekilde hissettiriyordu. Bu farklılığı sevmişti Alaz. Etrafında ki herkes birbirinin kopyası ike Dua'nın farklı oluşu iyi hissettirmişti.
"Bende memnun oldum ufaklık." Böyle seslenmek hoşuna gidiyordu. Çünkü o gerçekten bir ufaklıktı. Kendisinin boyu 1.94 vardı ve karşısında ki bu küçük kadın hem boy olarak hemde yaş olarak kendisinden epey ufaktı. Onu aşağılamak adına söylemiyordu asla. Sadece böyle seslenmek hoşuna gitmişti.
Dua son kez gülümseyerek okula yürümeye başladı. Dersi zaten kaçırmıştı ve diğer derside iki saat sonraydı. O yüzden kantine gidecek kahve alacak ve dün yarım kalan kitabını okuyacaktı.
Okula girdiğinde hızlı adımlarla kantine ilerleyip en sevdiği şekilde kahvesini almış ve bahçeye çıkmıştı. Bahçede her zaman ki ağacın altına, çantasından çıkardığı poşeti koyup üstüne oturdu. Kahvesini dökülmemesi için diğer kitaplarının üstüne koyduktan sonra kitabını açıp okumaya başladı.
*
"Dua." Uzaktan adını duymasıyla kafasını kitabından kaldırıp çağıran kişiye baktı. Aynı sınıfta olduğu Özlem'di.
Kitabını kenarı bırakıp yanına gelen kıza odaklandı. Diğer herkesten daha iyi biriydi Özlem. Dua'nın aksine bir sürü arkadaşı vardı ve herkes onunla arkadaş olmak isterdi. Bütün etkinliklerin düzenlenmesin de en çok onun emeği oluyordu.Sosyal biriydi kısacası. Sosyal ve sevecen.
"Selam."
"Selam. Uzatmadan konuya giriyorum. Finallerin bitiminden sonra ki hafta sonu yıl sonu partimiz var ve sende kesin olarak davetlisin. Davetiyeyi sanal ortamda hazırladık o yüzden şuanda veremem ama seni parti grubuna alacağım ve oradan atacağım. Kesinlikle gelmeni isteriz Dua. Çok eğleniriz."
Dua gitmek istemese bile değişiklik olacağını bildiği için kabul etmişti. Okul dışında sürekli evde olduğu için dışarı çıkmak ona iyi gelecekti. Hem finallerin stresinide bu şekilde atabilirdi.
Özlem yanından ayrıldıktan sonra telefonuna gruba eklendiğine dair bildirim gelmişti. Davetiyede ki mekana baktığında nezih bir klüp olduğunu gördü. Orayı biliyordu fakat daha önce hiç gitmemişti. Magazin programlarının fazlasıyla konu olduğu bir yerdi, gitmeden de bilmesinin en büyük sebebi oydu.
___________
Finalleri bitmiş ve sonunda rahatça nefes almıştı Dua. Şimdi ise partinin stresi sarmıştı her bir yanını. Diğerlerinin aksine yalnız gidecekti. Bu durum canını sıksa bile umursamamaya çalışıyordu. Nede olsa yeni bir şey değildi bu. Hep yalnızdı. Arkadaş edinmeye çalışmayı ucun zaman önce bırakmıştı. Gördüğü yerde selam verip, görmediğinde ise onu hiç arayıp sormayacak arkadaşlıklara ihtiyacı yoktu . O gerçek birer dost edinmek istiyordu fakat okul şartları altında pek mümkün gözükmüyordu.
Dolabının kapaklarını açıp elbiselerine baktı. Alışverişe gitmek istememiş, onun yerine yengesi Arzu’yu aramış ve ondan fikir almıştı. Onun tarzına her zaman güvenir ve özel bir yere gitmeden evvel muhakkak ona danışırdı. Şimdi olduğu gibi.
