Önüme koyulan çay bardağında takılı kaldı gözüm. Gece saat 03.20 idi. Sahilde oturuyorduk ve Yiğit çayı nereden bulmuştu bilmiyordum. Sorgulamadan bardağı avuçlarımın arasına aldım. Rüzgâr biraz daha artmıştı. Denizden bakışlarımı çekip Yiğit’e döndüm. Rüzgârda dağılan saçları dikkatime girdi uzanıp saçlarını düzelttim. Elimi geri çekecekken bileğimi aniden tuttu. “Sen şöyle gelsene bir.” Sözünü dinleyip ayaklandım. Bileğimi hâlâ bırakmamıştı. Tam dibine oturdum. Kolunu omzumdan aşağı attı. Beni kendine çektiğinde dip dibe aynı manzarayı izliyorduk. Başını başımın üstüne yaslayınca bir an sessizleştik. Kapanan gözlerimle beraber dudaklarım huzurla kıvrıldı. “Oo gençler manzaranız daim olsun.” Bahadır’ı görmem şaşırttı. Yan tarafımızda durduğu için ona dönmek zorunda kaldık, o da tam kar

