22. BÖLÜM:
"KURTARICI"
Yanağımın içini dişlemekten orada büyük bir yara oluşturmuştum.
Derin bir nefes aldım.
Stresten dizimi sallıyor, gözümün önüne perde yapan saçımı kulağımın arkasına sıkıştırıyordum.
"Eee, anlatın bakalım. Sizi buraya getiren şey ne?" dedi Junghyun masasındaki kahvesini alıp afiyetle yudumlarken.
Jungkook'un abisi bizi öyle dışarda görünce şirkete sokmuş hatta odasına kadar davet etmiş içecek söylemişti.
"Bunu ben de merak ediyorum," dedi abim gözlerini kısıp bana göndermeli mesajlar yollarken. O mesajlar çok güzel şahsıma iletilmişti.
Jungkook gülerek dilini alt dudağında gezdirdi ve elinin tersiyle çenesini kaşıdı. "Mi Hi bizim şirketi çok merak ediyormuş. Bana da geldi bugün dedi Jungkook sizin oraları gezdirsene diye, ben de tamam dedim ve geldik." Ardından bana döndü. "Değil mi Mi Hi?"
"Hı, hı aynen," diyerek onayladım onun o tatlı yalanını. "Çok merak ettim cidden." Ardından tatlı tatlı gülümseyerek abime döndüm. "Çalıştığın şirket burası mıydı?"
Abim göz ucuyla Junghyun'a baktı. O da abime bakıyordu. Farklı bir elektrik vardı bu odada, insanı gerecek türden.
"Hı, hı burada çalışıyorum."
"Ama daha önce sizi buralarda hiç görmedim." dedi Jungkook.
"Yeni başladım ondan olabilir." dedi abim. Ardından Junghyun da lafa atladı. "Ayrıca sen hep şirkette olmadığın için yanımda kimin çalışıp çalışmadığını bilmemen çok normal değil mi?"
"Öyle olsun," dedi Jungkook sonra ayağa kalktı. "Hadi Mi Hi, biz gezmemize devam edelim. Sonra eve bırakırım seni."
"Tamam," diyerek ayağa kalktım. Bir yandan da göz ucuyla abime bakıyordum. Sırıtıyordu. "Evde görüşürüz kardeşim."
Ne demek istediğini çok iyi anlamıştım.
Bir şey demeden Jungkook'un peşine takıldım. Sahibinin peşinden giden küçük bir civciv gibi onu takip ediyordum.
"Teşekkür ederim," dedim birden.
"Efendim?"
"İçerde beni kurtardın ya, teşekkür ederim."
"Ha o mesele," dedi. Başka ne olabilirdi ki?
"Farkında mısın ama az önce senin yüzünden yalan söyledim. Beni cehenneme sürüklüyorsun."
Kaşlarımı kaldırdım. Bunu o kadar gerçekçi söylemişti ki ciddi miydi gerçekten?
"Ah, tabii..." dedim. "Sen cennetlik adamsın ya zaten."
"Öyleyim tabii." dedi yürümeye devam ederken. Güldüm.
Birlikte şirketten çıktığımızda arabaya binene kadar aramızda uzun bir sessizlik oldu. Bu bizim o olaydan sonra ilk konuşmamızdı ve ikimizde kendimizi böyle bir olayın içinde bulmayı beklemiyorduk sanırım.
İkimizde arka koltukta oturduğumuz için arabanın içinde ona göz ucuyla bakarken kafasını bana doğru çevirdiğinde hemen bakışlarımı ondan alıp cama çevirdim.
Onu dikizliyorken yakalanmıştım. Daha fazla kendimi ne kadar ele verebilirdim ki?
"Çok yakışıklıyım, biliyorum." Dedi sırıtarak.
Al işte, götünü kaldırmıştım.
"Hiçte bile sadece gözüm dalmıştı."
"Kesin yaşanmıştır bu," dedi gülerek. Ukala tavşan seni...
"Ne işin vardı bizim şirkette?" dedi. Aklına yeni dank etmişti galiba.
"Abimi takip ediyordum." dedim dürüstçe.
Kaşlarını kaldırıp alt dudağının uzattı ve kafasını aşağı yukarı salladı. "Vay be. Neden?"
