*** Akira, yerinde bir kez daha huzursuzca kıpırdandı; içinde büyüyen o kadim kan, sanki dar bir kafese hapsedilmiş gibi durmak bilmiyordu. Bebeğin her sert tekmesi, sadece bedenini değil, ruhunu da sarsıyordu. Elini karnına koydu; teninin altındaki o kontrolsüz güç, dışarıdaki fırtınadan daha şiddetliydi. “Akira, hayatım... Yine mi?” dedi Vargos. Sesi, sevdiği kadının acısını dindirememenin verdiği çaresizlikle kısılmıştı. Akira, kesik bir nefes alarak bakışlarını pencereye, o uzaklardaki krallığa çevirdi. “Bana artık Akira deme Vargos, buna alışmalıyız. En küçük bir dikkatsizlik bizi ele verir. Anlaşmıştık; sadece ‘Mik’ diye seslen, olur mu?” Avucunu karnına daha sıkı bastırdı. “Ve evet... Bebek durmuyor Vargos. Sanki dışarıdaki karanlığı hissediyor. Doğuma daha haftalar var ama o şim

