* * * * * Sabah gözlerimi horozun keskin, delici sesiyle açtım. Şehirde yaşıyordum; metronun, kornaların, geç saatlere dek süren adımların arasında büyümüştüm; bu kırsal, doğal alarm hâlâ bana yabancıydı. Göz kapaklarımı buruşturarak yatakta doğruldum — alışkanlıkla erken kalkmayı sevmiştim ama erken uyanmayı hâlâ küçümserdim. Yüzümde yorgunluğun izleri, dudaklarımda sabahın ilk soğukluğunun bıraktığı kuruluk vardı. Etrafıma bakındım; kendi odamdaymışım gibi hissettim ama bir anlık şaşkınlıkla, pencereden gelen farklı bir aydınlık ve kokuların bana ait olmadığını fark ettim. Dün geceyi hatırladım: doğru ya, Varis’le babaannesinin evinde kalmıştık. Sessizce yatağın ucuna süründüm, dizlerimin üstünde ilerleyip yere baktım. Varis yoktu; geceyi yattığı yerde geçirmemiş miydi, yoksa erken mi

