* * * * * Malikaneye ulaştığımızda içimde tarif edemediğim bir heyecan kabarıyordu; midemde sanki yüzlerce kelebek aynı anda kanat çırpıyordu. Varis’le kol kola kapıya doğru yürürken içeri girmek üzereydik ki, tam o anda korumaların arasından Mustafa belirdi. Sırıtarak, o kendine özgü hadsiz tavrıyla, “Ooo yenge, tekrar hoş geldin,” dedi. “Hoş bulduk Mustafa,” dedim, kaşlarımı hafifçe kaldırarak. “Ama bana yenge demekte kararlı mısın gerçekten?” “E tabii yenge,” dedi omuz silkerek. “Sonuçta abimizle nişanlısın. Gerçi… manita olsanız da yine yenge derdim.” Üstüne basa basa, ukalalığının hakkını vererek söylüyordu. Üstündeki deri ceket, dağınık saçları ve rahat tavırlarıyla tam bir serseri görünümündeydi. Sonra Varis’e dönüp, “İhaleyi aldık mı abi?” diye sordu. “Aldık, aldık,” dedi Var

