Gecenin etkisinden hala kurtulamamıştım, ya huysuza yakalansaydım, geniş sıcacık göğsü vardı, teni kadife gibiydi. Selin’in sorularını geçiştiriyor, diğer arkadaşlarıma cevap bile vermiyordum.
"Hu hu Ceylin ne oldu kızım sana"
"Canım bir şeyim yok dersler yoğun dalmışım"
"Biz ne zor sınavlar gördük hiç böyle olmamıştın, çok mu yoruluyorsun başka bir iş bulsun abim sana."
"Ben çok rahatım, sanki kendi evim gibi, evle bir alakası yok."
Murat ve arkadaşları yine gelmişlerdi, Murat’ın devamlı bakışları beni sinir ediyordu. Bu gözle yapılan taciz durmalıydı. Selinin şaşkın bakışları altında masadan kalktım üç yılışığın masasına gittim… Beni tepesinde görünce şaşırdı sonra çapkınca gülümsedi, salak ona geldiğimi düşünmüş olmalıydı. Ona gelmiştim ama düşündüğü gibi olmayacaktı.
"Ne istiyorsun benden Murat, niye gözlerin devamlı üstümde?"
"Seni istiyorum, daha anlamadın mı?"
"Bana bak kendine gel sana yüz verdim mi, işve cilvemi yaptım, düş yakamdan"
"Sende biliyorsun istediğimi alırım ve seni istiyorum"
"Kasaptan et mi alıyorsun sen, sakın bir daha bana yanaşayım deme"
"Zaman gösterecek ne olacağını seni elde edeceğim hiç şüphen olmasın"
"Rüyanda görürsün ancak, dur ya rüyanda bile göremezsin beni o kadar itici geliyorsun. Attığın iftiraların hiç birini unutmadım daha"
"Bak işte kendinde söylüyorsun, etkim hala silinmemiş"
Ne kadar kendini beğenmişti "Defol git seni görmek istemiyorum."
Sinirimden yükselen sesim arkadaşlarımın dikkatini çekmişti, birkaç erkek arkadaş yanımda dikilmeye başladı, olay büyüyecekti, sinirle oradan uzaklaştım. Selin de şaşkınlıkla peşimden geliyordu. “Ceylin canım sakinleş”
“Çok sinirimi bozuyor, bunca sene geçti bir adam hiç mi akıllanmaz. Aklı başına geleceğine daha da kötü olmuş”
*****
Telefonuma mesaj geldi. -Akşam yemeğine evdeyim.
Bir bu eksikti ders mi çalışacağım, yemek mi yapacağım, beyzadenin dağıttıklarını mı toplayacağım. Uyuzumun ne suçu vardı ki. Uyuz ne zaman uyuzum olmuştu ki ‘’iç sesim dün geceden beri akıllım ‘’ hah dedim bir sen eksiktin!
Koşturarak eve gittim, hızla yemekleri ısıttım, masayı hazırladım, üst kata çıkıp odasını toparladım, uyuzumun yastığını yavaşça okşadım sanki ona dokunmak gibiydi, İlk kez duyduğum bu yoğun hisler hem beni korkutuyor hem de heyecanlandırıyordu.
Hemen aşağı indim odamın koruyuculuğuna kendimi kapadım, ders çalışmaya başladım iki saat sonra istemeden de olsa beklediğim kapının açılmasını duydum, kalbim birden hızlıca atmaya başlamıştı, telefonumun mesajıyla kendime geldim.
-Mavi gömleğim nerde, ne zaman istediklerimi bulacağım
Uyuz ütülemeyi unutmuştum…
-Sabah kapınızda hazır olarak bulacaksınız
-Zahmet edersiniz, bir daha olmasın
Yine sinirlerimi hoplatmıştı. Ders çalışacak halim kalmadı, en iyisi yatıp sabah erkenden kalkmak olacaktı.
****
Sabah hemen gömleğini ütüledim, kapısına asmaya gittim, içerden duş sesi geliyordu. Bir an onu güzel vücudundan sular akarken hayal ettim, yine ateş basmıştı, hiç susmak bilmeyen iç sesim yine devreye girdi.
