Hayat
Bakınca beş harf iki heceden ibaret olduğunu görür insan... Oysaki içinde ne çok şey barındırır. Mesela yaşam ile ölüm arasındaki inci çizgidir, o süre zarfında yaşanılmış herşeydir.
Hayat bakmaktır, görmektir, yaşamaktır
sevmektir... başkalarının hayatına müdahale edilmesi ya da hayatını hiçe sayıp kendi istedikleriyle şekillendirmek değildir.
Baweşin de işte böyle düşünüyordu hayat hakkında. Lakin babası tam tersi şekilde hareket ediyordu. Kendi hayatı üzerine kendisine sormadan kararlar veriyor nasıl olması gerektiğini söylüyordu.
Halbuki hayatı yaşıyacak olan kendisi iken başkalarının hayatına yön vermesinden nefret ediyordu. Maalesef elindende birşey gelmiyordu. En azından şimdilik.
Yaklaşık yarım saattir ağacın dibinde oturmuş hayatını sorguluyordu. Bunca yıl babası kızmasın, üzülmesin diye çoğu şeyden ödün vermişti. Yeterki ses etmesin okumasına izin versin diye...
Ama şimdi babası gelmiş kendisinden yaşça büyük bir adamla evlenmesini söylüyordu. Üstelik sevmediği bir adamla...
"Baweşin."
Baweşin kendisine sesleneni görmek için hızla arkasını döndü. "Baran..Senin ne işin var burda?"diye sorarak ayağa kalktı.
"Bizim sokaktan geçerken gördüm seni halin iyi değildi merak ettim."diye yanıtlayan genç adamla Baweşin omuzlarındaki şalı saçlarına örttü.
Baran abisi Hazar'la sınıf arkadaşıydılar. O zamanlar küçükken hep birlikte avlularında oynarlardı. Çoğu kez küçük diye oyunlarına Baweşin'i almayan abilerine inat Baran hep oyuna dahil ederdi genç kızı. Baweşin'e karşı uzun zamandır duyguları vardı Baran'ın. Dindirmek istiyordu ama olmuyordu bir türlü kızada açılamıyordu.
Baran her ne kadar abisiyle yaşıt olsada hiç abi diye seslenmemişti. Belki eskiden oyun arkadaşı olduğu için ya da kendini onlarla aynı yaşta gördüğü için. Severdi Baran'ı oyunlarda hep arkasında olduğu için Hazar abisiyle Serhat abisi her oyunda hile yaparak oyunu kazanırken Baran bu duruma hep itiraz ediyordu. Bunun içinde Baran'ın ondaki yeri ayrıydı.
Tabi büyüdükçe pek uygun olamadığı için eskisi gibi pek samimi olamıyorlardı. Hele Hazar abisiyle Serhat yurtďışına çıktığından bu yana okuldan eve evden okula gidip geliyordu Bawaşin. Lakin geçen sene bitirmiş olduğu liseyle babasından dolayı artık evden pek çıkmıyordu.
"Baran biliyor musun? Babam beni evlendirecek." Dedikten sonra dudaklarında dökülen hıçkırığına engel olamadı... Şu an Baran'ın karşısında eskiden olduğu o küçük kız gibiydi.
"Neee..Kiminle? Hem sen daha küçüksün. Hazar biliyormu?"diye sordu genç adam.
Şilan ağa nasıl böyle birsey yapar? Hem Hazar biliyorsa nasıl izin verir? "Baweşin'i okutacağım genç yaşta evlendirmeyeceğim burdaki kızlar gibi." Diye söylerdi hep.
"Bilmiyorum... ama ben evlenmek istemiyorum. Ben avukat olup burada ki kadınların sesi olmak istiyordum. Rızaları olmadan hayatlarına müdahale etmelerine izin vermeyecektim." Diyerek gözlerinden durmadan gözyaşlarını şalıyla sildi genç kız.
"Tamam sakin ol. Ben Hazar'la konuşurum kesin duymamıştır yoksa izin vermezdi. Olmadı babamı babanla konuşması için gönderirim. İkna eder merak etme sen."
Baran'da duyduklarıyla ne yapacağını şaşırdı. Baweşin'e evlilik teklifiyle açılmak istemişti ama daha sonra kızın önceliğinin okulu olduğunu öğrenince bu teklifini rafa kaldırmıştı. Oysa şimdi babasının başkasıyla evlendirmesi ne demek kendisi dururken.