Siyah uzun kollu ve yarım boğaz bir elbise giymişti. Ne kadar kapalı gibi gözükse bile yürürken açılan yırtmacı bu tezleri çürütecek kadar iddialıydı. Makyaj masasına oturmuş nasıl makyaj yapacağını düşünüyordu. Bu konuda oldukça yeteneksizdi. Bu yüzden sadece rimel ve koyu kırmızı ruj sürmüştü. Saçlarını kendi çapında ense topuzu yaptıktan sonra hazırdı. Siyah ayakkabılarını ve elbiseye uygun olan çantasını taktıktan sonra masanın üzerinde ki arabanın anahtarını aldı.
Şanslıydı ki arabası iki gün önce tamirden gelmişti. Yoksa bu kılıkla taksilerde sürünmek istemezdi. Arabasına bindiğinde telefondan navigasyonu açıp adresi girdi. Ne kadar biliyor olsa da gece olduğu için yolları karıştırabilirdi.
*
Adrese geldiğinde arabayı park edip, elbisesine dikkat ederek indi. Çantasını da aldıktan sonra arabayı kilitleyip kulüpten içeri girdi.
Girdiği gibide yüzünü buruşturması bir olmuştu çünkü ses çok yüksekti. Girişte bekleyen Özlem'le selamlaştıktan sonra onun yönlendirdiği boş masaya oturup, çantasını masanın üzerine bıraktı.
Yalnızlığı burada da hüküm sürüyordu. Yanında kimse yoktu. Bütün masalar tıklım tıklım olmasına karşın, onun yanı bomboştu. Gelip kafa dağıtmak istemişti fakat şimdi daha çok takılmıştı kafasına her şey. Yalnızlığını bir kere daha sorgulamıştı. Alıştım dese bile üzülüyordu işte.
Yinede fazla takılmamaya çalışacak etrafı incelemeye devam etti. Tanıdık yüzleri görse bile yanına gelen giden olmuyor, herkes uzaktan gülümsemekle kalıyordu. Dua hepsinin bu kadar yabani olmasına üzüntüyle baktı.
*
Saatler geçiyor ve o sadece önünde ki kolasını yudumluyordu. Yanına gelen kişiler sadece selam veriyor ve sınavlarını güzel verdiği için tebrik edip gidiyorlardı. Şuana kadar yanında uzun duran tek şey buzları erimiş kolasıydı. Herkes kafaları dağıtırken o aynı kolayı ufak ufak yudumluyordu. Alkol almayı sevmezdi. O yüzden de kolaya mecburdu.
Kenarıda duran çantasını alıp ayağa kalktıktan sonra garson kızdan lavabonun yerini öğrenip oraya yürümeye başladı. Dans edenlere çarpmamaya çalışırken oldukça zorlansada sonunda başarmış ve istediği yere varmıştı. Boş kabinlerden birine girip klozetin kapağını kapadıktan sonra oturdu. Sıkılmıştı. 2 saati aşkın süredir buradaydı ve oturmak dışında hiçbir şey yapmamış olmak onu fazlasıyla sıkmıştı. Eve gitmek istiyordu fakat Özlem'in ısrarları yüzünden ona kıyamıyordu.
Telefondan sosyal hesaplarını kontrol ettikten sonra lavabodan çıkıp yürümeye başladı. Fakat önüne geçen üç tane kız sebebiyle durmak zorunda kalmıştı. Karşısında dikilen kızları tanıyordu. Başka bölümdenlerdi ve onları sevmezdi. Hepsi birbirinden havalı olan üç zengin bebesiydi onun gözünde. Bu zamana kadar kimseyle takışmamıştı onlar dışında I.
Geçen dönem kantinde sıra beklerken bu kızların önüne geçip haksızlığa uğratmaya çalışmasıyla başlamıştı aralarında çocuksu hüsumet. Dua unutmaya çalışsa bile bu üç arkadaş unutturmamak için elinden geleni yapıyordu.
"Bakın burada kimler varmış. "
Ortada ki siyah saçlı kızın konuşmasıyla gerildi. Kimseyle kavga etmeyi sevmezdi. Özellikle bedensel kavgaları hiç sevmezdi çünkü edemezdi. Birini dövmeyi nerden bilebilirdi ki.? Kim öğretecekti ona.? Dayısı mı? Ah! Hayır. Dayısı onun ne kadar naif olduğunu bilir ve böyle şeyleri asla öğretmezdi.
Yanlarından geçip gitmek istediğinde önüne geçen diğer iki kızla gerilemek zorunda kalmıştı.
"Ne istiyorsunuz." Sesi düzdü. Ne korku barındırıyordu nede sinir. Onlardan başından beri hiç korkmamıştı. Tamam kavga etmeyi bilmezdi fakat karşısında ki kendini bilmezlerden de korkacak kadar özgüvenini yitirmemişti.
"Hım bir düşünelim küçük Dua. Aslında seni istiyoruz. Bir an önce okuldan defolup gitmeni. Her delikten çıkmamanı."
Dua derin bir nefes alıp ellerini göğsünde birleştirdi. Kavga etmeyi sevmezdi fakat laf sokmayı severdi. Helede böyle hakeden insanlar olduğu sürece daha çok severdi. Bu tür insanların eğitimden geçmeleri gerektiğini savunuyordu.
"Benimle ne derdin var hiç anlayamadım Tuğçe ama her delikten çıkan şeylere bizim oralarda haşere derler. Burada ben üç tane haşere görüyorum ama hangi delikten çıktılar bilemem tabi. . Bilmem anlatabildim mi.?"
Karşısında ki kızın sinirlendiğini üstüne yürümesinden anlamıştı. O geldikçe Dua geri gidiyordu ve en son birine çarpmasıyla durmuştu. Arkasında olan kişinin onlardan biri olduğunu düşündüğü için tedirgin olmuştu.Dayak yemek istemezdi açıkçası. Hem kıyafeti hemde ortam bunun için hiç ama hiç müsait değildi.
"Neler oluyor burada? " Tanıdık sesle beraber hızlıca arkasına dönüp tanıdık yüze baktı. Her defasında ona çarpışarak karşılaşacaklardı anlaşılan.
Tuğçe karşısında gördüğü heybetli adamla beraber işveli bir şekilde gülmüştü. Gülüşünde barınan o kadar çok şey vardı ki bu halleri Alaz'ın midesini bulandırmaya yetmişti. Böyle kadınların kendilerini neden kalitesiz duruma düşürdüklerini anlamıyordu. Bütün kadınlar çok değerliydi fskat bazıları erkeklerin karşılarında öyle bir hale geliyorlardı ki erkekler için bu durum tamamen içinden çıkılmaz bir hal alıyordu.
"Kaybol." Tuğçeye bakarak söylediği şeyle beraber hepsi çiyan yavrusu gibi dağılmışlardı. Hem bu kadar korkak olup hemde bu kadar utanmaz olmalarına akıl sır erdiremiyordu Alaz.
Dua minnet dolu gözlerle karşısında ondan uzun olan adama bakıyordu. Topuklu ayakkabı giymiş olsa bile aralarında 10cm kadar fark vardı. Ama bu farktan rahatsız olmamış aksine çok hoşuna gitmişti.
"Ben teşekkür ederim Alaz Bey. Daha önce hiç kavga etmedim ve ilkinin şu haldeyken olmaması çok iyi oldu. " Elleri arkasında yaramazlık yapmış çocuk gibi bakıyordu Alaz'a. Alaz ise hayranca bakıyordu karşısında ki küçük kadına. Evet küçük kadındı o. Ne çocuktu sadece, nede kadın. İkisinin birleşimi gibi bir şeydi Dua.
"Önemi yok. Evine bırakayım seni."
"Hiç gerek yok Alaz Bey. Zaten size olan teşekkürlerim dağ kadar oldu, bir tane daha eklemeyelim şimdi. Ben kendi arabamla geldim zaten."
