4.bölüm

3175 Words
Kaan tam dediği saatte eve gelmişti. Bu gün giyinirken çok daha özenmiştim, yumuşacık yeşil renkte üstüme sıkıca oturan bir ev elbisesi giymiştim önden fermuarlıydı, yüzüme hiç makyaj yapmamıştım ama dudaklarıma hafifçe parlatıcımı sürmüştüm, yemekleri son kez kontrol ettim, tam o anda merdivenlerden indi yüzünde çok güzel bir gülümseme vardı, yumuşacık bir sesle… "Selam" Dedi Aynı ses tonuyla "Hoş geldin" Dedim Yanıma iyice sokuldu "Kuru hoş geldin olur mu?" "Daha ne diyeyim ki" "Hani hoş geldin öpücüğü" "Yapma Kaan tehlikeli sularda yüzüyoruz" "Bir öpücükten bir şey olmaz hadi o kadar güzelsin ki, izin ver kendi isteğinle öp beni" Dayanamıyordum vücudum ısınmaya başlamıştı. Yavaşça uzandım elimi yüzüne götürdüm parmaklarım dudaklarına o kadar yakındı ki onun güzel dudaklarını yavaşça okşadım parmaklarım dudaklarındayken elimi tuttu. Parmaklarımı tek tek öpmeye başladı, öyle bir öpüştü ki her parmağımı öptüğünde dudaklarımdan öpmüş gibi oluyordum, ayak parmaklarımın üzerine kalkarak dudaklarına uzanmaya çalıştım, uzanmam ne mümkün bir anda beni belimden tutarak konsolun üstüne oturttu yüzlerimiz aynı hizaya gelmişti, eteklerim sıyrılmıştı, bacaklarımı ayırarak bana daha da çok yaklaştı… "Şimdi öp beni" Of, alev almıştım sanki "Hadi güzelim yosun gözlüm zor duruyorum ben başlarsam kötü olacak" Yüzü o kadar yakındı ki nefesini yüzümde hissediyordum dudaklarımı dudaklarıma bastırdım ufak buselerle öpmeye başladım, hiç kıpırdamıyordu öpüşmeyi bana bırakmıştı istediğim gibi öpmem için izin veriyordu, dudaklarımı araladım daha arzuyla öpmeye başladım, şimdiye kadar bana izin veren Kaan birden hareketlendi. "Öldürüyorsun beni" Dudaklarımı öyle öpmeye başladı ki,  uçuyordum sanki elleri de bu arada hiç boş durmuyordu, " Dokun bana. Ceylin tenime dokun, "  Gömleğinin düğmelerini açmaya başladım iki saniyede gömlek yerdeydi ne güzeldi vücudu sık kaslı, sıkıca sarıldım, beni az uzaklaştırdı elbisemin fermuarını yavaşça indirmeye başladı,  durduramıyordum durdurmakta hissetmiyordum üst kısmım tamamıyla çıplak kalmıştı… "Allah’ım benim aklımı koru çıldırtıyorsun beni" Diye fısıldadı dudakları tekrar dudaklarımla buluştu, ağzımın içini araştırıyor dilime uzanmaya çalışıyordu bir eli de göğüslerimi avuçlamış uçlarını sıkıştırıyordu patlamak üzereydim dudaklarımı bıraktı boynumdan başlayarak göğüslerime kadar indi… "Göğüslerin ne kadar güzel dipdiri uçlarına bak benim için dikildiler sanki tomurcuk gibiler ne yapayım söyle bana aşkım?" Duyguların yoğunluğundan nabız gibi atıyordu her hücrem,  yavaşça başımı salladım,  eğildi çevresinde dilini gezdirdi,  büyük bir açlıkla ağzına aldı ucunu emiyor o emdikçe göğüslerim daha da dikleşiyordu sanki… Gırtlağımdan çıkan zevk çığlığına engel olamadım,  Sesimi duyan Kaan daha da coşmuş bir elini de bacaklarımdan kasıklarıma doğru hareket ettirmeye başlamıştı, kendimi geriye doğru attım yay