EFSUN Sırtımı duvara yaslamış, gözlerim yaşlı, sessizce oturuyordum. Ne kadar ağladığımı hatırlamıyordum artık. Zaman durmuştu sanki. Gözlerim kıpkırmızıydı, yanıyordu. Ağlamaktan değil sadece… İçimin de acısından. Reşit’in tehditleri beynime kazınmış gibi yankılanıyordu. Gözlerimin önünden gitmiyor, zihnimden silinmiyordu. Nasıl bir kader bu? Dokuz yıl boyunca yetmedi mi çektiklerim? Bir parça mutluluğu bile çok mu gördü hayat bana? Başımı duvara yasladım, titreyen bir nefes döküldü dudaklarımdan. Sertçe yutkundum. Sonra… Omuzlarımda bir sıcaklık hissettim. Bir el… Bir dokunuş… Başımı usulca kaldırdım. Sena karşımdaydı. Gözlerinde endişe vardı ama sesi çıkmıyordu. Dakikalar sonra, aniden kapının sesi duyuldu. İçimde bir şey kıpırdadı. Elimdeki telefonu sıkıca kavrayarak aya

