Kaza 🥺

1102 Words
YALÇIN Havaalanında kapıdan geçmiş, uçuş saatini bekliyordum. Bu gidiş hem Leyla’yı hem beni çok etkiledi. Yaşadığımız birlikteliğin etkisindenmiydi, yoksa mezun olduğumuz ve bu şehri ardımızda bırakacağımız için miydi? Belki de hepsinden sebep çok üzüldük. Ararsam ağlayacağını bildiğim için, ona sevimli mesajlar gönderip gülümsemesini istedim. Leyla’yı ilk gördüğüm anı düşünüp dışarıyı izliyordum. İkimiz de ikinci sınıftaydık. Fakültelerimiz farklı olduğu için onu daha önce görmemiştim. Arkadaş gruplarının birinden hafta sonu gezisi bildirimi almıştım. Canım sıkıldığı için gitmeye karar vermiştim. Kapadokya her zaman gitmeyi tercih edeceğim bir yerdi. Haftasonu sabah erkenden kalkıp sırt çantamı alıp buluşma noktasına gittim. Otobüse geçip koltuklara bakındım, koltukların hepsi doluydu. Ortalara doğru ilerledikçe simsiyah saçları ve gözleri olan bir kızın yanı boştu ama rahatsız olmasın diye arkalara doğru bakındım başka yer yoktu. Tam şoföre durumu çözmesi için gidecektim ki “İsterseniz buraya oturabilirsiniz, arkadaşım son anda hastalandığı için burası boş kaldı” dedi. O sırada otobüsün sorumlusu gelip rahatsız olması durumunda arkadaki otobüste boş yer olduğunu, birimizin oraya geçebileceğini söyledi. Vereceği cevabı merak ederek gözlerine baktığım anda gözlerimden kalbime doğru kurşun yedim sanki. Gece gözleri beni karanlığına hapsetti. Gözlerimi çekmek istesem de çekemiyordum. Sorumlu kişinin “tamam ozaman, iyi yolculuklar “ demesiyle kendime geldim. Demek ki sorun etmemiş ve biz bu uzun yolculukta yan yana gidecektik. Yola çıkalı yarım saat kadar olmuştu, o kadar tedirgin ve salaklaşmıştım ki robot gibi oturuyordum. “Kraker alır mısınız” Sorusuyla kendime geldim. “Alırım bir tane, teşekkür ederim” Diyip, hiç sevmediğim halde o krakeri yedim. “Uzun yolculuklar mideme iyi gelmiyor, o yüzden yol boyunca kraker yiyip, midemin bulantısını bastırıyorum” dedi. “Annem de sizin gibi, yola çıkarken ilaç alıp uyumadan yolculuk yapamaz” dedim. Hafifçe gülümseyip “Çok iyi anlıyorum, ben anneniz kadar etkilenmesemde krakerle çözüm buldum” dedi Kraker ve mide bulantısından başlayan sohbetimiz, o kadar genişledi ki, Yol kaç saat sürdü, nasıl bitti, nereye gelmiştik onu bile etrafa bakınınca hatırladım. Yol boyunca sohbet edip, sizi-bizi bile atmıştık. O günden sonra önce arkadaşlığımız ilerledi, sonra da aşkımız… Uzun siyah saçları, gece gözleri, narin bedeni, esmerle buğday arasındaki ten rengiyle, benim sarışın renkli gözlülüğüme tezat, birbirimizle her anlamda çok uyumluyduk. Anonsla birlikte hayallerimden sıyrılıp, uçağa doğru yürüdüm. Uçaktan indiğimde akşam karanlığı çökmeye başlamıştı. Özlemiştim Ankara’nın serin havasını. Babam ve annem çıkış kapısında bekliyorlardı, sarılıp hasret giderdikten sonra, eve doğru yola çıktık. Yol boyunca Leyla’dan konuştuk. Nişandan, hazırlıklardan, düğünden… İkisi de hala bu kadar erken evlilik kararı almış olmama inanamasalar da çok mutlulardı. Tek evlatlarının mürvetini erkenden göreceklerdi. Eve vardık nihayet. Annem yine tahmin ettiğim gibi, sevdiğim yemeklerden açık büfe yapmıştı resmen. Odama çıkıp çantamı bıraktım, sevgilimi görüntülü arayıp, yüzünü görüp sesini duyduktan sonra yemeğe inebilirdim. LEYLA Yalçın’ın ineceği saati az çok bildiğim için odama geçmiş aramasını bekliyordum. Nihayet çalar çalmaz açtım. Yüzünü gördüğüm anda göz pınarlarım dolmaya başladı. Ne kadar üzülmesin diye tutmaya çalışsamda, gözyaşlarım yanaklarıma indiler bile. “Sevgilimmm” dedim “Sevgilin kurban sana, hemen doldurma o gözlerini, kıyamam ben sana” demesiyle gözyaşlarım aradığı yolu bulup, dere olup akmaya başladı. “Sevinçten ağlıyorum, seni gördüğüm için” dedim. Şimdiden çok özlemiştim. Bir hafta bana bir yıl gibi gelecekti o belli oldu. Ailesi yemeğe beklediği için, fazla konuşamadık. Bende yüzümü gözümü düzeltip aşağıya indim. Bu akşam abilerim gelecekti. Ev kalabalık olacağı için, vakit hızlı geçecekti. Yeğenlerim gelince zaten ev curcuna oluyordu. Kadir abimin 1 oğlu bir kızı, Kenan abimin de bir kızı vardı. Abilerim de bizimle aynı sitede, başka evlerde oturuyorlardı. Haftanın birkaç gününü akşamları birlikte geçiriyorduk. Kadir abim en büyüğümüz, en sakin ve aklı başında olanımızdı. Kenan abim biraz daha deli dolu eğlencelidir. Yengelerim de dünya tatlısı insanlardır. Babamın otoritesine bazen kızıyorduk, aldığı fevri kararları yadırgıyorduk ama bizim için hep doğru kararlar vermişti. Abilerim de, ben de mutluyduk. Sıkıcı ve özlemle geçen 6 günde, hergün defalarca telefonda konuşup hem hasret giderdik, hem de hazırlıkları konuştuk. Mezuniyetin akşamına, beni istemeye geleceklerdi. Bunu düşündükçe kalbim heyecandan yerinden fırlayacak gibi oluyordu. Bu sıkıcı günlerde nişan günü giymek için , çok güzel bir elbise almıştım. Parlament mavisi bana yakışan en güzel renkti, çünkü sevgilim öyle demişti. Elbisem, ayakkabılarım, takılarım her şey hazırdı. Annem de evdeki tüm detayları planlamıştı. Hava sıcak olduğu için, bahçede yapmaya karar vermiştik. Süsleme için bir şirket gelip sabahtan bahçeyi hazırlayacaktı. Yemekler yöresel olacağı için annem köyden iki kadın getirtmişti. Her şey hazırdı ve ben sevgilimin gelmesi için saatleri sayıyordum. Annesinin uçak korkusu olduğu için, arabayla geleceklerdi. Yarın sabah erkenden yola çıkıp, öğleden sonra burda olacaklardı ve ertesi gün mezuniyet olup akşamda nişan yüzüklerimiz takılacaktı… Kul kurar, kader bozarmış… Mutluluk hayallerimden, acı içinde uyanmak için saatleri saydığımı bilmeden koşuşturuyordum. YALÇIN Sabah saat 6da evden çıkmış, oldukça sakin olan yollarda sevdiğim kadına doğru ilerliyorduk. Babamla arabayı dönüşümlü olarak kullanıyorduk yol uzun olduğu için. Zaten yolun büyük kısmı otoban olduğu için rahat sayılırdık. Annem ilaç aldığı için arka koltukta uyuyordu. Öğlene doğru Antep’te yemek molası verdikten sonra, direksiyona ben geçtim. Babam yorulmuştu. İlk saatlerdeki sakinlik yerini hafif bir kalabalığa bırakmıştı. Sürekli tırları sollamak zorunda kalıyordum. Yolculuk çok yordu bizi. Neyseki artık Diyarbakır’a 10-15 kilometre kalmıştı. İçim içime sığmıyordu. Sevdiğim kadını görmeye son 1-2 saat vardı artık. Annemleri eve bırakıp, gece gözlümü görmeye gidecektim. Saçlarını öpüp koklayacak, sarıp sarmalayıp göğsüme yaslayıp en sevdiği yere hapsedecektim onu. YAZAR ANLATIMI Yalçın sevdiği kadının hayaliyle gaza fazla yüklendiğinin farkında değildi henüz. İleride farkettiği tır kalabalığını görünce hızının 150 kilometreyi aştığını görünce kısa süreli panikle hemen ayağını gazdan çekip hafifçe frene basıp hızını azaltmaya fırsat bulamadan, tırın biri önündeki kamyonu sollamak için aniden sinyal verip sol şeride geçti. Yalçın panikle frene asılmaya çalışsa da, artık çok geçti. Öyle büyük bir gürültü koptu ki, arkadan gelen araçlar arasında mesafe olmasına rağmen zorla durabildiler. Yalçın’ın kullandığı araç, neredeyse tamamen tırın altına girmişti. İnsanlar panik halinde oraya koştular. Kimisi yaralıların durumunu merak edip eğilip ses duymaya çalışıyor, kimisi acil servisi arayıp yardım istiyordu. 10 dakika sonra ambulanslar, polisler, itfaiye ekipleri, hepsi olay yerinde hızlıca araçtakileri çıkarmak için koşuşturuyorlardı. Araç tırın altında kaldığı için, müdahale etmek çok zordu. Hemen bir vinç çağırıldı ve tırın dorsesi kaldırılıp, o şekilde araçtakilere ulaştılar. Kazanın üzerinden neredeyse 1,5 saat geçmişti ki ilk önce Yalçın’ın babası fahri beyi çıkardılar ve siyah ceset torbasına koyup cenaze aracına yüklediler. İkinci çıkansa Leyla’nın deniz gözlüsü, canının yarısı, kalbinin sahibi Yalçınıydı. Kafasından akan kanlar neredeyse tüm vücudunu kırmızıya boyamıştı. Görevliler bile, onu ceset torbasına koyarken soğukkanlılıklarını yitirmiş gibiydiler. En son annesi Selma hanımın cansız bedenine de ulaşılınca, cenaze araçları Diyarbakır Dicle üniversitesi adli tıp morguna doğru yol aldılar. Hayat insana gülmeyi bıraktığı zaman en acı yüzünü göstermeye de başlıyordu. Leyla 4 yıl boyunca eğitim gördüğü Dicle üniversitesine şimdi sevdiği adamı teşhis edip, veda etmeye gidecekti… Bazı acıları dinlerken boğuluyoruz ya, peki onları yaşayanlar… İnsan acıya nasıl dayanıyordu ki?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD