Oturduğum yerden kalktım. Kapıyı sertçe kapattı. Kadının üzerine baktım, saçı başı birbirine karışmış yüzündeki makyaj akmış kıyafetleri bozulmuştu. Boğazımda bir yumru oluştu. Kimdi bu kadın ve neden bu haldeydi? Sekretere baktım o da benim gibi şaşkındı. Kadın yanımızda durdu, sarı saçlarını eliyle düzeltmeye çalışıyordu. "Gerizekalı! Aptal! Seni pişman edeceğim! Lavabo falan var mı?" diye sordu, sekretere. Sekreter lavabonun yerini tarif etti. Açık kapıdan içeri baktım. Aklımdan geçen kötü şeyleri düşünmek istemiyordum. "Derya!" Mehmet'in sesiyle olduğu yerden bir adım geri attım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Sekreterin gözleri üzerimdeydi. O da ne diyeceğini bilmiyordu. Elimdeki poşeti bıraktım. Gözlerim yanıyor, boğazım acıyordu. "Derya! Beni duymuyor musun?" sekreterin adını Mehmet

