Tutkulu Veda +18

1016 Words
Dudaklarımızdan yayılan kıvılcımlar tüm vücudumuza dağılıyordu. Artık duramayacığımızı ikimizde biliyorduk ve bunu istiyorduk. Beni kollarına alıp, dudaklarıma sıcacık dudaklarını kenetleyerek yatak odasına doğru gittik. Yavaşça yatağa bıraktı beni ve öpmeye devam etti. Dudaklarımdan boynuma doğru yol alırken, kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, sanki ağzımdan çıkacak gibiydi. Haz bedenimin her tarafını ele geçirmişti. Üzerimdeki tişörtü çıkarıp yatağın köşesine attı, sonra kendi tişörtünü çıkardı ve üzerime uzanıp öpmeye devam etti. O an hissettiğim tek şey yoğun hazdı. Onun olmak ve sıcaklığında kaybolmak istiyordum. Dudakları boynumu talan ederken, elleri üst iç çamaşırıma gitti, arkasını açmadan boynumdan çıkarıp attı. Yalçın’ın da içindeki hazzı hissedebiliyordum. Yavaş ve temkinli başlayan hareketleri, dokunuşları giderek hızlanıyor ve sertleşiyordu. Ellerimle göğsüne dokundum, kalbinin atışı benimkinden farksızdı. Dudakları boynumdan göğsüme doğru inmeye başladı. Kalbim şu an son düzlükte koşan bir yarış atının kalbinden farksızdı. Dudakları göğüs ucuma dokunduğu anda, istem dışı kafamı daha geriye atıp, göğüs kafesimi yukarı kaldırdım. Önce küçük dokunuşlarla uçlarını öpmeye başladı, yoğun zevkten olsa gerek vücudum ateş gibi yanıyordu. Ağzımdan küçük iniltiler çıkmaya başladı. Yalçın duyduğu seslerle daha da tahrik oldu, öpüşleri sertleşti ve göğüslerimi talan edercesine ağzına alıp emdi, öptü, kokladı.. yaşadığım zevkin tarifi yoktu, iç çamaşırımdaki ıslaklık pantolonuma bile bulaşmış olabilirdi. Yalçın hızlıca pantolonumu iç çamaşırımla birlikte çıkarıp attı. Sonra hızlıca kendi pantolonunu ve iç çamaşırını çıkardı. İkimizde çırılçıplak kalmıştık. Yüzüm sanki daha fazla kızarabilirmiş gibi alev alev yanmaya başladı. Gözlerime bakarak “Seni seviyorum gece gözlüm” dedi ve cevap vermeme fırsat vermeden dudaklarıma yapıştı. İkimizde karşılıklı ve sertçe öpüşüyorduk. Nefes nefeseydik, ama durmaya niyetimiz yoktu. Dudaklarımdan boynuma, ordan göğüslerime indi. Bacaklarıma değen sertliğini hissettikçe, onu içimde istiyordum. Ama korkuyordum da. İlkin acıttığını her genç kız gibi ben de duymuştum. Göğüslerimi öpüp emdikçe daha da ıslanıyor, içimde bir şeyler patlayacak gibi hissediyordum. Kollarım boynunda, saçlarında geziniyordu, saçlarını çekip daha fazlasını istediğimi hissettirmeye çalıştım. Bacaklarımı ve kalçalarımı sıkıp, daha aşağılara inip göbek çevremi öpüp yalamaya başladı. Gözlerime bakarak “artık dayanmıyorum sevgilim, hazır mısın benim olmaya” dediğinde dudaklarına onay veren öpücüğümü kondurdum. Bacaklarımı yavaşça aralayıp ıslaklığıma dokunduğunda; haz, istek, utanma, korku gibi duyguların hepsini hissediyor ama hangisinde kalacağımı bilemiyordum. İyice yaklaşıp bacaklarımı kollarının üzerine aldı ve en hassas zevk noktama kondurduğu sıcak öpücükle artık bu dünyadan tamamen ayrılıp, sadece bulutların ve kelebeklerin uçuştuğu bir yerdeydim. Hassas zevk noktamı emmeye başladığı anda çığlık attığımı hatırlıyorum. Sırtına geçirdiğim tırnaklarım eminim canını acıtmıştı ama o an ikimiz de aldığımız zevk yüzünden acıyı hissetmiyorduk. Kafasını bacak aramdan çıkarıp dudaklarıma yapıştı tekrar. O sırada girişimde hissettiğim sertlikle heyecanımın zirvesindeydim. Korkuyordum ama umrumda da değildi. O kadar çok ıslanmıştım ki, çok acıyacağını sanmıyordum. Yavaşça içime girmeye başladığını hissettiğimde istem dışı kasıldım. Kulağıma eğilip: “Kasma kendini, istediğin zaman dururum” dedi. Yavaşça ilerlemeye çalıştı ama zordu, rahat olmaya çalışsamda kasılıyordum. Hem ilerlemeye çalışıyor, hemde her yerimi öpüyordu. Göğüslerime inip ağzına aldığında bedenim kendiliğinden çözüldü sanki. O anda içime tamamen girdi. Onun derin ve haz dolu “ohhh” sesi, benim ufak çaplı