MİRAN Efsun, sessiz bir şekilde yan koltukta oturuyor, dudaklarını kemiriyordu. Dudaklarını kemirmenin altında yatan birçok sebep vardı, ama bunlar sadece onun bildiği gizli korkulardı. “Efsun?” dediğimde, beni duymamıştı. Camdan dışarıyı izlemeye devam etti. Büyük ihtimalle oldukça stresli olmalıydı. “Efsun?” dedim bir kez daha, daha yüksek sesle. “Hıh?!” dedi bir anda, ani bir tepkiyle. Usulca bana baktığında, gözlerine derinlemesine bakarak, bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ettim. Gözleri, düşüncelere dalmış gibiydi. “İyi misin?” dedim, ona yaklaşıp. Yutkunarak başını aşağı yukarı salladı. “İyiyim, avukatım. Siz nasılsınız?” dediğinde, dudağım istemsizce kıvrıldı. Dudaklarımı birbirine bastırarak, ona gülümsediğimi göstermekten kaçındım. Başımı cama doğru çevirdim, gülmemek iç

