3.BÖLÜM

1540 Words
Ne kadar geçmişti o günün üstünden. Beş mi.? On mu.? Ah! Hayır tam olarak 18 gün olmuştu. Ne bir daha dev adamı görmüştüm, ne de haber almıştım. Nerden alacaktım ki zaten.? Duman yoluyla haberleşme çok eskilerde kalmıştı. Telefon numarasıda olmadığına göre ona ulaşmak imkansızdı. Hem ne düşünüyordum ki onu sürekli görüp, sohbet edebileceğimi falan mı.? Neler hayal etmiştim. İlk defa birini görünce heyecanlanmıştım. Hayalimde de adamla hemen evlenip çoluk çocuğa karışmıştım. Bende gerçekten tam anlamıyla saftım. Daha ilk gördüğüm adama hemen aşık oluvermiştir. Tamam yaşın bir önemi yoktu belki ama dedem ve dayım buna pek sıcak bakmazdı. Beni ne kadar rahat bıraksalar bile 13 yaş büyük biriyle olmama müsaade edeceklerini sanmıyordum. Yani dışarıdan bakınca fazla abartıyor gibi göründüğümün farkındayım ama içeride işler öyle yürümüyor işte. Nedense bu konularda fazla takıntılılardı. 'Neler düşünüyorsun Dua.? Normal karşılanmayacak olan ne.? Adamla sevgili oldun sanki.!' İç sesime surat asıp, kendi kendime kafa salladım. Mantıklı yanım konuşmuştu işte. Adamı 2 haftayı aşkın süredir görmüyordum bile. Kim, kimi normal karşılamıyordu Allah aşkına. Birde utanmadan medeni halini sormuştum. Yemin ediyorum iflah olmaz bir kuştum ben. Evet! Kendime hayvan sıfatlar takmayı severdim. Emir’le kavga ederken yengemde bize takardı. Bazen kedi, köpek olurduk onun gözünde bazen ise kutup ayısıyla, dağ ayısı. Ordan alışkanlık kalmıştı sanırım. Hangi ruh haline bürünsem farklı benzetmeler yapardım ve bu benim daha az üzülmemi sağlardı. Çünkü hayvanlar çok harika canlılardı. Kendimi onlara benzetiyorum diye üzülecek miydim birde.? Ah hayır. Hiç ama hiç sanmıyorum. Bilgisayardan tariflerini sevdiğim siteyi açıp eldeki malzemelerle neler yapabileceğime bakmaya başladım. Neyse ki bir kaç çeşit tatlı ve tuzlu şeyler yapabiliyordum. Buzlumdan kıymayı çıkarıp ocağın üstüne su dolu tencereyi koyduktan sonra kıymayıda tabakla beraber onun üstüne bıraktım. Daha sonra börek hamurunu hazırlayıp kabarması için köşeye bıraktıktan sonra sırada tatlı vardı. Tatlı tariflerinden birini açıp, kolları sıvadıktan sonra malzemeleri tezgahın üstüne dizmeye başladım. Bir kaç dakika sonra onlar hazır olmuş ve yumurtayla şeker kabın içinde ki yerlerini almışlardı. Yarım saatin sonunda istediğim cheesecake’i yapabilmiş dolaptaki yerine koymuştum. Sırada brownie vardı. Onun içinde gerekli malzemeleri çıkardıktan sonra tarife bakarak onuda halletmiş fırına vermiştim. Kenarda tek başına yapayalnız kalmış hamurumu alıp birazcık sevgide bulunduktan sonra bende herkes gibi onu üzecek şeyi yaptım ve oklavayla ezdim. “Üzgünüm güzel kız bende artık herkes gibiyim….” 10 dakika sonra hamur istediğim incelikte açmış ve biraz daha dinlenmesi için o şekilde bıraktım. Buzları çözülmüş kıymayı tavaya alıp yağını ekledikten sonra kavurmaya başladım. 7-8 dakika sonra rengi değişmeye başlayınca altını biraz daha kızıp bir kaç dakika da öyle kavurup ocaktan aldım. İçine sevdiğim baharatları en çokta acıyı boca ettikten sonra balkona çıkarıp mermerin üstüne koydum. “Ciğerim yanıyor birazda ağzım yansın.” Aklıma gelen şarkıyla birilerini rahatsız edip etmeyeceğini umursamadan çirkin sesimle söylemeye başladım. Kaç kadeh kırıldı sarhoş gönlümde Bir türlü kendimi avutamadığğmm Kaç kadeh kırıldı minnoş gönlümde Bir türlü kendimi avutamadım Kaç gece ağladım böyle gizlice Ne yaptımsa seni unutamadımm Kaç gece ağladım böyle gizlice Çok Gece ağlamadım ama ağladım yinede) Ne yaptımsa seni unutamadım Kim bilir kimler var şimdi kalbinde - (Allah cezalarını versin onların Alaz) Sen beni unuttun çoktan belki de -(Unuttuysan seninde versin Alaz) Ben hala yaşarım eski günlerde -(He ne eski ne eski ama geçen hafta daha) Her şeyde sen varsın unutamadım Her şeyde sen varsın unutamadım -(Evet kıymanın içinde de seni görüyorum. Delirdim galiba. ) Telefonumun mesaj sesiyle cebimden çıkartıp kim olduğuna baktım. Rehberimde olmayan biriydi. Şifreyi girdikten sonra mesaja girdim. Kimden: 0532 *** **** Güzel sesini benden başka kimse duymasa keşke. İyi geceler ufaklık. 00.27 Doğru mu okuyordum yoksa rüya mı görüyordum. ?? Alaz...Alaz bana yazmıştı. Alaz bana yazmıştı. Alaz bana yazmıştı. Tamam anladık. Derin nefes al ve ver. Al, ver. Evet güzel gidiyorsun kızım. “Allahım bayılacağım. Hık diye gideceğim şimdi.” “Öhöm öhöm.” Kendime geldiğim de sırıttım. Biraz yaramazlıktan kimse ölmezdi sanırım değil mi.? Yani sonuçta eğlenmek her insan gibi benimde hakkımdı. Dur dur. Sesimin güzelliğini nerden biliyor bu adam ? Ay bana bir şeyler oluyor. Burda mı acaba ? Kafamı kaldırıp sokağa baktım. Ard arda bir sürü araba diziliydi. Hepsininde camları filmliydi ve gecenin karanlığında gözükmüyordu. Neyse. İlk olarak rehberime kaydettim. Herkese bir sıfat takarak kaydederdim fakat Alaz'a uygun bir şey bulamıyordum açıkçası. O yüzden adıyla kaydedip mesaj yazma kısmına girdim. Kime; Alaz Ateş Siz kimsiniz.? 00.32 Beklemek o kadar sıkıcıydı ki anlatmaya kelimelerim yetmezdi. Birinden mesaj beklemeyeli ne kadar zaman olmuştu.? Sanırım 22 yıl falan. Elbette konuştuğum insanlar olmuştu fakat kimseyi bu kadar heyecan ve istekle beklememiştim. Kimden; Alaz Ateş Kim olduğumu çok iyi biliyorsun! 00.35 Sonuna eklediği ünlemle kıkırdadım. Sinirlenince olan surat ifadesini çok merak ediyordum. 'Sen onun her mimiğini merak ediyorsun Dua.' İçimde ki dobra ben'e göz devirdim. Haklıydı. Yani bu durumda haklıydım. 2 gün gördüğüm adamı bu kadar merak etmem saçmaydı belki ama ediyordum işte napayım. Bu davranışlarım normaldi. İnsan oğlu meraklı canlılardı. Sırf insan olduğumdan yani. Başka bir sebebi yok(!) Ama içimde ki ben daha haklıydı. Adam benden 13 yaş büyüktü.! Kardeşi yaşında ki biriyle ne işi olabilirdi ki.? Aslında bu sorunun cevabı gayet basitti. Eğlenmek istiyordu ve ben eğlenmek için en uygun kişilerde başı çekebilirdim. Saftım bi kere. Tamam saf değildim. Ya da dur dur saftım. Kendimi kandırmaya gerek yok. Hem ama bu konularda tecrübem sıfırdı ve bu adam çok çekiciydi! Çekiliyordum işte. 'Seni çekiyorsa herkesi çekiyordur. Bir düşün istersin' Kendi kendime ufak bir çığlık atıp ofladım. Yanlış şeyler yapma Dua. Yanlış şeyler yapıp üzülme. Kaldıramazsın. O kadar güçlü değilsin. Yüreğin bir adam için atmaya başlarsa eğer o adamı yanında istersin. Yapma bunu kendine kızım. Yapma. Kime; Alaz Ateş İyi geceler Alaz Bey. 00.40 İç benim haklılığı yüzünden uzatmanın iyi olmadığını biliyordum. Onunla konuşmam yanlıştı. Çok yanlıştı. Kimden; Alaz Ateş Biliyorsun da neden artistlik yapıyorsun.! 00.41 Cevap vermeyecektim. Hayır,kendime bunu yapamazdım. Telefonu balkonumda ki küçük masanın üzerine bırakıp tabureye oturdum. Ona bağlanırdım biliyorum. Yüreğim bir kere onun için çarparsa bu adam karşısında diz çökerdi. Onun için nefes alır, onun için yanardım. Yanmaya hazırdım ama kimse benim küllerimden toplayamazdı. Onun yakıp sonra birde üstüne su dönmeyeceğini nereden bilecektim? Benimle yanmayı göze alamayacak biri olursa kendi kendime toplanamazdım. Bu adam bana bir kaç beden büyüktü. Ben kendi halinde biriydim, bana uygun değildi. Kimden; Alaz Ateş Mesajları gördüğünü biliyorum. 