gibi olmuştum eli bacak arama ulaşınca çığlıklarım daha da sıklaştı. "Lütfen Kaan" "Lütfen ne aşkım ne istiyorsun" "Durma oh durma yanıyorum sanki" Eli daha da hareketlendi ağzı göğüslerime yöneldi saçlarından kavradım dudaklarını beni öptüğü gibi öpmeye başladım bu sefer inleme sırası ondaydı, beynimin içinde ziller çalıyordu, zil mi? Gerçekten zil çalıyordu birden kendime geldim ne yapıyordum ne yapmıştım ben böyle hemen üstümü düzelttim. Kaan’da gömleğini yerden alarak yukarı kata aceleyle yürüdü. Yan taraftaki aynaya baktım yüzümdeki kızarıklık ve dudaklarımın pembeleşmesinden başka bir şeyim yoktu. Derin bir nefes alarak kapıyı açtım kurtarıcım gelmişti sevgili arkadaşım, sevinçle boynuna atıldım… "Hoş geldin iyi ki geldin" "Bu kadar sevineceğini bilsem daha önce gelirdim" Merdivenlerden inen Kaan’a gözüm ilişti yüzünde hınzır bir tebessüm vardı, yanağında oluşan gamzesini öpesim geldi, yok ya ben akıllanmayacaktım bu adamı her gördüğümde beynim işlevini yitiriyordu… "Ben çıkıyorum" "Daha yemek yemedin" "Ben yiyeceğimi yedim ama daha tam doymadım tadı damağımda kaldı" Selin Kaan’ın konuşmalarından bir şey anlamamıştı "Ben içerdeyim acıktım Kaan’ın yiyemediğini ben yiyeyim" "Ağız tadımızın uyacağını hiç sanmıyorum zevklerimiz ayrı Selin" Deyip bir kahkaha attı, gülmesi bile ne hoştu bu adamın kulağıma eğildi fısıldayarak "Kurtulduğunu sanma volkan gibiyim şu anda" Diye fısıldayıp gitti… Saat on iki ye kadar derslerimizi tamamladık Selin gittikten sonra ortalığı topladım odama çekildim kapımı da kilitledim geldiği zaman yanıma gelecek olursa dayanamayıp ona teslim olacaktım, zamanı değildi sonra çok pişman olacağımdan emindim. Sabaha karşı eve geldi ayak seslerinden odama doğru geldiğini anladım kapının kolu yavaşça çevrildi iyi ki kilitlemiştim. Zar zor yeniden uykuya daldım saat sekiz gibi uyandım on bir de sınavım vardı,  Kaan’ın ne zaman kalkacağını bilmediğim için sandviç hazırlayıp portakal suyu sıktım ama içim rahat etmemişti hiç ses çıkmıyordu merdivenlerden çıktım odasının kapısı ardına kadar açıktı kıyafetleriyle kendini yatağa atmış üstünü bile örtmemişti "Kaan… Kaan " "Hım" "Kalkmayacak mısın?" "Hım" Halinde bir gariplik vardı elimi anlına götürdüm ateşlenmişti… "Kaan gitmek zorundayım sınavım var iyi misin sen" Tek gözünü zorlukla açtı…"İyiyim canım git sen" Koşarak aşağı indim, dolapta bulduğum aspirini suda erittim… "Kalk kıyafetlerinle yatmışsın, terlemişsin de üstünü değiştirelim” Acele etmeliydim sınav zamanıma çok az kalmıştı. Üstündeki gömleği çıkarttım ateşten gözünü açamıyordu tişörtü üstüne geçirdim pantolonuna sıra gelmişti o kadar iriydi ki bir türlü başarılı olamadım kemerini çıkarttım, düğmesini açıp rahatlamasını sağladım üzerine ince bir pike örttüm ilacı da zar zor içirdikten sonra aceleyle çıktım,  Sınav başlamak üzereyken yetiştim soruları çabucak cevaplamama rağmen kırk dakika sürmüştü, asistana kâğıdımı teslim ettim,  Selin şaşkınlıkla arkamdan bakıyordu telefon işareti yaptım hemen bir taksiye atladım eve giderken eczanenin önünde durdurdum eczacı hanıma Kaan’ın durumunu anlattım eve gelebilecek doktor numarasını aldım eve geldim, koşarak yukarı çıktım.  