Derin bir iç çektim. "Öyle olması gerekti diyelim."
"Anladım..."
Aramıza sessizlik yine kara kedi gibi girerken Jungkook ile hâlâ normal bir şekilde konuşabildiğimiz için şaşırıyordum. Normalmiş gibi davranıyordu. Sanki o gece hiç yaşanmamış gibi.
Bu iyi birşey miydi yoksa kötü mü?
"Jungkook-"
"Mi Hi,"
İkimizde aynı anda isimlerimizi söyleyince komik bir ortam oluşmuştu ortada.
"Önce sen başla," dedi.
"Hayır sen başla."
"Tamam," dedi ve elleriyle yüzünü sıvazladı ve derin bir nefes aldı. Zorlanıyordu. Ve ne söyleyeceğini çok rahat tahmin edebiliyordum. Ellerimi tuttu. "Mi Hi o gece yaşadıklarımız benim için gerçekten-"
"Hataydı," dedim ellerimi ellerinden çekerken.
"Ne?" Dediğim şeyle şaşırmıştı. Benden böyle bir kelime çıkmasını beklemiyordu. Ben de beklemiyordum ama elinde sonunda bu konuşma olacak ve o gece tamamiyle hataydı lafı düşecekti, hem de onun ağzından. Ben sadece bu sefer rolleri değiştirmiştim ve onun repliğini çalmıştım.
Gülümsedim. "Ben unuttum bile o olayı, gerçekten." Cidden çok güzel unuttum o olayı. Her gece rüyamda tekrar tekrar öpüşme sahnelerimiz oynarken unutmak çok da zor olmadı.
Kaşlarını kaldırdı ve dilini alt dudağında gezdirdi. "Demek unuttun?"
Neden bana kafa göz dalacakmış gibi duruyordu? Onu sinirlendirecek bir şey yapmamıştım sadece omuzlarından bir yükü almıştım. Bana teşekkür etmeliydi.
Kafamı aşağı yukarı salladım. "Dedim ya, unuttum bile. Eminim sen de unutmuşundur."
"Kesinlikle," dedi kalbimi parçalayacak cümleleri ok haline getirirken. "Saçma bir olaydı zaten. Benim aptallığımdı kusura bakma. Birden oluverdi isteğim dışında. Ben de ne olduğunu anlamadım. Bu hatayı yapmam için sarhoş falan olmalıydım. Emin ol bir daha olmaması için elimden geleni herşeyi yapacağım."
Ve ok yayından çıkarak kalbime saplandı.
Gözlerim yanarken kendimde konuşacak gücü bulmada zorlanıyordum. "Sorun yok, sadece sevgililerimiz bilmesin yeter."
"Aynen, biliyorsun Jimin benim kardeşim gibi. Böyle basit bir olay yüzünden arkadaşlığımızı zedelenmesini istemem. Hem Hyun'u da üzmek istemem. Onu seviyorum, biliyorsun."
"Biliyorum," dedim sesim çatallaşırken. Bunun bu kadar zor olacağını tahmin etmiyordum.
Araba evimin önünde durunca zorla gülümsemeye çalıştığım. "Teşekkür ederim,"
"Önemli değil," dedi yüzüme bile bakmayarak. Ne yani aramızda kırdığımız o buzul dağlarını yeniden mi inşa ediyorduk şimdi?
Arabanın kapısını açtım ve indim. Araba anında jet hızıyla yanımdan ayrılırken ben arkasından bakıyordum. "Off, nerede yanlış yaptım ki?"
-
Akşam yemeğinden sonra odamda test çözerken abim birden odama bodozlama daldı. Evet, başlıyoruz.
"Şirkete neden geldin?"
Şu an yatağıma oturmuş benimle sessiz sakin konuşuyor olabilirdi. Ama ben biliyordum ki bu fırtına öncesi sessizlikti.
"Jungkook dedi ya, meraktan..."
"Jungkook..." dedi gözlerini kısarak. "Ne var senin o zibidiyle aranda?"
Güldüm. Gönül isterdi ki bu soruya o benim sevgilim, canım, balım, aşkım diyebiliyim. Ama dediğim tek şey şu olmuştu. "Arkadaşım,"
Bugünde Mi Hi için yakıyorsunuz, evet.
"Arkadaşın?" dedi kaşlarını kaldırarak. "Nasıl bir arkadaşlık bu?"
"Yani," dedim dudağımı büzerek. "Bazen Fenerbahçe maçını falan izliyoruz. Lahmacun gömüyoruz, tavla falan oynuyoruz öyle."
"Ha yani aşk maşk yok?"
Abime uzaylı görmüş masum köylü görmüş gibi baktım ve baş parmağımla yüzümü gösterdim. "Bu tipe bakar mı sence o?"
"Doğru, bakmaz. Şu an çok rahatladım."
Gözlerimi kıstım. O bakmaz dediğin adam birkaç gün önce sevgili kardeşini en nacizene dudaklarını sömürüyordu abicim.
Tabii ki bunu yüzüne söylememiştim. Zira olacakları tahmin edebiliyor muydunuz? Ben edebiliyorum. Eline tüfek alıp Jungkook ile beni bütün Seoul sokaklarında koştururdu.
"Aynen,"
Test kitabının kapağını kapattıktan sonra abime döndüm. "Patronunun kardeşiyle arkadaş çıkmam çok büyük bir tesadüf, değil mi?"
"Yaa, çok büyük tesadüf."
"O adam sana iyi iş vermiş. Kendisi pek iyi bir insana benzemiyor çünkü uzaktan."
"Çünkü vermek zorundaydı."
Kaşlarımı kaldırdım. "Anlamadım?"
Ayağa kalkıp saçlarımı karıştırdı. "Boşver, anlamaman en iyisi."
"Annemlere ne zaman söyleyeceksin artık işsiz olmadığını? Söyle de sevinsin kadıncağız."
Gülümsedi. "En kısa zamanda."
Odadan çıkarken de bağırdı. "Uyumadan önce sütünü içmeyi unutma!"
Güldüm. Saate baktığımda geç olduğunu anladım. Kitaplarımı çantama koyup telefonumu aldım ve yatağın içine girdim.
Birkaç tane Kpop gruplarının videosu izledikten sonra telefonuma Jimin'den mesaj geldi.
Jimin: Ne yapıyorsun benim sahte sevgilim? (23:40)
MiHi: Kpop gruplarının videolarını izliyorum. Hepsi çok yakışıklı (23:41)
Jimin: Benden bile mi? (23:41)
MiHi: Evet (23:42)
Jimin: (23:42)
MiHi: ASDKLSJSHDNSJSHSJDJJSJSWJ (23:43)
MiHi: Yaaa çeeen üzüldün mü kıyaaamaaam (23:43)
Jimin: (23:44)
MiHi: Neysee benim dadlu alıngan bebişim ne yapıyor? (23:45)
Jimin: Ev boş (23:45)
Jimin: Ve bu tatli bebiş birazdan eve Jungkook'u atıp içecek :D (23:46)
MiHi: Zıkkım için (23:47)
MiHi: Lan siz reşit bile değilsiniz. (23:47)
MiHi: Umarım içmekten kastınız biberonla süt falandır (23:48)
MiHi: Yoksa evinize polis salacağım haberiniz ola. (23:49)
Jimin: Evet evet kesinlikle süt :D (23:50)
MiHi: Şerefsizleeer (23:50)
MiHi: Neyse ben Hyun görümceme söyleyim de biz aradan çekilelim bence Jikook Hikook, JimHi ve Hyunkook'dan daha hoş geldi şu an kulağa xjsjzjsjs (23:51)
Jimin: JimHi > Jikook (23:52)
Jimin: Ben JimHi'ciyim (23:53)
MiHi: Öyleyse ben artık yatayım, malum yarın gitmem gereken bir okul var (23:54)
MiHi: Size iyi içmeler demek isterdim ama boğazınızda kalır inş (23:55)
Jimin: :D (23:55)
Telefonu baş ucumdaki komidine koyduğum zaman kendimi direk uykunun kollarına bırakmıştım. Taa ki gecenin köründe gelen bildirim sesiyle uyanana kadar.
Jimin: Mi Hi yarın seninle acilen konuşmamız lazım sana bir şey söylemek daha doğrusu itiraf etmek istiyorum. (03:00)
Ne?
Ne oluyor lan?