"O zaman arabana kadar eşlik edeyim." Dua bu teklife uysalca kafa sallamış ve önden yürümeye başlamıştı. Alaz ise arkadan gidiyor önde yürüyen tablosunu büyük keyifle izliyordu. Kıvrımlı vücudu, kapalı elbisesiyle tam olarak harikaydı. Tabi yırtmacını görene kadar. Merdivenden çıkarken açılan bacağıyla gözü seğirmiş derince yutkunmuştu. Küçük kadın aklını başından alıyordu ve bu iyi değildi. Aralarında ki yaş farkından dolayı kendisinin olgun olduğunu düşünürdü fakat şuan ki tavırlardan ağır bir ergen görüyordu.
'Bu ufaklık ne yapıyordu böyle.' Düşünceler silsilesi içinde otoparka arabasının yanına varmışlardı. Dua utangaçça yanında ki adama döndü.
Ona çekiliyordu. Sadece 3 kere gördüğü bu adam anlayamadığı bir şekilde ilgisini çekiyordu ve bu durum hoşuna gidiyordu. Evli miydi, sevgilisi var mıydı bilmeden hadsizce ona karşı bir şeyler hissediyordu. Yüreği onu gördüğünde pırpır ediyor, midesinde ki kelebekler uyanıyordu.
Aşık mı oluyordu ? Hemde hiçbir şeyini bilmediği bu adama. Adından başka nesini biliyordu ki.? Yaşını.? Ah hayır. İşini.? İnşaatta çalışıyordu ama tam olarak ne yaptığını bilmiyordu. Medeni durumunu.? En çok merak ettiği şey buydu fakat hayır onuda bilmiyordu. Biri hiç tanımadığın birine karşı bir şeyler hissedeceksin dese güler geçerdi. Ama şimdi gülüp geçeceği şey başına gelmiş ve o bu durumu sevmişti. Belki karşılık alamayacaktı fakat şuanda umursayacak kadar sağlıklı düşünmüyordu.
"Tekrardan teşekkür ederim Alaz Bey."
"Çok teşekkür ediyorsun ufaklık." Dua gözlerini kaçırıp gülümsedi. Elinde değildi ki. Bu adama karşı borçluydu işte. Hem telefonunu kırmış, hemde o kızların elinden kurtarmıştı.
"Evli misiniz.?" Aklına gelen soruyu düşünmeden ağzından kaçırmıştı. Sorusunu idrak ettiğinde gözlerini kocaman açmış ve eliyle ağzını kapamıştı.
"Özür dilerim..hadsizlik ettim. İyi akşamlar." Eli ayağına dolaşmış ve ne yapacağını şaşırmıştı. Hızlıca arkasını dönmüş ve dibinde durduğu arabaya kolunu çarpmıştı. Canı acısa bile, hissettiği utanç daha ağır bastığı için panik halinde çantasından anahtarını çıkarmaya çalışıyordu.
Arkasından elini tutan Alaz'la put gibi kesilip nefes almayı bıraktı. Artık düşünemiyor, nefes alamıyor, hareket edemiyordu. Bütün hayati fonksiyonları durmuş gibiydi.
Kulağının dibinden gelen kısık sesle güçlükle yutkundu.
"Evli değilim, sevgilimde yok ufaklık. 35 yaşında bir iş adamıyım. Yalnız yaşıyorum. Bir kız kardeşim, annem ve babam var. Hakkımda merak ettiklerin bu kadar olmalı."
Utanınca yerin dibi açılsaydı Dua şuanda yedi kat aşağıda olurdu.
Usulca kafasını sallayıp anahtarla kapıyı açıp arabasına bindi. Alaz elleri cebinde, utanmaktan domatese dönen kızı izliyordu. Daha mı güzel olmuştu.? Kesinlikle Evet.
Bugün iki kalpte birbirleri için atmaya başlamıştı. Belki şuanda farkında değillerdi fakat elbet varacaklardı.
________