Bütün bunlar düşüncelerinde cevaplanmalı beklerken Baran genç kızın kolundan tutup "Hadi gel seni eve bırakayım?" Dedi.
"Baweşin!"
Yanlarına tüm heybetiyle gelen Adar ağayla Baweşin şaşırırken bir adım geriledi.
Adar ağa genç kızın kolunu tutan Baran'a bakıp "Çek lan elin." Diye uyarırken zade tonu tüm hiddetiyle bulundukları tepeyi inletiyordu.
Baran Adar ağanın uyarısıyla adama ters bir bakış atıp elini çektikten sonra " Hadi Baweşin baban kızmadan eve bırakayım seni." Dedi karşısındaki Adar ağayı kaile almadan.
"Sen kimi evine bırakıyorsun ulan?" Diyen Adar ağa Baweşin'in yanına gelerek ters ters kıza baktı. Bu herifle burda konuşup ne yapıyordu? Birde adam eve bırakacağım diyordu kim oluyordu da eve bırakma cüretini gösteriyordu? Burda kendisi dururken...
"Adar ağa kızın peşini bırak görmüyor musun? Seni istemiyor!" Diyerek Baran içinde kaynayan memnuniyetsizliğini dile getirdi.
"Müstakbel sözlümün peşinde dolanan sensin. Karışma bana."
"Yeterrr!!! Nerden senin sözlün oluyorum ben? Asıl sen peşimi bırak anlamıyor musun? İstemiyorum seni." Diyerek tüm öfkesini karşısındaki adama kustu genç kız. Daha fazla yüzünü görmek istemiyordu. Hızla elleriyle adamı kenara ittikten sonra yanından rüzgar gibi geçip koştu. Buraya kafa dinlenmeye gelmişti halbuki.
Adar ağa kendisine öfkeli sözler sıralayan genç kızın arkasından bakarken büyük bir şaşkınlık yaşıyordu. Bu kadar mı nefret ediyordu kendisinden? Hiç mi birşey hisetmemişti kendisine karşı? Oysa zamanla sever sanıyordu. Sever sevecek...Sevmeli diye içinden geçirdi. O nasıl sevdasıyla yanmışsa karşılığınıda alacaktı. Adar ağa öyle düşünüyordu en azın...
"Ulan! seni bir daha yarım metre dahi olsa Baweşin'in yakınında görürsem bu sefer hiç acımam vururum seni pis fırsatçı. Anladın mı beni?" Dedikten sonra Baran'ın yakasına yapışmıştı. Bir kaç kez daha görmüştü Baweşin'in peşinde ve adamın niyetini hemen anlamıştı. Nihayetinde kendiside bir erkekti bakışlarından anlardı bir adamın niyetini.
"Hiç bir şey yapamazsın. Kız seni istemiyor işte zorlamı karın yapacaksın Adar ağa?" Dedi Baran alaylı ses tonuyla.
"Bu seni hiç ilgilendirmez. Sen dediklerimi unutma." Dedikten sonra aracına doğru yöneldi zira biraz daha kalsa adam elinde kalacaktı.
"Ah! ulan Baweşin yakıyorsun beni. Ulan görmüyor musun? Koskoca Adar ağa köpek gibi peşinde dolanıyor gör artık beni." Diye kendi kendine söylenerek aracını çalıştırdı.
&&&&&&&&
Hozan ailesi tüm umutlarıyla hazırlanmış gelin evine doğru yola koyulmuşlardı. Adar ağa babası, annesi, yadesi ve aile büyüklerinden olan halasıyla aynı araçta giderken Ardıl kardeşleriyle kendi aracıyla gidiyorlardı.
Bu akşam aslında hem kız isteyip hem söz kesilecekti. Bunu Adar ağa isteğiydi çünkü daha fazla işin uzamasını istemiyordu. Önceden kızın babasıyla konuşup anlaşmışlardı. Zaten babası Agit ağa ve Sipan ağa eski ahpaplardı bu yüzden hiç bir sorun yaşanmamıştı.
Baweşin dayesinin zoruyla hazırlanmış salonda ailesiyle görücülerini bekliyordu. Üzerindeki pudra rengi uzun tüllü dar kesim elbiseyle beline kadar gelen saçlarını serbest bırakmıştı. Saçlarına hiç bir işlem yapmasına gerek yoktu zaten dalga dalga beline uzanıyordu. Gözüne sürdüğü sürme ve hafif dudak nemlendiricisiyle hazır hale gelmişti. Dayesinin zoruyla değiştirdiği geleneksel hızmasıyla yüzü dikkat çekici bir hale gelmişti.
Ne kadar istemesede bugün sözleniyordu evliliğe ilk adamını atacaktı. Yanında ki kuzeni Berçem'in "Kızım ne surat asıyorsun koskoca yakışıklı Adar ağanın karısı olacaksın işte herkese nasip olmaz bu biraz gül ya." Diyen kuzeninin sözleriyle gözlerini devirdi.
"Aman ne yakışıklı, ne yakışıklı." Diyerek durumdan ne kadar rahatsız olduğunu bir kez daha dile getirdi. İstemiyordu işte ne kadar zengin ve yakışıklı olsada gönlünü titretmeyi başaramamıştı işte sevememişti ne yapsın.
"İstiyorsan sen evlen ha Berçem. Ne dersin?" Alaycı konuşmasıyla kuzenine baktı "Malum çok beğenmişsin."
"Yürü git be senin için diyorum. Hem benim gönlüm dolu." diyerek hülyalı hülyalı gözleri uzaklara daldı.
Baweşin dalıp giden kuzenine bakarak ofladı. Kuzeni Berçem'le çok yakındı. Birlikte liseyi bitirmişlerdi fakat Berçem okumaya devam etmeyip sevdiğiyle evlenmeyi seçmişti.
"Kızlar hadi geldiler aşağıya inin." Diyerek odaya gelen yadesine bakıp ayağa kalktı. Hiç istememesine rağmen aşağıya inmesi şarttı. Aksi taktirde babası canına okurdu yoksa.
"Hadi kız çok heyecanlandım gidelim." Diyen Berçem koluna girip çekiştirirsen Baweşin kuzenine ters ters bakıp "Sana ne oluyorsa artık?" Dedikten sonra yürümeye başladı.
"Keçamin gel sen kahveleri yap."
"Tamam daye." Dedikten sonra Baweşin mutfağa malzemeleri hazırladıktan sonra kahveyi ocağa koyarak karıştırdı.
"Kız tuz atsak mı acaba?" Diyen kuzenine "He işimdi getir ordan baharatlıkları hepsini koyalım... te Allahım yarabbi sabır."Derken başını inanamazca sallıyordu.
"Sanki çok istiyorumda evlenmeyi birde adamın kahvesine tuzu koyup adama beni ne kadar seviyorsun görelim demeye getireceğim. Seven insanlar yapar onu ben sevmiyorum ki."
"Uf duygusuz sus be yapma ben Mirzam'a yapıcağım ama." Dedikten sonra kuzenine aldırmadan gülümsedi Berçem.
Baweşin kahveleri fincana tek tek yerleştirip tepsiyi eline aldı. Allahım sen sabır ver bana diye kendi kendine söylenirken salona geçti.
Salonda oturanlar konuşup kaynaşmış durumdan memnun bir halde sohpet ediyorlardı. Özellikle Adar ağanın mutluluğu ve heyacanını gözlerinden okunuyordu.
"Abi tamam yeter artık bu ne heyecan? Resmen ergenlere döndün." Diye kendisine takılan Ardıl'a cevap vermedi Adar ağa.
Adar ağa salonun girişindeki hareketlilikle gözlerini oraya çevirir çevirmez nutku tutuldu. "Bu ne güzelik yarab." dedi içinden. Kuşkusuz Mardin'in en güzeli kızıydı Baweşin. Giydiği dar elbiseyle kaşlarını hafif çatsada kızın güzelliği karşısında hiç kuşkusuz kıskançlığı gölgede kalmıştı Adar ağanın. Gözlerini babasına kahve ikramı yapan genç kızdan bir türlü ayıramıyordu.
Baweşin odadakilerin bakışları altında sırayla büyüklere kahveleri dağıtırken sıra Ardıl'a geldi. Ardıl kendisine uzatılan kahveyi tepsiden alırken getiren kıza dikkatli bakınca bu gün tepede karşılaştığı kız olduğunu şaşkınlıkla fark etti.
Ardıl kızın gerçekten eşsiz bir
güzelliğe sahip olduğunu iyice anlarken istifini bozmadan kahvesini aldı. Baweşin Ardıl'ı görünce kendini tuhaf hissederken "Bu kim?Kardeşi mi acaba?"diye düşündü. Daha önce hiç görmemişti bu adamı....doğrulup elindeki son fincanıda müstakbel sözlüsüne uzattı. Adamın kahvesini almasıyla bakışlarına aldırış etmeden hemen odayı terk etti.
Herkes kahvelerini içerken isteme olayı gerçeklesmişti sıra yüzükleri takmaya gelmişti. Sipan ağa kapının yanında duran Avzer xanıma işaret edip kızını çağırmasını istedi.
Baweşin mutfakta gözleri dolu dolu babasının çağırmasıyla yanaklarını ıslatan gözyaşlarını silip ölüme adım attı. Çünkü bu evlilik onun için ölümden farksızdı.
Yüzükler takılınca düğün günü olarak gelecek haftada karar kılınmıştı. Yarın da imam nikahı kıyılacaktı. Büyükler böyle uygun görmüştü gençlerin rahatça konuşup anlaşmasi için uygun ortam sağlanıyordu.
Artık Baweşin için herşey bitmişti. Oda evinin kadını olacak okul işi hayal olmuştu.
"Yenge numaranı versene abim istiyor." Diyen görümcesi Awşin'e baktı.
Baweşin içimden bir bu eksikti diye söylendi. Hem numarasını ne yapıcaktı? İstediği oldu işte daha ne istiyordu? Bu saatten sonra ne diyebilirdiki artık. Mecburen karşısında kendisini dikkatle izleyen görümcesine numarasını verdi. Tabi ki telefonlarına cevap vermiyecekti.
Hozan ailesi dünürleriyle vedalaşıp evlerine doğru yola koyuldular. Adar ağa bir kere bile kendisine bakmayan sözlüsüyle yüreği burkuldu. Bu tavrı hakettiğini düşünmüyordu. Onu en temiz duygularıyla seviyordu. Sevmek suçmuydu? Kendisine bir şans verse emindi kendinden kendisini sevdirebilirdi ama yok bir türlü karşılık vermiyordu. Ne yapsa kızın gözüne giremiyordu lanet olsun ki. Ama yarından itibaren buna alışması gerekti nihayetinde Allah katında eşi olacaktı.
Baweşin herkesin gitmesiyle kendini odasına kapattı. Üzerindekilerle kendini yatağına atan genç kız engel olamadığı tükenmişlikle kaderine isyan ederken ağladı. Böyle günlerde ne çok arardı anasını. Şimdi yanında olsa hersey geçti kızım ben yanındayım dese ne olurdu? Rabbi anasız bırakmıştı küçük kızı daha kokusunu bilmediği annesiyle imtihan etmişti. Annesiz o kadar zorduki her şey. Anne yokluğu o kadar belli oluyordu ki...7 yaşındaki bir çocukla 70 yaşındaki bir insanda olsan anne hasreti dinmezdi. Her zaman bir eksiklik olurdu. Annesi yaşasaydı şuan yemin edebilirdi bu evliliğe bile üzülmezdi yeterki annesi yanında olsun razıydı herşeye...
&&&&&&&&
Genç kız uzerindeki beyaz uzun elbise ve başındaki sarı şalıyla oturmuş yanındaki adamla Allah katında bir ömür birlikte olmaya yol alıyorlardı. Bir tarafın mutluluktan içi içine sığmazken bir tarafın içinde fırtınalar kopuyordu.
Odanın boşalmasıyla genç adam yanında başı eğik olan sevdiğine "Baweşin yürek yangınım bir kerede o güzel gözlerini esirgeme benden. Bak bugünden itibaren karım oldun kadınım. Bunun farkına var artık. Seni ne kadar sevdigimi hiç mi görmüyorsun?" Dedikten sonra kızın çenesinden tutup kaldırarak kendisine bakmasını sağladı.
Genç kız kendisine güzel sözler sıralayan kocasına bakma gereği bile duymadı. Fakat adamın çenesinden tutup göz göze getirmesiyle hemen bir hışımla çenesini kurtardı elinden.
"Sakın! Sakın! Bir daha bana dokunma. Böyle olacağını biliyordun. Seni sevmeyen sevmeyecek olan biriyle evlenmiyecektin Adar ağa. Olacaklardanda ben sorumlu değilim. Sanma ki nikahımız kıyıldı sana itaat edecegim. Ben sana ölsem bile kadınlık etmem. Kadının olmam bunu böyle bil." Diyerek kendi rızası dışında gerçekleşen bu nikahın hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini anlamasını bekledi Baweşin.
Baweşin şuana kadar kendi rızası olmadan yapılan her şeye boyun eğmişti ama bundan sonra eğmeyecekti.....