EFSUN Titrek nefesler alıp verirken gözüm sürekli Miran’a kayıyordu. O, masanın üzerindeki dosyaya dikkatlice eğilmişti. Sessizdi ama duruşu tok, kararlıydı. Usulca bir kutu çıkardı önünden. İçinden gözlüğünü aldı, camlarını tek tek silerken… sanki birazdan değil yalnızca bir ifade, koca bir hayatı okuyacaktı. Gözlerim istemsizce salonun diğer tarafına kaydı. Reşit… annesi… babası… kız kardeşi… Hepsinin yüzü, sanki duvardan kireç kazınmış gibi bembeyazdı. Kıpırdamıyorlardı. Reşit’in avukatı bile tek kelime edemeyecek kadar donuktu; sadece kağıtlara boş boş bakıyor, parmak uçlarıyla dosyanın köşelerini sıkıyordu. Miran’a döndüm yeniden. Kalbim delicesine atarken, ona sadece bir hâkim gibi bakamıyordum. O benim her şeyimdi. Sevgilim… nefesim… geleceğim. Şu anda karşımdaydı belki ama bi

