* * * * * İtirafımı yapmıştım; kelimeler dudaklarımdan dökülmüş, içimde sakladığım bütün gerçeklik nihayet dışarı sızmıştı. Ama o… o karşımda hareketsizce duruyordu. Ne başını çeviriyordu, ne bir şey söylüyordu; hatta kirpiklerinin ufacık bir titreyişi bile yoktu. Sanki zaman onu benden habersizce almış, donuk bir heykelin içine hapsetmişti. Bir anda, konuşamayacak halde olduğunu fark ettim. Durumunun, zihnimin kabul etmekte zorlandığından çok daha kötü olduğunu… Tedirginlikle elimi kaldırıp yüzüne dokundum. Tenine değer değmez bütün vücudum ürperdi. Cildi öylesine soğuktu ki, sanki yılların ayazı birikmişti üzerinde. Buz kesmişti… adeta ölü gibi, cansız, kıpırtısız. Dehşetle geri çekilip ayağa fırladım. İçimde bir çığlık kabarıyordu; zaman daralıyor, nefeslerim hızlanıyordu. Ona bir an