00.46 Yine yanıtsız bıraktım. Onunda bir süre sonra bıkıp yazmayacağını biliyordum. Israr etmesi için bir sebep yoktu neticede. Nereye kadar yazabilirdi ki.? Titreyen telefonumla bakışlarımı avuçlarımın arasında ki kilidi açık telefonuma çevirdim. Yine yazmıştı. "Neden cevap vermiyorsun." İçim acıya acıya yine sustum. Neden ısrar ediyordu ki.? Amacı neydi acaba.? Gülüyor muydu kendi kendine.? Eğlenmiş olmalıydı. Eğlenmek için gerçekten çok uygundum. Yüzüm bile ben safım diyordu. Sarı saçlarımda hiç seksilik katmıyordu. Kimden; Alaz Ateş İçeri gir ufaklık. Gecenin karanlığında güneş gibi parlıyorsun. 00.58 Telefonu şaşkınlıkla masaya bırakıp ayağa kalktım. Temkinli adımlarla balkonun ucuna yanaşıp arabalara daha dikkatli bakmaya başladım. 2 tane siyah lüks araba vardı hangisi olabileceğine dair bir fikrim yoktu fakat ikisinden biri olduğuna kalıbımı bile basabilirdim. Masanın üstünden titreyen telefonla hızlıca elime alıp mesajı açtım. "Uyku vaktin geçiyor. Uyumalısın." Sinirle ellerimi saçlarımdan geçirip ayağa kalktım. Uyku vaktim geçiyormuşmuş. Neyim ben.? 8 yaşında ki ilkokul öğrencisi mi.? Evet Dua tek takıldığın nokta bu olsun. Adam evinin önünde hiç demiyorsun nasıl buldu evimi diye. İçeri girip askıda ki ince hırkamı alıp askılı pijamamın üstüne giydim. Girmeden kıymamı içeri almayı unutmadım tabiki. Et bu devirde ne kadar pahalı haberiniz var mı? Fırınıda kapattım bu arada. Kıyafetlerim karşısına çıkmak için uygun değildi fakat kimin umurundaydı ki.? Ah! Tabi ki benim kimin olacak. Fakat hemen yanına gitmek istediğim için daha fazla oyalanmadan evden çıktım. Geldiğimi görmüş olacak ki arabadan inip kaputa yaslandı. Solda ki arabaymış öğrenmiş oldum. Keşke çıkmasaydı da cüceliğimi tekrardan görmeseydim. Kısada değildim aslında ama bu adam yağmur ormanlarında falan büyümüştü herhalde. Bu kadar uzun boylu ve kaslı olmasını başka türlü açıklayamıyordu çünkü. "Sizin burada ne işiniz var.?!" Sesim istediğimin aksine normal çıkmıştı. Sinirlenememiştim bile. Ağlamak istiyordum gerçekten. "Geçiyordum bir uğrayayım dedim." Yüz ifadesi gayet ciddi olsada dalga geçtiğini anlayacak kadar akıllıydım. "Çok komiksiniz. Gider misiniz buradan.?" 'Az daha nazik ol Dua. Hatta adama gitmesi için ricada bulun. Lütfen, rica ediyorum gider misiniz falan de.' İçten içe kendime kızsamda bende anca bu kadar kaba olabiliyordum. Karşımda ki iri adama kötü davranamıyordum. Omun bakışları, gülüşü kötü davranmama engel oluyordu. Kıyamıyordum. "Gidemem." Bunu öyle bir söylemişti ki sanki...sanki başka bir şeyden bahsediyor gibiydi. Yada ben anlamak istediğim gibi anlıyordum. Evet tam olarak bunu yapıyordum. Aptalım çünkü. "Siz bilirsiniz. Beni rahatsız etmezseniz sevinirim. Yazmanızı istemiyorum. Cevap vermeyerek bunu belli ettiğimi düşünüyordum ama sanırım edememişim. Lütfen bir daha yazmayın.!" Yanında hızla uzaklaşmak isterken kolumu tutmasıyla durmak zorunda kalmıştım. Aramızda ki boy mesafesini eğilerek en aza indirirken, benim ölümümü yakınlaştırdığını anlamıyordu sanırım. Okyanus kokusu burnuma dolduğunda gözlerimi kapadım. Çok güzel kokuyordu. Çok ama. O kadar ferahtı ki bütün gün koklasam asla bıkmazdım. Bir uyuşturucu bağımlısının toza bağlı olduğu kadar bağlanabilirdim ona. Yapardım biliyorum. Sevdim mi tam seveceklerdendim bende. Biri için bir kere attımı yüreğim bırakmazdım. Karşılık alamasam bile tek başıma sever yine severdim. Birini öyle sevmemiştim belki ama sevmenin ne demek olduğunu biliyordum ve bu adamı öyle seveceğimi de biliyordum. Ama bu adam beni yakardı. Yakardı..tuzla buz ederdi. Yanardık. Bizle beraber herkeste yanardı. Bu adam benim sonum olurdu. Soluğum olurdu. "Seni öyle bir seveceğim ki cehennemimde yanmak için yalvaracaksın çocuk. Öyle güzel seveceğim ki alevlerimin arasında çiçek açacaksın. Seni öyle seveceğim ki ikimizde yanacağız. Ama en çok sen yanacaksın." ___________
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD