Üzerimdeki boşluk, hayat bulmuş da bir bedene oturmuş bir ruh kadar canlıydı. Uyuşturucu bir hastalık gibi tüm bedenimi sarıyor, varlığımı kendi bünyesine katıyordu. Bir yandan da zihnimi işgale kalkışmış her bir düşünce, beynime düşman kesilmiş gibi ayaklanmış, kafamın içinde isyan bayrağını çekmişti. O gün Mete'nin bana yetişemeyeceği kadar çok fazla koşmuştum. Yetişememişti de. Aslında bir bakıma, ona yetişemeyen bendim. Bana yansıttığı davranışlarının ve içinde yatan düşüncelerinin birbirine uzaklığı kadar bir mesafe açmıştı aramıza. Kapatamayacağı ya da kapatamayacağım bir mesafeydi bu. Benim ondan koşarcasına uzaklaşmam durumu değiştiremiyordu maalesef ki. Kocaman bir boşluğun içinde soluduğum şey hava değil de beynime batan düşüncelerdi sanki. Kafam o kadar karışıktı ki; bir yanda