çığlığımla kollarına tutunduğum anda durdu. “Tamam sevgilim, durdum. Sen devam et diyene kadar bekleyeceğim” dedi. Ama içimde patlamayı bekleyen volkan durmasını istemiyordu. “Devam edebilirsin, çok acımadı” dedim. Yavaşça geri çekilip, tekrar girdi. İlki kadar acımasa da, yanma hissediyordum. Çok acı hissetmeyince, kasılmam tamamen geçti. Yalçın yavaş yavaş gidip gelmeye başladı, bu sırada gözleri bendeydi, gözlerime bakıp acım var mı yok mu diye kontrol ediyordu. Bir iki defa yavaş gidip geldikten sonra hızlanmaya başladı. Yavaş olmasının onu ne kadar zorladığını görebiliyordum. Saçlarının arasından akan terler alnından damlıyordu. Hızını arttırmaya başladıkça ne kadar zevk aldığını derin nefesleriyle birlikte çıkardığı seslerden anlayabiliyordum. Fısıltı şeklindeki zevk iltifatları hem gururumu okşuyor, hem de benim de daha fazla zevk almamı sağlıyordu. “Şu an aklımı kaybetmezsem eğer, başka zaman asla kaybetmem” dedi ve gel gitlerini hızlandırdı. Vücutlarımızın birbirine temasının tahrik edici sesiyle iniltilerimiz birbirine karışıyordu. Vücudumdaki titreme patlamanın yaklaştığını söylüyordu, Yalçın iyice hızını arttırdığı sırada artık daha fazla dayanamayıp küçük bir çığlıkla bedenim derin bir kasılmayla boşaldı. Eğilip dudaklarıma kapandı ve “seni seviyorum aşkım” diyip sertçe bir kaç defa daha gidip geldikten sonra resmen haykırarak boşaldı. Üzerime yığılıp kaldı. Ter içinde kalmıştık ve umrumuzda değildi. Biraz nefeslenince yanıma uzandı ve beni kollarına sımsıkı sarıp alnımı öptü. Gözlerime bakıp” pişman değilsin değil mi sevgilim, seni üzmek istemem “ dedi. En sevdiğim yere, göğsüne yaslanıp “asla” dedim. “Seni seviyorum ve isteyerek senin oldum. Asla pişman değilim ve olmayacağım” dedim. Sarılarak yarım saat kadar öylece birbirimizin kollarında dinlendik. Artık yavaş yavaş kalkıp hazırlanıp eve gitmem gerekiyordu. Hiç istemesem de zorla yataktan kalktım. Çarşafta gördüğüm ve bacak aramda da hala izleri olan kan lekelerine bakınca içim tuhaf oldu. Aklıma babam geldi. O an babam aklıma gelince utanmayla karışık suçluluk hissettim. Yalçın’ın dokunuşuyla kendime geldim. “Kendini kötü hissetme sevgilim, sen artık benim namusumsun, biz birbirimize kalpten bağlıyız. Sadece iki imzamız eksik diye kendini suçlama. 3 ay sonra o da olacak. Ben seni asla bırakmam” Büyük konuşmamak gerektiğini, daha sonra acı bir şekilde anlayacaktım… Hızlıca duş alıp saçlarımı kurttum ve hazır olduğumda sevdiğim adama sarılıp kokusunu ciğerlerime doldurdum. İlk defa bu evden gitmek bu kadar zor geliyordu. Kalıp kollarının arasında göğsünün sertliğinde, dünyanın en huzurlu yerinde uyumak için içim gitse de, eve dönmeliydim. Babamı kızdırmak şu an isteyeceğim en son şeydi. Dudaklarımız son kez buluştuktan sonra, yanaklarımı avuçlarının arasına alıp, “Her şey hayal ettiğimiz gibi olacak sevgilim, bu anlarımızdan sonra seni kollarımda huzurla uyutacağım günlere çok az kaldı. Kendini üzme ve mutlu olacağımız günleri düşün” dedi ve son kez sarıldıktan sonra gözlerim dolu dolu çıktım evden. Eve geldiğimde babam henüz gelmemişti ama ben çok gergindim. Sanki birkaç saat önce yaşadığım şey, babam gözlerime bakınca ortaya çıkacak gibi geliyordu. Annem geldiğimi görüp yanıma geldi. Yüzüme bakınca “ rengin bir tuhaf görünüyor kızım, sıkıntılı gibisin. Bir şey mi oldu” dedi. Yalandan nefret eden ben, şimdi buna mecbur kalmıştım. Anneme sarılıp “ iyiyim annem, sadece okul bitiyor, arkadaşlarımın çoğunu artık göremeyeceğim için üzülüyorum dedim. Annem sarılıp saçlarımı öptü. “Alışırsın kızım üzülme, sen en zorunu başardın okudun, babana sevdiğin oğlanı kabul ettirdin. Yakında evleneceksin. Bunları düşün mutlu ol dedi. Annem de kızının yaşayacağı acılardan habersiz, ne güzel hayaller kurduruyordu kızına..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD