Yıllardır hayalini kurduğum mesleğime kavuşmama artık sayılı günler kalmıştı. Son sınavlarımız da bitmiş, artık mezun sayılırdık. Haftaya mezuniyetimiz olacaktı ve ben artık resmen hemşire olacaktım. Hemşire Leyla Yılmaz.Çocukluktan beri hayalini kurduğum mesleğimi yapmayı ve Yalçınıma kavuşmayı her şeyden çok istiyordum. Yalçın da makine mühendisliğini bitiriyordu. Evlendikten sonra Babasının şirketinde işi hazırdı. Babasıyla aynı mesleği yapacağı için çok seviniyordu.
Kampüsteki kafede oturmuş Yalçın’ı bekliyordum. 2 hafta sonra ailesi gelip beni isteyecek ve nişanımız olacaktı. İçim içime sığmıyordu, durduk yere gülüyordum. Arkamdan seslenen Yalçın’ın sesiyle ayağa kalkıp boynuna sarıldım.
-“müstakbel nişanlım beni mi düşünüyormuş” deyip kollarını boynuma doladı.
Bana sarıldığı an dünyadan kopup başka bir aleme gidiyordum sanki. Kokusu ve göğsünün sertliğinde bulduğum huzur gibisi varmıydı acaba dünyada!
-“aklımdan çıktığın an mı var sanki şapşal” deyip dudaklarına minicik bir öpücük kondurdum. Kafede tanıdığımız birkaç arkadaşla oturup biraz sohbet ettik. Bazıları mezuniyetten sonra memleketlerine dönecek ve belki bir daha görüşemeyecektik. O yüzden hasret gidermiştik. Keyifli geçen birkaç saatin ardından Yalçın,” Hadi kalkalım sevgilim, biraz da baş başa vakit geçirelim. Mezuniyetten sonra gideceğimi unuttun galiba, gitmeden sana doya doya sarılmak, kokunu hafızama kazımak istiyorum” dedi. İçim hem sevinç hem de hüzünle doldu. Gideceği için üzülüyordum ama ailesini de alıp 1 hafta sonra dönecek ve nişanımız olacaktı.
Kafeden çıkıp arabayla en sevdiğimiz yere, tepedeki ağacın gölgesine gittik. Önceleri buraya tenha olduğu için kimse bizi görmesin diye gelirdik. Zamanla burası bize evimiz gibi hissettirmeye başladı ve her fırsatta soluğu burda almaya başladık. İlk sarılmamız, öpüşmemiz, evlilik teklifim.. hepsine şahitti bu tepe ve ağaç. Ağacın altında arabayı manzaraya karşı durdurdu Yalçın. Ellerimi tutup dudaklarına görürdü, sıcacık bir öpücük kondurdu. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, sanki ağzımdan çıkacak gibiydi. Bu adam en ufacık dokunuşuyla bile ayarlarımı bozuyordu. Çok seviyordum..
Gözlerimin içine bakarak “seni çok seviyorum gece gözlüm” dedi
“Ben de seni çok seviyorum deniz gözlüm” dedim
Mavi gözleriyle bana baktığı anda, derin okyanuslarında beni sevgisine boğuyordu.
En sevdiğim yerde, onun göğsüne yaslanıp kokusunu içime çekip yüzüne baktım. “1 hafta sensiz nasıl geçecek sevgilim” dedim.
“Benim için de zor geçecek aşkım, ama 1 hafta sonra resmen nişanlım olacaksın ve 3 ay sonra da karım olacaksın. Her gün kollarımda ve sıcaklığımda olacaksın” dedi.
“Yalçın ben sana doya doya sarılmak istiyorum, sana gidelim mi” dedim.
“Aslında buraya gelmeden önce ben de aynısını söyleyecektim ama seni kırmaktan korktum” dedi
Düşünceli sevgilim, bu adam neden her sözüyle, düşüncesiyle, bakışıyla, dokunuşuyla beni kendine daha da aşık ediyordu.
“Hemen gidelim, eve gidene kadarki bir dakikamı bile sana sarılmadan geçirmek istemiyorum” dedim
20 dakika sonra Yalçın’ın evindeydik. 1+1 şirin öğrenci evi. Düğünümüze kadar evi kapatmamaya karar vermişti. Düğünümüz olana kadar ailesi ve kendisi geldiğinde kalmak için tutacaktı.
“ ne içersin sevgilim” dedi
“Sadece sana sarılmak, kokunu içime çekmek istiyorum” dedim.
Yüzündeki muzip gülümsemeyle yaklaşıp beni kollarına aldı, sımsıkı sarılıp dünyada eşi benzeri olmayan kokusunu içime çektim. Boynunda sanki bu eşsiz kokuyu üreten bir merkez vardı. İçime depolarcasına kokladım, öptüm. Salondaki köşe koltuğa oturup göğsüne başımı yasladım. 2 yıldır birlikteydik, her yaz tatilinde 3 aylığına ayrılmak zorunda kalıyorduk, yaz tatillerinde babasının yanında çalışıp hem staj yapıyor, hem de işleri öğreniyordu. Ailenin tek çocuğuydu ve gözbebeğiydi. İlk defa ayrılmayacaktık ama bu en zor olanıydı sanırım. Düşündükçe içim sıkılıyordu.
Daha çok sarılıp, kokusunu içime çektim, boynunu koklayıp öptüm.
“Biraz daha öpersen kendimi tutamayacağım sevgilim” diye fısıldadı.
Şu an onun beni öpmesini, dokunmasını o kadar çok istiyordum ki, “tutma o zaman” diye fısıldadım kulağına.
Bu eve birçok defa gelmiştik. Sarılıp öpüşmüş, daha ileriye gitmemiştik. Yalçın her seferinde zorlansa da, beni düşünerek geri adım atmıştı.
Babam geçen ay artık benim üzülmeme dayanamayıp, Yalçın’ı ve ailesini araştırıp, haklarında olumlu kanıya varınca, daha fazla direnemeyip “ okul bitince gelsinler, istesinler. Nişan yapılsın, yaz bitince de düğün yapsınlar” demişti.
Babamın onayından sonra bu eve ilk gelişimizdi. Uzun süren zorlu sınavlardan birbirimize çok vakit ayıramamıştık. Şimdi ne sınav stresi, ne de babam ne diyecek kaygısı vardı. Her şey yoluna girmişti. Tek sıkıntımız önümüzde geçmeyi bekleyen zaman ve kısa ayrılıklar vardı.
“Emin misin sevgilim” dedi
“Hiç olmadığım kadar” dedim
“Bensiz geçen 1 hafta boyunca her gün bu anı hatırla”
Dudaklarının sıcaklığını dudaklarımda hissettiğimde, ilk defa içimde değişik bir elektriklenme hissettim. Az sonra yaşayacaklarımızı hissettiğimden sanırım, git gide bu akıma kapılıyordum. Yaşayacağımız bu tatlı anların bedelini acı ve dinmeyen gözyaşlarımla ödeyeceğimi nereden bilebilirdim ki…