17. Bölüm

1188 Words

O gün revirde saatler geçmek bilmedi. Ayşegül benimleydi. Sustuğumda o da sustu. Ara ara gözüm telefona kayıyordu. Hani bazen bir ses gelir, içini sarsar ya… işte o sessizlikte öyle bir şey hissettim. Kalbim, “bir şey olacak” diyordu. Tam öğleden sonra, revire üç kişi birden geldi. Kapı bir anda açıldı. İçeri ilk giren Tuna oldu. Ardından Serhat ve Mert… Ama yüzleri… Allah’ım yüzleri öyle bir hâlde ki… Ben o an içimden “Hayır,” dedim. “Sakın… Sakın söylemeyin.” Elim ayağım buz kesti. Sadece baktım. Tuna bir şey diyecek gibi oldu ama kelime çıkmadı ağzından. Dili tutulmuş gibiydi. Gözleri kıpkırmızı. Dayanamadım, bağırdım: “Ne oldu Atlas’a?!” Tuna bir adım attı bana doğru, sesi çatallıydı: “Elif… Biz… Biz geri çekilirken… bir anda… patlama oldu.” “NE?!” “Çatışma… çok yoğundu. Pa

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD