MİRAN Salonda hava ağırlaşmıştı. Kelimenin tam anlamıyla… Adaletin kokusu değişmişti. Ebrar ve Serdar’ın sözleri keskin bir bıçak gibi Reşit’in avukatını parçalıyordu. Ama ben… Sadece dinlemiyordum. İzliyordum. Satır aralarını. Göz devirmeleri. Dudak kıpırtılarını. Yutkunmaları. Kemal cüppesini düzeltti, ukala bir tebessümle ayağa kalktı. Sesi soğuk ve yapay bir saygıyla yankılandı. “Sayın Hâkim, müvekkilim Reşit hakkında ortaya atılan tüm iddiaların… Abartılı ve yönlendirilmiş olduğunu belirtmek istiyorum. Efsun Hanım’ın psikolojik hassasiyetleri ve genç Sena’nın iletişim güçlüğü dikkate alındığında-” “Yeter!” diye sert bir ses salonu kesti. Ebrar. Cüppesini omzundan hafifçe geriye itti, ayağa kalkarken gözleri Kemal’e saplandı. Sanki kelimeyle değil, bakışıyla dava kazanıyordu. “S

