
KURGU TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR.
🔞🔞🔞YETİŞKİN İÇERİK İÇERİR. 🔞🔞🔞
-PROLOG-
❤️🔥❤️🔥
Miran bir hamlede elini daha aşağı yönlendirdi.
Yıldız’ın gözleri aniden açıldı.
“Bırak!”
Ama Miran bırakmadı.
“Şşş… sakin ol,” dedi.
Yıldız’ın göğsü hızla inip kalkıyordu. Havlu artık üstünde zar zor duruyordu. Göğsünün yarısına kadar inmişti.
Miran aşağı bakıyordu.
Kızın eline.
Yüzü gerildi.
“Bak…” dedi.
Elini yukarı kaldırdı.
Yıldız ürkekçe başını indirdi.
Üç parmağı parlıyordu.
“Ne… bu?”
“Islanmışsın,” dedi Miran, sesi titreyerek.
Miran’ın aklı başından gidiyordu. Sandığından daha fazlaydı.
“Ne demek bu?” diye fısıldadı Yıldız.
Miran gözlerini kaldırdı.
“İstiyorsun demek.”
“Ha-hayır…”
“Bu zevk suyu Yıldız. Daha hiçbir şey yapmadan…”
Sözünü tamamlayamadı. Yutkundu. Mavi gözleri geceye dönmüştü.
✨️✨️✨️✨️
YILDIZ...
“Bir çobanın kızıydı… ama kader onu bir ağanın yazgısı yaptı.”
....
Bir çobanın kızı…
Bir ağanın kaderi…
....
Ve fısıltılarla örülen bir evlilik.
Dağların, sürülerin ve sessizliğin içinde büyüyen genç bir kız…Yıldız.
Hayatını hayvanların diliyle, toprağın sabrıyla öğrenmiştir. Babası, bölgenin en güçlü ağalarından birinin çobanıdır; sözü az, yükü ağır bir adam. Ancak beklenmedik bir gün, babası geçirdiği talihsiz bir kazayla yatağa düşer. Sürüler sahipsiz, dağlar sessiz kalır.
Ağanın hayvanlarını emanet edebileceği tek kişi vardır:
Çobanın kızı.
Bir aylığına, kimsenin cesaret edemediği bir sorumluluğu omuzlarına alır. Sürüler onu tanır, hayvanlar ona itaat eder. Ama dağlar sadece sır saklamaz; dedikoduyu da büyütür. Güçlü ağa ile genç kız arasında olmayan bir bağ, dillerde dolaşmaya başlar. Söylenenler büyür, fısıltılar namusa, söylentiler mecburiyete dönüşür.
Ve ağa, kendi koyduğu kuralların içinde sıkışır.
Bu dedikodunun tek bir bedeli vardır: evlilik.
Zorunlulukla başlayan bir birliktelik, iki yabancı ruhu aynı çatı altına sürükler.
Peki bu evlilik, bir utancı örtmek için mi yapılmıştır…
Yoksa kader, dağların sessizliğinde çoktan yazılmış mıdır?
Namusu kirleten sözlerdi, bedeli ise kız ödedi.