Kaan’ı çok merak etmiştim bıraktığım şekildeydi hala ateşi vardı çok geçmeden doktor geldi üşütmüştü çok dikkat edilmeliydi doktorun yazdığı reçeteyi alarak eczaneye gittim gerekli ilaçları aldıktan sonra dışarıda işim kalmamıştı, hemen tavuk suyuna çorba hazırladım azda olsa yemeliydi, soğuk suyla küçük bir havlu ıslattım anlına koydum. Çorbadan içmeli ilaçlarını almalıydı… "Kaan lütfen uyan, bir şeyler yemek zorundasın" "İstemiyorum" "Yemen lazım ilaç içeceksin" "İstemiyorum dedim" Sesi halsiz çıkıyordu, tavrımı koymak zorundaydım iki yastık aldım zorla doğrultarak arkasına koydum yatar durumda da olsa başı yükselmişti boynuna peçeteyi koydum, yemek yedirmek için yatağın üstüne çıkmıştım, başka şeyler için güzel olabilecek yatak hasta bakmak için hiç uygun değildi, ilk kaşığı ağzına doğru götürdüm… "Lütfen Ceylin hiç canım istemiyor" "İçmek zorundasın hiç olmazsa iki kaşık lütfen" Zoraki de olsa içirebilmiştim yine terlemişti… "Kaan bana yardımcı olmak zorundasın çok irisin seni kaldıramıyorum terlemişsin üstünü değiştirmemiz gerek" Biraz doğruldu çekiştirerek üstünü çıkardım bu işlemi yaparken ona o kadar yaklaşmıştım ki… "Sen neden bu kadar tatlısın" Hey Allah ya adamın kırk derece ateşi vardı hala benimle uğraşıyordu…"Annem doğduğumda ballı suyla yıkamış beni" "Gördüğümde annene teşekkür edeyim unutturma" "Sersem şey hadi iç ilaçlarını da uyu" Nihayet derin bir uykuya dalmıştı arada bir ıslak havluyu yenisiyle değiştiriyordum çok yorulmuştum, o sırada titremeye başladı "Donuyorum ben" Bir battaniye daha getirdim ilaç saati de gelmişti ilacını da içirdim ama titremesi hala geçmemişti. Annem ateşten titreme geldiğinde hep yanıma yatar vücuduyla beni ısıtmaya çalışırdı yanına yattım sırtından sıkıca sarıldım vücudumun sıcaklığını ona geçirmeye çalışıyordum sırt üstü döndü beni kollarına aldı "Böyle daha rahat edersin" "Bak sakın yanlış anlamayasın, ben hastayken annem böyle yapardı" "Annene yine teşekkür edeceğim" Benimde uykum gelmişti,  titremesi kısa zamanda geçti, kalkmak istedim kollarını daha da sıktı "Benimle uyu bu halde çok istesem de bir şey yapamam zaten" Haklıydı benimde canım bu kollardan çıkmak istemiyordu zaten, ikimizde uyumuşuz. Sabah gün ışığıyla gözlerimi açtım elimi uzatarak ateşine baktım şükürler olsun düşmüştü Kaan hala derin uykudaydı kollarından çıktım yanağına küçük bir öpücük kondurdum, kısa bir duştan sonra kendime gelmiştim, portakal suyu sıktım biraz kahvaltılıkla tepsiyi yukarı götürdüm. " Uyan hadi ilaç saatin geldi" Zorlukla gözlerini araladı "Niye kollarımdan çıktın" "Keyfim için yatmadım herhalde yanına, ateşin düştü, okula gitmek zorundayım bir şeyler ye ilaçlarını al öğlen olmadan gelirim Doğan’a hasta olduğunu söyledim" Yüzü asılmıştı "Gitmek zorunda mısın?" "Evet, koca bebek çok önemli bir sınavım var biter bitmez geleceğim" "Geç kalma sakın" "Bensiz ne yapıyordun ki sen" "Yaşamıyormuşum" Bu sözü duyunca hiçbir şey diyemedim, hastaydı ne dediğini bilmiyordu, okula gidene kadar bu söz beynimde yankılandı durdu, sınav çok zordu aklım Kaan da olduğu için daha da zor geliyordu, ilk sınav kâğıdını teslim eden ben, bu sefer sınıftan en son çıkan kişi olmuştum… "Ceylin ne oldu sana en önce sen çıkardın sınavdan" "Gece uyuyamadım Kaan çok hastalandı" "İyimi şimdi" "Ateşi düştü ama hala çok halsiz doktor iki üç gün dinlensin dedi, ben gidiyorum belki yine ateşi çıkar" Acele ederek eve gittim, uyuyordu çorbayı ısıttım seslendim… "Kaan hadi kalk yemek zamanı" ‘Geç kaldın’ diye homurdandı… "Sınavım biter bitmez geldim" "Bir duş yapayım ben belki iyi gelir" "Tamam, sen duş yaparken bende çarşafları değişeyim" Kolundan tutarak banyoya kadar eşlik ettim, giyeceklerini banyoya bıraktım… "Dikkatli ol, kısa bir duş olsun düşersen kaldıramam" Kulağım banyoda çarşafları değiştirdim, biraz sonra çıktı ilaçlarını verdim, tekrar uykuya daldı, bende derslerimin başına geçtim arada bir çıkarak durumunu kontrol ediyordum, gece yarısı olmuş ilaç saati gelmişti… "Kaan ilaç saati" "Tamam, son değil mi, ilaç içmekten nefret ediyorum" "Çocuk gibisin" "Şimdi sen benim annem misin?" "Evet, senden küçük annen var" "Keşke annem senin ilgilendiğinin yarısı kadar benimle ilgilenseydi" Yüz ifadesi çok acı doluydu… "Öldü mü?" "Ölseydi hiç olmazsa öldü derdim yokluğu bu kadar acı vermezdi, artık büyüdüm eskisi kadar acıtmıyor canımı" Sesindeki acı beni çok etkilemişti… "Anlatmak ister misin?" Diye çekinerek sordum… "Şimdi değil ama bir gün anlatacağım sana" "Bende artık yatıyorum istediğin bir şey var mı?" "Yanımda yatsana" "Dün hastaydın ondan yattım bu gece olmaz, bir şey istersen telefonumu açık bırakacağım" Suratı asılmıştı, görmemezliğe geldim, üstümü değiştim pijamamı giydim tam yatıyordum ki telefon çaldı… "Susadım" Suyunu götürdüm indim on dakika sonra  "Ateşim çıktı herhalde" İki dakika sonra "Portakal suyu istedi canım" Beş dakika sonra "Terledim galiba" Yatıp kalkmaktan yukarı çıkıp inmekten harap olmuştum, kendimi yatağa attım tam içim geçmişti ki telefon açmadan bir hışımla yukarı çıktım… "Bana bak yeter artık ettiğin eziyet ne istiyorsan toptan söylesene" Yüzündeki ifade kırgın çocuk ifadesiydi… "Yanımda yat " "Olmaz dedim" "Lütfen Ceylin hala hastayım söz uslu duracağım" Niye bu adama hayır diyemiyordum ki… "Pijamanı da çok beğendim çiçekli böcekli ana ayısı da varmış" "Sen benimle dalgamı geçiyorsun" "Hadi gel yanıma, kızma çok şirin olmuşsun" "Bak bu gece son bir daha yatmam yanında" "Sakın asla deme çok iddia alı bir söz bu" Gülüyordu "Hadi gel" dedi. Yorganı kaldırdı, sanki senelerdir yattığım yermiş gibi yatağa yerleştim, kollarını belime sardı başım göğsündeydi saçlarımı okşuyordu… Kıpırdandım "Canım mümkün olduğu kadar hareketsiz yat" diye boğuk bir sesle konuşunca ne halde olduğunu anlamıştım, yüzümü göğsüne gömdüm mis gibi kokuyordu… "Ceylin o gece koynumdaki sendin değil mi?" "Ne zaman" "Anlamam azlığa gelme" "Çok uykum gelmişti iki dakikalığına yattım, uyandığımda senin kollarındaydım çok korktum" Saçlarımdan öptü "Senin olduğuna çok sevindim hadi uyu " Sabah kollarında uyanmak çok hoşuma gitmişti biraz daha yatarak bu anın keyfini çıkardım… "Rahat mısın güzelim?" Uyuyormuş numarası yaptım hiç sesimi çıkarmadım… "Benim için hava hoş çok memnunum hayatımdan" Elleri harekete geçmişti sırtımı okşuyordu, göğüslerimin yan tarafına dokunmaya başlayınca fırlayıverdim… "Biliyordum uyumadığını koynum rahat geldiği için kalkmadın değil mi?" "Uyuyordum sen uyandırdın beni" "Yalancı, itiraf et hadi itiraf et" Diyerek,   gıdıklamaya başladı, gülmekten içim katılmıştı… "Sen çok gıdıklanıyorsun çok kıskançsın demek ki, dikkatli olmalıyım" Beni nerdeyse yatağa yapıştırmıştı, yüzü çok yakındı… "Ceylin senden çok hoşlanıyorum, beni çekiyorsun" "Kaan çok hızlı başladık, emeklemeden koşmaya çalışan çocuklar gibiyiz, nefes almalıyız" "Aramızdaki çekimi görmezden gelemesin" "Gelmiyorum da zaten, inkâr edemem, nedense sana karşı koyamıyorum" "Ben biliyorum çok yakışıklıyım, çok seksiyim" "Şımarık senin egon tavan yapmış" "Bana evet de bu yakışıklı senin olsun" "Neye evet diyeceğim" "Benimle evlen Ceylin" Deyince… Gülmeye başladım "Hayatımda duyduğum en ilginç evlenme teklifi bu dur herhalde hasta yatağında pijamalarla" "Nasıl olduğu fark eder mi? Hayatımın teklifini yapıyorum sana çok ciddiyim" Ciddileşme sırası bendeydi "Birbirimizi tanısaydık bu teklifini mutlulukla kabul ederdim, çok kısa bir süredir birlikteyiz sen bir ömürden bahsediyorsun, nelerden hoşlanıp hoşlanmadığımızı bile bilmiyoruz" "Hayat çok mu uzun Ceylin, yarın ne olacağımız belli değil niye birbirimizden bu kadar hoşlanırken bekleyelim" "Ya aramızdaki çekim aniden biterse" "Kendime geldiğimden beri çok kadın geldi geçti hayatımdan sana duyduğum hisleri hiç birine karşı hissetmedim, her şeyin beni büyülüyor, komiksin, şirinsin, cadısın, merhametlisin, çok güzelsin tenine dokunmam kanımı ateşliyor niye bundan mahrum kalayım, aramızdaki farklılıklar zamanla düzene girer" "Üç ay süre ver bana, bu arada birbirimizi tanımaya çalışalım, üç ayla birlikte bir şartım daha var" "Neymiş söyle bakalım" "Cinsel olarak ileri gitmeyeceksin" "Kabul etmiyorum, sana dayanamıyorum" "Bende bana dokununca dayanamıyorum sen aysın bende dünya gibiyim senin çekimine girdim bana hissettirdiklerini rüyamda bile görmedim, sağlıklı karar vermemiz için yasaklara uymamız gerek, üç ay sonunda birbirimize karşı ilgimiz devam ederse sana büyük bir mutlulukla evet diyeceğim" Yüzümü ellerinin arasına almıştı "Tamam,  senin dediğin gibi olsun benimde bir şartım var istediğim zaman seni öpeceğim bu tatlı dudaklardan mahrum kalamam" "Bende çok uzaklığa tahammül edemem" Bu sözlerim üzerine arzuyla dudaklarımı öpmeye başladı, yatakta olmamız aramızdaki hisleri daha da ateşliyordu, yine harekete geçmeye başlamıştı elini pijamamın içine sokarak göğsümü avuçladı Nefes nefese “Kaan” dedim… "Daha süre başlamadı aşkım bırak tadını alayım" Bir an kendimi kaybettim ‘İçsesim git diyordu sonuna kadar bu yangın sönsün’ Sanki alev almıştım, dudaklarımdan ayrıldığı anda kendime geldim… "Tamam,  yeter bu kadar" Kaan zorlukla bedenini uzaklaştırdı nefes nefeseydi "Nasıl dayanacağım üç ay kabul etmeseydim keşke" Geniş göğsü aldığı sık nefeslerle inip kalkıyor bedenine hâkim olmaya çalışıyordu elimi yüzüne uzattım… "Git Ceylin uzaklaş benden, şu an kalkmazsan bu yataktan, hiç bırakmam seni" Hemen kalktım zamana ihtiyacımız vardı Kaan da bunu anlayacaktı, hemen bir duş aldım uzaklaşmam lazımdı Selin’i aradım giyinip yukarı çıktım "Ben dışarı çıkıyorum iki saate kadar gelirim istediğin bir şey var mı?" "İstediğimi biliyorsun" Başımı önüme eğdim "Hadi git haklısın düşünmeye ihtiyacımız var" ***** Dışarı çıktım,  hava serindi Selinle buluştum birer çay içtik, eve giderken minik pastalardan kurabiyelerden aldım çay yapacaktım,  filmde aldım,  salonda oturuyordu üstünü değiştirmişti ne giyerse giysin çok yakışıyordu haksızlık diye düşündüm "Ben geldim" "Hoş geldin" Yüzünden bir şey belli olmuyordu neşeliydi "Çay ister misin kurabiye pastada aldım" "Harika olur aşkım,   telefon açsaydın çayı yapardım hazır olurdu" "Olsun hemen yaparım, film aldım ne tür film sevdiğini bilmediğim için western, aşk, dram, korku hangisini istersen onu seyrederiz" Benimde neşem yerine gelmişti, çayı yaptım kurabiyeleri pastaları tabağa koyarak filmleri elime aldım… "Hangisini istersin" "Sen hangisini istersen onu seyredelim" "Olmaz gözünü kapat içinden birini seç" Aşk tesadüfleri sever filmini seçmişti, " Şimdi aynısını sen yapacaksın kapat gözünü" Seçtim" Aç gözünü" Aynı filmi seçmiştim "Uyum bir " Hoşuma gitmişti izleme başladık o kadar duygusal bir film diki kendimi tutamadım ağlamaya başladım Kaan peçeteyle gözlerimi burnumu siliyordu… "Aman da benim sevgilim çok duygusalmış, film için bile olsa ağlama kıyamam sana" "Aşkım" "Ne dedin bana" "Ne dedim ben" "Hadi yine söyle" "Aşkım dedim, sende bana diyorsun" "Ama sen bana ilk defa dedin çok hoşuma gitti, hep de olur mu?" "Olur aşkım" Deyip kıkırdadım… Yatma vaktiydi, ortalığı beraber topladık,  yardım etmesi hoşuma gitmişti… "Artık yorulmanı istemiyorum,  bir yardımcı bulsak" "Neden? Başa çıkabiliyorum memnun değil misin?" "Çok memnunum güzelim artık yardımcım değil müstakbel eşimsin" Sarılmıştı yumuşacık bende ona sarıldım… "Ben yaptığım işlerden gocunmuyorum artık daha da isteyerek yapacağım, yetişemezsem o zaman bir şeyler