‘Gizlice girip bir baksan düşündüğün gibi muhteşem mi’ yuh dedim kapa çeneni bu kadar sapık olamazsın.
Aşağı inmeden kahvaltı masasını hazırlamalı dışarı çıkmalıydım.
****
Kapının koluna asılı gömleği buldum, sanki bir hayaletle yaşıyordum, hiç ses çıkarmadan dediklerimi yapıyordu. Hala aklımda geçen geceki kadın vardı kokusunu unutamıyordum, delirmek üzereyim galiba dedim. Bir şekilde o kadının karşıma çıkmasını umut ediyordum,
*****
"Selam güzelim nasılsın!"
"İyiyim, Selin sen nasılsın çalıştın mı?"
"Tuttuğun notlar çok işime yaradı, cumartesi günü bizim sınıf eğlence tertip etmiş, bizde gidelim çok uzun süredir dışarı çıkmadık."
"Çalışıyorum biliyorsun, beyefendi bir şey ister sonra kıyamet kopartır"
"Eğlence bizim kulüpte… Ağabeyim ayarlar Kaan ağabeyi, sen sıkma canını"
"Nasıl olur, ya Kaan’la karşılaşırsam?”
"Ne olacak canım tanışma zamanınız geldi de geçiyor bile, sen işini yaptıktan sonra tanısa ne olacak ki!"
Uzun zamandır eğlence için hiçbir yere gitmemiştim "İyi o zaman gidelim bakalım"
"Okul çıkışı yeni ciciler bakalım kendimize"
Selin parasal olarak rahat olduğundan alışverişe gitmek onun için hobi gibiydi "Ben şu anda alamam, maaşımın bir kuruşunu harcayacak lüksüm yok"
"Ben öderim aylığını alınca da sen bana verirsin. Tamam de lütfen"
Yaptığı teklif uygundu, ucuz kıyafetlerden birini seçebilirdim. Selin hala kabul et kabul et deyip duruyordu "Kabul, etmezsem başımın etini yersin gideriz." Dedim karşılığına kocaman bir öpücük aldım.
*****
Cumartesi gecesi Selin’in evinde hazırlanmaya karar vermiştik.
Selin’in ısrarları sonucu aldığım hayli cüretkâr olan elbisemin içine girmeye çalışıyordum. Önden çok mazbut görünen elbise arkadan belime kadar açıktı. Elbisenin dar kesimi göğüslerimi kavrıyor belime sıkıca oturuyordu. Uzun ve dar eteğindeki derin yırtmaç iki gündür üstünde yürüme çalışmaları yaptığım yüksek ayakkabılarımla attığım her adımda açılıyor bacağım ortaya çıkıyordu. Elbisenin siyah rengi tenimin beyazlığını daha da ortaya çıkarmıştı. Kumral saçlarımı gevşekçe topladım. Gözlerime gri tonlarda gölgeli bir makyaj yaptım. Şeftali rengi allığım ve parlatıcım ile benim süslenmem bitmişti.
"Hadi Selin çıkalım artık,"
"Vay, Ceylin hanıma bak bir içim su olmuşsun."
"Sanki sen farklısın sende çok güzel olmuşsun."
Selin de, dekoltesi bol bir şifon elbise seçmişti. Şoför bizi kulübe bıraktı. Adım attıkça heyecanım artıyordu. Kaan’ı uyku haricinde yakından görebilecek olmak, beni heyecanlandırmıştı. İçeriye girdik merdiven başında arkadaşlarımıza bakarken Doğan yanımıza geldi… "Hanımlar hoş geldiniz bu ne güzellik. Sizi bu gece kurtlar kapar yalnız bırakmaya gelmezsiniz."
"Yapma ağabeyciğim, bari bu gece serbest bırak beni gönlümce eğleneyim."
"Olmaz küçük hanım çok dikkatli olacaksınız. Fazla içki içmek yasak bilmediğiniz erkeklerle dans etmek yasak,"
"Başka emrin var mı ağabey eve geri dönelim bari"
"Dediklerimi dinle yeter ikiniz içinde geçerli bu dediklerim."
Aileden biri gibi görülmek çok hoşuma gidiyordu.
"Tamam, Doğan Selin’le ben senin sözünü dinleyeceğiz."
"Aferin işte bu, Selin hanım Ceylin ne kadar akıllı, Bak da ders al arkadaşından,"
"Yine aptal yerine kondum Of Ya"
"Şaka yapıyorum Selin’im sana kötü bir şey olmasına asla dayanamam biliyorsun."
"Biliyorum ağabeyciğim bende şaka yapıyorum, sözünü dinleyeceğim."
****
"Şu kızlara bak adamım,"
"Kim ki bunlar enfes parçalar,"
"Siyahlıya bak tam bir afet ateş parçası sanki"
"Öteki çiçek bahçesi kokla beni diyor,"
"Ben ateşinde yanmaya razıyım."
Barın başında olan Kaan ister istemez bu sözleri duymuş, dikkatini bu lafların söylendiği kızların üzerinde yoğunlaştırmıştı. Bizim Doğan, Çiçek bahçesi Selin yanlarında ki ateş parçasını hiç görmemişti. Dedikleri kadar varmış diye içinden geçirdi. Hele merdivenden inerken attığı her adımda ortaya çıkan nefis bir bacak kanını kaynatmıştı. Küçük grup ona doğru yaklaştıkça ateş parçasından gözünü alamamaya başlamıştı. Loş ışıkların altında bile teninin beyazlığı göze çarpıyor her erkekte dokunma hissi uyandırıyordu.
"Ceylin, bu ortağım ve can arkadaşım Kaan Yılmazer"
İki kalp aynı anda attı Kaan’ın gözlerinin elası Ceylin’in, yeşil gözlerinin rengiyle buluştu. Yakından çok daha güzeldi bu kız…
"Hoş geldin Ceylin" dedim elimi uzattım, minik elini avucumun içine bıraktı. İki elin buluşması tenlerin teması içimde ayrı bir yangın oldu… Bu ne biçim bir histi, yüksek bir yerden yere düşmek gibi, denizin en derin yerinden yüzeye çıkıp nefes almak gibi…
“Of…”
"Ne oldu kardeşim bir yerin mi acıdı" diyen Doğan’ın sesini zar zor duydum, Ceylin’e olan ilgimi anlamıştı.
"Sonra ben sana söylerim neremin acıdığını" dediğim anda Ceylin elini elimden çekti, utanmış mıydı bu kız? Benden başka her yere bakıyordu…
Doğan içten bir kahkaha attı
"Ya neye gülüyorsunuz bana da desene"
"Sen anlamazsın abisinin güzeli gel, ilk dans benim olsun."
"Kaan sende Ceylin’le ile dans etsene kızları hemen başka ellere kaptırmayalım."
"Benimle dans eder misin?" dedim, kabul etmesi için her şeyi yapabilirdim, çekingen duruyordu. Sanki kabul etmeyecekmiş gibi geriye bir adım atınca kolumu incecik beline doladım elini tuttum, uyumlu bir şekilde dans etmeye başladık, her adımda daha yaklaşıyorduk. Boyu anca omzuma kadar geliyordu, küçücük bir kadından bu kadar çok etkilenmenin verdiği şaşkınlığı yaşıyordum…
"Sen neredeydin şimdiye kadar"
"Çok uzakta değildim"
Kaan biraz başını eğdi Ceylin gözlerini Kaan’ın gözlerinden alamıyordu. Kaan o anda kokusunu duydu…
"Sen? Ben seni tanıyor muyum?"
"Hayır, hiç tanışmadık seninle"
"Emin misin kokun bu kokuyu tanıyorum ben"
Ceylin birden utanmıştı… "Daha önce tanışmadık diyorum"
"Kimsin sen tanıt bana kendini"
"Ceylin"
"Ceylin ne! Sadece isminden mi ibaretsin? Ne değişik ismin var anlamını biliyor musun?"
"Cennetin kapısı demekmiş "
"İsminde anlamı da çok güzel, şimdi kendini tanıt"
Kardeşiyle dans ederek yanlarına gelen Doğan, Kaan’ın son sözlerini duymuştu
"Sıkıştırma kızı kardeşim, hiç tanışmadınız ama aslında çok yakınsınız"
"Nasıl yani hiç tanışmadım ama çok yakınım öylemi?"
Selin kıkırdamaya, Doğan gülmeye başladı…
"Az kaldı arkadaşım çözeceksin bu bilmeceyi"
Doğan’ın sözleri, Ceylin’in Selin’in arkadaşı olması… Ve kokusu. Şaşkınlıkla durdum…
"Sen benim, benim evimde"
"Evet, ben senin evinde sana bakıcılık eden Ceylin’im"
Kaan’ın kollarının kıskacından çıkmaya çalışan Ceylin başarılı olamadı, Kaan belindeki kolunu daha çok sarmış elini daha sıkı tutmaya başlamıştı.
"Sen benim evimdeki hayaletsin, şimdi seni daha önceden tanımadığıma çok pişman oldum,"
"Önceden tanısaydın ne olacaktı ki"
"Değişik bir şeyler düşünürdüm"
"Ne demeye çalışıyorsun sen patronsun ben senin işçinim ve mecbur olduğum için yanında çalışıyorum. Başka bir şey aklına gelmesin. Geldiği anda ben yokum. Şu anda seninle dans etmemin nedeni de Doğan’ın arkadaşı olmandır o kadar."
"Vay aksiymişiz."
"Bırak beni, patronum olduğunu bir anda unutabilirim."
"Bırakmazsan ne yapacaksın?"
"Dene ve gör."
Kollarında hissettiklerim bedenimin arzuları beni yakıyordu. Kaan’ın bir anda bana hafif kadın muamelesi yapmayı başlaması duygularıma gem vurmama, içimde ki hırçın Ceylin’in dışarı çıkmasına sebep olmuştu.
"İşimi kaybetmek istemiyorum. Çünkü ihtiyacım var. Hala ısrar ediyorsanız yapacak bir şeyim kalmıyor."
"Yap ne yapacaksın küçüğüm söz işini kaybetmeyeceksin burada olan burada kalacak evi etkilemeyecek.”
Gücünden iriliğinden o kadar emindi ki benim ufak tefek olmamı kendine tehlike olarak görmüyordu ama çok yanılıyordu…
"Tekrar ediyorum bırakın beni bu son uyarımdır"
"Hadi bakalım kurtul kollarımdan "
Topuğumla ayağına öyle bir bastım ki bırakıverdi beni, can acısıyla yüzündeki gülümseme birden silinmişti…
"Ben size demiştim Kaan Bey dediğimde bırakacaktınız ufak tefek olmam kendimi koruyamayacağım anlamına gelmiyor"
Hemen döndüm arkamı sinirle çıkışa yürümeye başladım, Doğan ve Seline gözüm takıldı. İkisi de kahkaha ile gülüyorlardı. Kendimi dışarı attım, gecenin serinliği kızgınlığıma iyi gelmişti. Üşümeye bile başlamıştım. O anda omuzlarıma yumuşacık bir şal örtüldü. Arkamı döndüğümde Kaan’ı gördüm.
"Az geldi galiba şimdi de tekme mi istiyorsunuz?"
"Biraz evvel haklıydın özür dilerim, İfade şeklim yanlıştı hadi barışalım, Bak canımı çok yaktın senin yüzünden topal kalabilirim."
Önümde aksayarak yürümeye başladı, ne şirin ne yakışıklıydı, dayanamadım gülmeye başladım,
"Bana dayanamayacağını biliyordum."
"Bak yine ifade tarzın değişiyor,"
"Tamam, tamam uslu çocuk olacağım içeri girelim, üstündeki bir avuç kumaş parçasıyla üşüteceksin"
"Ne demek istiyorsun, uzun ve göğsü kapalı daha ne"
"Sırtına kumaş yetmemiş galiba"
O kadar güzel tebessüm ediyordu ki daha fazla uzatmak istemedim. "Hadi içeri girelim,"
Bir beyefendi gibi önden yürümeme izin verdi elini sırtıma koydu, sanki sırtım alev aldı. İç sesim yine devredeydi ’elini sırtında gezdirse ya, yumuşacık okşasa sonra hafifçe öne kaysa ’sus sapık senin dilini kopartacağım…
Neredeydin daha önce, sen nasıl bir şeysin sen tenine her dokunduğumda, rüzgâr her estiğinde burnuma gelen kokun beni çıldırtıyor. Nasıl yapacağım, aynı evde aramızdaki bu çekimle senden uzak durmak çok zor olacak. Bu ufacık kıza duyduğum hislerin şaşkınlığı içindeydim, üç saat oldu tanıyalı sanki yıllardır onunla birlikteyim, hep onu beklemişim sanki. Cennetin kapısı benim için açılacak mı ki…
*****
Birlikte içeri geçtiler Kaan Ceylin’i Selin in yanına götürdü, işlerinle ilgilenmek için ayrıldı uzaklaşsa da gözünü ondan ayırmıyor yanına gelebilecek kurtları göz hapsinde tutuyordu bir saat sonra Kaan’ın işleri hafiflemiş tekrardan Ceylin’in yanına gitmeye hazırlanırken üç kişinin Ceylin’in gurubunu rahatsız etmeye başladığını gördü hızlıca yanlarına gitti. Adamın biri Ceylin’in kolunu tutmuş dans et benimle deyip duruyordu.
"Bırak beni diyorum sana elli kere söyledim seninle dans etmeyeceğim"
"O herifle kucak kucağa ettin ya benimle de edeceksin"
"Kötü olacak Murat, düş artık yakamdan"
Ceylin bu adamı tanıyordu, rahatsız edildiği de ortadaydı…
"Benim kollarıma da gireceksin bana da öyle sarılacaksın"
"Sana daha öncede dedim senden hiç mi hiç hoşlanmıyorum yeter artık"
Araya girme zamanı gelmişti… "Ne oldu sevgilim problem mi var "
"Kaan sen "
"Geldim aşkım bir saat işim var dedim hiç boş bırakılmaya gelmiyorsun"
"Yok, yok bir şey Murat’ta şimdi gidiyordu zaten"
"Nereye gidiyormuşum bu herif nerden çıktı sen benim olacaksın"
Sesleri duyan Doğan ve çalışanlar toplanmış etraflarını sarmışlardı…
"Bak Murat mısın nesin Ceylin benim sevgilim yakında evleneceğiz bir daha ona bu şekilde rahatsızlık verirsen senin ve arkadaşlarının bacaklarını kırarım"
Çalışanlarına dönerek… "Atın bu herifleri dışarı mekânım da kimseye, hele ki nişanlıma rahatsızlık vermeye hakları yok, bir daha gelirlerse içeri almayın."
Murat hala bağırıyordu… "Görürsünüz siz, o benim olacak "
Ceylin, olanlardan dolayı çok utanmıştı "Özür dilerim bu karışıklık benim yüzümden oldu "
"Senin ne suçun var Ceylin lütfen üzülme" diyen Selin sarılınca biraz olsun içim rahatladı. Murat’ın yaptıkları benim suçum değildi. Kaan’ın yanlış anlamasından çok çekinmiştim.
Doğan "Hadi kardeşim mekânın kapanmasına az kaldı zaten sen Ceylin’i al git, ben Selinle beraber kapatıp giderim" deyince… Kaan’a baktım, yüzü sinirden kararmıştı…
"Hadi yürü gidelim"
Arabada hiç konuşmadan eve kadar geldik. Niye bu kadar çok sinirlenmişti ki, üzülen bendim "Bir kahve alır mıydınız, Kaan Bey"
"Ben seninle evleneceğimi söyledim sen bana hala Kaan Bey diye mi hitap ediyorsun"
"Ne evlenmesi beni korumak için söylediğiniz bir sözdü sadece neden öyle söylediğinizi de anlamadım zaten"
"Anlamadın mı nasıl anlamazsın adam sana takmış durumda böyleleri tehlikeli olur bir sahibin olduğunu görürse anca durabilir"
"Sahip mi ben köpek miyim ki sahibim olacaksın nedir bu erkek milletinin egosu anlayamıyorum bir türlü"
"Sahip nasıl olur göstermemi ister misin?"
"Gösterince ben havlamaya mı başlayacağım ya da gazeteni mi getireceğim"
Aralarındaki gerilim gittikçe artıyordu olanların acısını birbirlerinden çıkarmaya çalışıyorlardı Kaan hızlıca yaklaştı bir anda kollarına aldı başını sıkıca tuttu…
"Kımıldama cadı şimdi göreceksin sahip nasıl olunurmuş"
Ceylin titremeye başlamıştı Kaan’ın yakınlığı vücuduna değmesi bütün hücrelerini harekete geçirmişti kalbi deli gibi çarpıyordu.
Kaan Ceylin’in dudaklarına doğru eğilirken kokusunu içine çekiyor, avcıyken av durumuna düşürüyordu kendini, daha fazla dayanamadı dudakların pembeliğine kanı adeta tutuşmuştu dudakları Ceylin’in ağzını kavradı yumuşacık dudakların verdiği hazla onu öpmeye başladı.
Ceylin’in ilk şaşkınlığı geçince Kaan’ı itmeye kollarından kurtulmaya çalıştı Kaan’ın dudaklarını aralamaya çalışıp daha yoğun bir arzuyla öpmeye başlaması Ceylin’in direncini kırmaya başlamıştı, elleri istem dışı bir hareketle erkeğin saçlarına doğru hareket etti onun bu hareketi vücutlarının daha da yakınlaşmasına Kaan’ın daha da derin öpmesine sebep oldu.
Erkeğin dudakları sıcak ve ısrarcıydı tensel bir baskıyla Ceylin’i yönlendiriyor dudaklarının verdiği arzuyu bütün vücuduna yayıyordu Ceylin’in gırtlağından zevk dolu bir inilti koptu bu sesle Kaan daha ateşlenmiş. Ceylin’in başını bırakarak bütün vücudunda ellerini dolaştırmaya başlamıştı her dokunduğu nokta alev alıyordu sanki dudakların birbirinden bir an için ayrılması Ceylin’in aklını başına getirdi Kaan büyük bir arzuyla boynunu öpüyor bir taraftan da elbisenin fermuarını açmaya çalışıyordu…
"Dur dedim Kaan dur diyorum"
"Ne dedin"
"Durmazsan kötü şeyler olacak benim çok pişman olacağım şeyler bırak beni yeter artık"
Kaan Ceylin’in sözlerine inanmaz haldeydi, bu kadar yoğun bir arzuyu ten çekimini reddetmesini algılayamamıştı, tekrar tadına doyamadığı dudaklara yöneldi…
Ceylin tüm gücüyle genç adamı itti…
"Neden Ceylin neden karşı çıkıyorsun aramızdaki çekimi hissetmiyor musun? "
"Dinle beni sen çok yakışıklı tecrübeli bir erkeksin senden etkilenmem gayet doğal ama bir anlık zevk uğruna bütün hayatımı mahvedemem ben böyle yetiştirilmedim"
Duyduğu sözleri anlamaya çalışan Kaan sakinleşmeye başlamıştı…
"Sen bakiresin"
"Ne o çok mu şaşırdın evlenene kadar da böyle kalmaya niyetliyim"
Kaan bir kahkaha attı
"Niye gülüyorsun, çok komik doğaüstü bir şey mi söyledim"
Ceylin sinirlenmişti
Kaan elini uzattı öpüşürken açılan saçlarının bir tutamını eline aldı yavaşça okşadı
"Tamam, küçüğüm haklısın ben çok ileri gittim senin masum olduğunu hissedebilmeliydim"
"Nasıl hissedecektin anlamadım”
"Öpüşünün acemiliğinden"
"Yok, canım sahi mi demek çok acemiyim hemen belli etmişim, kesin tecrübe kazanmam gerek"
"Sakın başka erkekleri aklına getirme, tecrübe kazanmak istiyorsan ben öğretmenin olurum senin, bu kadar ateşlenmişken hiçbir erkek kolay kolay duramaz bunu da o küçük kafana sok"
"Bir daha bu duruma düşmeyeceğim" Verdiğim karşılıktan çok fazla utanmıştım…
Kaan hafifçe gülümseyerek "Göreceğiz bakalım hadi yatma vakti, sabah kahvaltısını beraber ederiz ve şu Murat denen adamı anlatırsın bana kimmiş neymiş bir öğrenelim"
Kalbimin çırpınışlarıyla odama yürüdüm, elbisemi hızla çıkararak yorganın altına girdim banyo yaparak Kaan’ın ellerinin uyandırdığı şehvet izlerini silmek istememiştim, hala dokunduğu yerlerdeki ellerin sıcaklığını hissediyor vücudum arzuyla doluyordu, hele o öpüşü dilin dile teması. Keşke tabularım olmasaydı diye düşündüm bu düşüncemi hemen beynimin köşesine ittim bir anlık arzunun hayatımı mahvetmesine izin vermeyecektim Kaan’ı tanımıyordum bu düşüncelerle uykuya daldım.
*****
Kaan hala sakinleşmemişti kendine bir kadeh viski aldı arzuladığı vücudun bir merdiven uzağında olduğunu bilerek burada böyle durmak işkence gibiydi kendine gel Kaan dedi bu kız senin bir gecelik ilişkilerine benzemiyor, hiç bir şeyi onlara benzemiyordu kıyaslama yapması bile hata gibi geldi. O hiç öpülmemiş öpülesi dudakları, o kusursuz teni, hele o kokusu dokunduğu anda aralarında oluşan kıvılcım, çok kadınla birlikte olmuş hiç böyle hissetmemişti, ‘sakin ol oğlum kendine gel yavaş adımlarla ilerle, kız tavrını koydu.’
*****
Sabah kalktığımda Kaan henüz aşağı inmemişti, hızlıca kahvaltıyı hazırladım, dün gece olanlar yüzünden Kaan’ın yüzüne bakmaya utanıyordum, montumu giydim. Tam kapıdan çıkacakken "Nereye gidiyorsun küçük hanım" diyen sesi duyunca olduğum yerde kaldım.
Arkamı bile dönemedim "Ben derse geç kaldım da"
"Buraya gel, kahvaltımızı yapalım ben seni bırakırım"
"Yok, gideyim ben"
Kaan yanıma geldi, yüzümü kaldırdı "Sen utanıyorsun" deyince, daha çok kızardım
"Yok ya utanmıyorum"
"O zaman kırmızı allığı fazla kaçırmışsın silelim birazını"
Kaan’ın sıcacık elini yanaklarımda hissedince yine içim bir tuhaf oldu
"Hadi utanma, dün gece olanlar dünyanın en doğal duygusu, bizimki biraz fazla ateşliydi o kadar"
"Bak yine dün geceyi hatırlatıyorsun"
"Hatırla ki aramızdaki çekimi unutma, gel hadi güzelce kahvaltımızı edelim, şu adamı da bir anlat nerden tanıyorsun"
Ceylin geçmişe dönerek Murat la arasındaki bağı anlattı, üniversiteye yüksek lisans yapmaya geldiğini orada görünce terslemesine rağmen, uzaklaştıramadığını söyledi
"Anlaşıldı Murat beye kendimizi sıkça göstereceğiz sakın dün dediklerimi unutma biz evleneceğiz"
"Bak Kaan sen böyle diyorsun ama o da İzmirli aileme söylerse ben bunun altından nasıl kalkarım"
"O zaman gelsin bir şeyler düşünürüz hadi kahvaltını et geç kalmayalım"
Bütün ısrarlarına rağmen okulun önüne kadar getirmişti "Çok teşekkür ederim"
"Ne demek artık vazifemiz"
"Akşama bir şey istiyor musun?"
"Seni desem"
"Yapma ama böyle"
"Şaka yaptım yemeğe gelirim ne yapsan olur, kendini fazla yorma sonra yine gideceğim, malum bizim işler geç bitiyor"
"Tamam, yedide yemek hazır"
"Hani öpücüğüm"
"Ne öpücüğü"
"O herif buralardadır beni iyice bellesin"
"Kimseler yok etrafta"
"Sen yine de öp alıştırma olsun hadi Ceylin küçük bir öpücük sadece"
Ceylin Kaan’ın yanağından öpmek için uzanınca, Kaan başını çevirdi kısa ama kuvvetli bir öpüşle Ceylin’i dudaklarını yine esir aldı
"Hadi şimdi git o adamada dikkat et"
"Yine beni gafil avladın"
"Sende yine kızardın" dedi, arabasına bindi…
Telaşla çevreme bakındım… Evet, gören olmuştu Selin’in ağzı kulaklarındaydı
"Ceylin hanım, hani Kaan senin âşık olacağın adam değildi"
"Ben âşık değilim ki, yani haklısın beni çok etkiliyor"
"Hadi anlat dün gece ne oldu"
"Yok, bir şey, hemen yattım zaten, sabahta kahvaltı ettik Murat’ı sordu. Geceki olaya devam etmemizi dikkat etmemi söyledi gitti"
En yakın arkadaşıma bile Kaan’a hissettiğim yoğun arzuyu anlatmayacaktım, buna bir çare bulmak zorundaydım ama ne? Bu gün ne Murat nede arkadaşlarıyla karşılaşmıştım, rahat bir gün olmuştu…
******
Kaan ve Doğan cephesindeyse işler daha değişikti
"Bak kardeşim Ceylin öteki kadınlar gibi yatıp atacağın tiplerden değil yazık etmeyesin kıza"
"Biliyorum ne demek istediğini çok iyi anladım"
"İnşallah anlamışsındır kardeşim ve bu kız benim sana emanetim ona yanlış yaparsan bana da yapmış olursun"
"Düzenli bir hayat istediğimi biliyorsun bu kız beni çok etkiledi. Geçicimi kalıcımı daha çok yeni bunun için karar vermesi zor şimdilik zamana bıraktım, ama için rahat olsun senide onu da üzecek hiçbir harekette bulunmayacağım"
İçimden de o ateş parçasına dayanabilirsem diye geçirdim, saat bir an önce gelse de eve gitsem diye düşünüyordum, nihayet zaman gelmişti “Doğan ben eve gidiyorum yemekten sonra gelirim”
"Lan, senin huyun değişti ev kuşu olacaksın bu gidişle"
Yolda giderken aklıma pasta geldi. Ceylin’in nasıl tatlardan hoşlandığını bilmiyordum. ‘Al dedim daha kızın hiçbir huyunu bilmiyorsun tanı bakalım atlama hemen üstüne.’ Minik pastalardan almaya karar verdim hangisini severse onu yerdi. Manavın önünden geçerken çilekleri görünce aklından kötü düşünceler geçmeye başladı elleriyle Ceylin’e yedirmek çilek kokan dudaklarından doyasıya öpmek gibi. İlk kez eve bu kadar istekle gidiyordu, içeri girdi evde güzel bir yemek kokusu vardı işte ev bu dedi kendi kendine yemek saatinde ev böyle kokmalı ki ev olduğu hissedilmeli, masa hazırlanmıştı ocağın üzerinde mercimek çorbası, etli dolma sofrada güzel bir yeşil salata…
"Oh yaşadım"
Ama Ceylin neredeydi ki? Yavaşça odasına doğru yürüdü kapısını açtı. Oda Ceylin gibi olmuştu canlı, sıcacık, renkli banyodan su sesi gelince banyo yaptığını anladı, keşke şu anda yanında olabilsem tenine göğüslerine dokunabilsem düşüncelerini hızla aklımdan sildim, geriye döndüm kapıyı kapattım, bende duş almak için odama çıktım.