MİRAN Önümüzdeki kuzu tandır, o kadar lezizdi ki, açlıkla sanki her lokmayı hırsla yutuyorduk. Serdar ise, her şeyden sipariş etmiş, sanki dünyanın en aç insanıymış gibi hayvan gibi yemeye başlamıştı. ''Ulan yavaş!'' dedim ona bakarak, gülümsemeye çalışarak ama sesimdeki sertlik barizdi. ''Boğulacaksın, bir de seninle mi uğraşacağım?'' dedim, ama o hâlâ gülüyordu. ''Eğer boğulup ölürsem, senin de hakkımda suç duyurusunda bulunacağına adım kadar eminim,'' dedi, gülüşü sinirimi daha da bozmaya yetmişti. Bir süre sessizce yedim, ama doymadım; aslında başka bir şey vardı beni yiyen, içimi kemiren bir şey. Koltuğa yaslanıp bir yudum su içtim, ama su bile, içimdeki tedirginliği geçirmeye yetmedi. Aklımda düşünceler birbirine karışıyordu, sanki her şey üstüme doğru geliyordu. Soruşturma bir