düşünürüz" "İyi geceler meleğim" "İyi geceler aşkım" ***** Sabah yine telaşlıydım,  hemen kahvaltıyı hazırladım,  yukarı çıktım, hala uyuyordu yanına gittim uyuyuşunu seyrettim,  yanağına kocaman sesli bir öpücük kondurdum, gülerek gözlerini açtı… "Her gün böyle uyandır beni" Bir kez daha öptüm, bana doğru uzanacakken kaçtım… "Hileli dövüşüyorsun sen öp,  ben öpmeye çalışınca kaç" "Benim öpücüklerim masum, sen öpünce kıvılcımlar çakıyor" "Kıvılcımlar mı? Performansımı kaybetmişim demek ki alevler çıkıyor demeliydin alıştırma yapmam gerek" Aniden kalbimi bir el sıktı sanki… "Kiminle, kimlerle geliştireceksin tekniğini" "Buluruz birilerini" "Çabuk başladın bakıyorum" Sinirlenmeye başlamıştım yüzüm değişmiş olacak ki gülmeye başladı… "Senin kıskanç olduğunu söylemiştim, senden başkasını öpmeye niyetim yok, tekniğimi senin dudaklarınla geliştireceğim" "Dalga geçtin benimle, tepkimi görmek istedin" Yastığı kafasına fırlattım… "Bana he seni yakalarsam yandın" "Yakalarsan yakarsın" Evin içinde bir koşturmaca başlamıştı kahkahalarla gülüyorduk, merdiven başında yakalandım… "Çabuk iyileştin sen" "Hemşirem çok iyiydi çok seksiydi" Yanağımdan öptü yüzümü ellerinin içine aldı, “Seni nasıl öpmek istediğimi bir bilsen” Dedi, parmağıyla dudağımı okşadı… "Kendimi tutmam çok zor oluyor haberin olsun" "Üç ayın bir günü gitti bile,   işe gidecek misin?" "Öğleden sonra uğrarım, akşam yemeğe gidelim okuldan alırım seni" "Tamam aşkım, bu gün dersim altı gibi bitecek, sen kahvaltını et ben derse geç kalıyorum" "İnsanın okullu sevgilisi olması da zormuş" Tekrar öptüm,  mutlulukla evden çıktım. ***** Of altıya daha çok vardı. Okula giderken Selin’le karşılaştım… "Canım mutluluk saçıyorsun etrafa" "Mutluyum Selinim çok mutluyum" "Ne oldu anlat merak ettim mutluluğunun nedenini" Olan biteni detaylara girmeyerek Selin’e anlattım… "Çok sevindim, belliydi zaten " "Birbirimizi tanımaya çalışacağız, anlayacağın artık bir sevgilim var" "Ben dedim sana Kaan ağabeyime âşık olacaksın diye, falcılığa mı başlasam ne? Sülalem de medyum var mı bir araştırsam mı?" Gülerek içeri girdiler, Ceylin’i göz hapsine alan Murat’ı ikisi de fark etmemişti. *****  Ceylin’e saat geçmek bilmemişti altıya yaklaşırken hemen kapıya çıktı.  Kaan arabaya dayanmış halde bekliyordu, bir erkek bu kadar yakışıklı olmamalıydı, kızlar geçerken bakıyorlardı. Ceylin’i fark eden Kaan yüzünde gülümsemeyle yanına geldi. "Hadi gel özledim seni" "Arabada bekleseydin keşke hastalıktan yeni kalktın" "Okulun çapkınlarının beni görmesini istedim ki kimse sana yanaşmasın" "Bana kıskanç diyene bak, sende az kıskanç değilsin" "Ben çok kıskanırım haberin olsun, benim yanımda erkek sineğe yan gözle bile bakmayacaksın" " Cinsiyetini nasıl bileceğim sineğin" Deyip gülmeye başladım, bu adam beni güldürüyor, içimi mutlulukla dolduruyordu, üç ay şartını koymasa mıydım acaba diye düşündüm… "Üç ayı düşünüyorsun,  değil mi?" "Nasıl! Aklımı okudun" "Pişman ol da bana evet de" Gülümsedim… ***** Az ilerde üç kişi bu mutluluk tablosunu izliyordu "Ne yapacaksın Murat kuş uçmuş" "Ben hiçbir zaman kolay pes etmedim, senelerdir aklımda, geri alacağım o heriften" " Bu kız lisede de sana pas vermedi, sen bu kızı kendine hırs yaptın" "Sus ulan sen kendi işine bak" Mert sinirlenmişti "Yeter artık kızın sende gönlü olduğunu söyledin, bizi buralara kadar sürükledin, kız açıkça seni hiçbir zaman istemediğini söyledi," "Şimdiye kadar hiçbir kadını elimden kaçırmadım, Ceylin benim olacak başka yolu yok" Mert’le Doğu,  Murat’ın anlamsız ısrarından bıkmışlardı artık çizgiyi aşıyordu, lise dönemlerinde yaptığı birçok rezilliğe göz yummuşlardı "Bak yıllarımız birlikte geçti senin elde edemeyeceğin kadın yoktur biliriz, bırak şu kızla,   uğraşma " "Defolup gidin ulan, size ihtiyacım mı var sanıyorsunuz, bıktım zaten beni engellemeye çalışmanızdan" "Hadi gidelim Doğu çıldırdı bu yine, biraz yalnız kalsın da aklı başına gelsin" ***** Kaan beni, Riva ya götürmüştü,  ilk kez buraya geliyordum, salaş balık lokantalarının olduğu çok şirin bir yerdi hava çok güzeldi. "Üşümezsen dışarı da oturalım mı aşkım?" "Tamam, canım,  kapalı ortamlardan bende hoşlanmıyorum ama hastalığın tekrarlamasın" "Ben taş gibiyimdir, hasta olursam yine bakarsın bana" Belliydi taş gibi olduğu söylemesine bile gerek yoktu, iç sesim ‘ah ah aptallık ettin aptallık bu taşla sevişecektin’ der demez yeter diye fısıldadım sus artık… "Ne oldu Ceylin bir şey mi söyledin" "Bir şey demedim sinek geldi de cinsiyetin ne diye soruyordum?" Kahkahayla gülmeye başladı " İşte bu,  benim sevgilim nasıl sözümü dinlermiş hadi balıkları söyleyelim" Balık seçimimiz bile aynıydı ruh eşimdi bu adam benim. Güneş batmaya başlamıştı,  Riva deresinin kenarında oturuyorduk dere denizle birleşiyordu,  o kadar güzel görünüyordu ki.  Garson lokantanın özel menüsü olan balık mantısı getirmişti ilk defa balığın mantı olduğunu duymuştum, harika bir lezzetti ufacık yufkalara balık parçaları konulmuş,  muska şeklinde sarılmış, kızartılmış, üzerini de yoğurt ve taze kekikle süslemişlerdi. O kadar iştahla yiyordum ki Kaan gülerek yüzüme bakıyordu. "Çok mu beğenmiş benim aşkım!" "Oburluk ettim değil mi?" " Çok hoşuma gitti, ay onu yemem ay bunu yemem kilo alırım diyen kadınlardan nefret ederim afiyet olsun gülüm." ***** Günler geçiyordu, ama çok zor geçiyordu Kaan’a olan isteğim hiç azalmadı aksine daha da çoğaldı geceleri erotik rüyalar görmeye başlamıştım başrollerde de Kaan’la ben ter içinde uyanıyordum, ‘’Ha Hay sen sadece rüya gör, adam bir merdiven üstünde,  arzularını dindirecekken,  sen burada,  bu aptallık değil de ne,  sen en iyisi rüyalarda buluşuruz şarkısını söyle’’ sus artık dedim iç sesime,  haklısın artık dayanamıyorum,  bu ateşin sönmesi gerek ya da daha çok alevlenmesi… *****
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD