* * * * * O an bana biraz daha yaklaştı. Yüzüme doğru eğildi; nefesi tenime dokundu. “Daha fazlasını istiyorum da ne demek?” diye sordu alçak, ama keskin bir sesle. Zar zor yutkundum. Bakışlarından kaçıp yana döndüm, birkaç adım attım. Cam duvarın önüne geldim. Önümde, sabah güneşinin altındaki şehir uzanıyordu; ama ben manzarayı değil, kalbimin deli gibi çarpışını hissediyordum. Ellerimi birbirine kenetledim, derin bir nefes aldım. Kendimi toparlamam gerekiyordu. Zayıf görünürsem, beni ciddiye almazdı. Yavaşça arkamı dönüp gözlerine baktım. Sert, kararlı bir sesle söyledim: “Yirmi milyon dolar istiyorum.” Varis’in kaşları çatıldı. Sanki söylediklerimi yanlış duymuş gibiydi. “Yirmi milyon dolar?” diye tekrar etti. “Evet,” dedim, dimdik durarak. “Yirmi milyon dolar istiyor

