Tatilimin ilk dakikalarını engellediğim numaranın kim olabileceğini düşünürken harcamıştım. Kimdi de beni işletmeye çalışıyordu tahmin edemiyordum. Aslında kimseye zararı dokunan biri değildim. Kendi kendime oturur, arkadaşlarım dışında da kimseyle konuşmazdım. Bu yüzden bazıları benim az arkadaşım olduğu için kendimi havalı sandığımı düşünüyordu. Aksine kendimi bırak havalı sanmayı ucube bile sanıyor olabilirdim.
Oflayarak hala çözemediğim kulaklığımın düğümüne odaklandım. Dışarıdaydım, akşamüstü olmak üzereydi ve biraz nefes almaya, sahile gidiyordum ama yolda kulaklığımı çözmeye çalışmaktan müzik falan dinleyememiştim.
Bu kulaklık da hep düğüm olup beni delirtmek için vardı herhalde.
Son düğümü söktüğüm an kaya kadar sert bir şeye çarpıp birkaç adım gerilemiştim. Kulaklığıma odaklanmıştım bu yüzden yola bile bakmıyordum. Mal gibi gidip birine çarptığım için utanç duygum bütün bedenimi kaplamıştı.
Gözlerimi bedenin sahibine çevirdiğimde nefesimi tuttum. Bunu beklemiyordum, sınıfımdan birini hatta en nefret ettiğim kişiyi beklemiyordum.
Görkem pis sırıtışıyla tam karşımdaydı. Bütün yılımı zehir ettiği yetmiyormuş gibi tatilimin de içine ediyordu gülüşüyle.
“Bakıyorum da atarlı da buradaymış,” dedi yarım ağız gülerek. Onunla herhangi bir münakaşaya girmek istemediğim için iğrenmiş bir ifadeyle birkaç saniye yüzüne bakıp arkamı döndüm.
Arkamdan güldüğünü duysam da tek kelime etmedim. O Görkem Pek’ti. Her sınıfta bulunan, her şeyi yapıp kızların dikkatini çeken yakışıklı, havalı çocuktu. Birilerini ezmek hoşuna giderdi ve çevresindeki insanlar da bundan haz alırdı. Geçen okul yılı içinde başıma açtıkları aklıma gelince ondan sadece iğreniyordum.
Nefretimi bile hak etmeyen biriydi.
Telefonum birkaç kere titrediğinde tek elimdeki kulaklığımın düğümünü son anda söktüm ve kulaklarıma yerleştirip telefonumun ekranını açtım.
Şarkıyı açarken kaşlarım çatıldı çünkü aynı numara bu sefer de normal mesaj atmıştı.
0532..: O çocuğun bakışları beni delirtiyor
0532..: Gidip yüzünün ortasına yumruğu geçirmemek için kendimi zor tutuyorum
Bakışlarımı telefonumdan çekip etrafıma bakındığım an yeni bir bildirim daha geldi. Bu gerçekten korkutucuydu.
0532..: Beni göremezsin
0532..: Ben istesem de beni görmezsin :’)
Siz: Kafayı mı yedin?
Siz: Sapık gibi beni mi takip ediyorsun sen?
0532..: Hayır sadece yolumuz kesişti diyelim, Yıldız Tozu
Siz: Benimle neden uğraşıyorsun?
Siz: Zaten başımda yeterince bela var.
0532..: Seninle uğraşmıyorum, seni seviyorum Yıldız Tozu
Ekrana donmuş bir şekilde bakıyordum. İster istemez karşımdaki kişiye üzülmüştüm. Beni kandırıyor olabilirdi, ki bu çok büyük bir ihtimaldi, ama ben duygusal biriydim ve aptal gibi hiç tanımadığım biri için üzülebiliyordum.
Yine de cevap vermedim. Hem ne diyeceğimi bilmiyordum hem de uğraşmak istememiştim. Yazar durur en sonunda da vazgeçerdi ya da ben onu engellerdim, bilemiyordum.
Sahile geldiğimde denizin tuzlu kokusu burnuma doldu. Bu ortamı, hafif pembeleşmiş gökyüzünü seviyordum. Yaz en sevdiğim mevsimdi çünkü ne okul vardı ne de kalın kalın giyinmek zorundaydık.
Kulağıma sevdiğim şarkılar dolarken bir bank buldum ve oraya oturup minik bir tebessümle kumsala vuran dalgaları izlemeye başladım. Çok yakın olduğum iki arkadaşım vardı, eskiden bu kadar az değillerdi ama hayat bana gerçek dostların ne kadar az olduğunu acı bir şekilde göstermişti. Kalabalık bir gruptan, kantinde tek başına oturan o kıza dönmüştüm ama şikayetçi değildim.
İnsanın kendisiyle vakit geçirebilmeyi de öğrenmesi gerekiyordu ve ben, Dila Berin bunu öğrenmiştim. Tek başıma oturup bir şeyler yapmak bu yüzden bana dokunmuyor hatta keyif veriyordu.
Beni geçmişe, iyi olduğum günlere geri döndürebilecek bir şarkı kulağıma dolduğunda telefonuma bakışlarımı indirdim. Aslında çok depresif biri sayılmazdım ama bu yıl zorbalık beni bitirmiş, kendimden, görünüşümden nefret etmeme neden olmuştu. Çirkin sayılmazdım, aslında birine çirkin demek de saçmaydı. Bence herkesin kendine has bir güzelliği vardı ama ben aynaya baktıkça kendimi çirkin görmeye başlamıştım. Normal bir kızdım alt tarafı ama kendimde bir sorun olduğuna artık emindim.
Rüzgarda uçuşan kısa, koyu kahverengi saçlarımı kulağımın arkasına atıp gözlerimi tekrardan sahilde dans eden dalgalara çevirdim. Sırf çalışıyorum, bir hedefim var diye inek damgası yemiştim. Onların gözünde sadece kafamı derslerle bozmuş ezik bir kızdım ve bu onların benimle dalga geçmesi için yeterdi. Çok saçmaydı.
Sessiz olduğum için bile dalga geçilmiştim. Saçlarım kısa olduğu için, gözlerim hemen doluyor diye…
Ekranda tekrar o numaranın mesaj bildirimi belirdiğinde burnumdan bir nefes verdim. Bütün yazımın böyle bir olayla geçmesini istemiyordum. Yeterince zor bir yıl geçirmiştim zaten bir de yazımı birinin benimle dalga geçmesiyle geçiremezdim.
0532..: Saçını seviyorum. Kendin olmanı, minik bir tebessümle gülmeni seviyorum. Sessizliğini seviyorum. Hiç duymadığım o sesini bile seviyorum. Sanırım seni cidden seviyorum Yıldız Tozu
0532..: Sanırım kelimesini sil çünkü seni cidden seviyorum
0532..: Beni istediğin kadar engelleyebilirsin ama ben pes etmeyeceğim
0532..: Bu sefer pes etmiyorum
0532..: Yüzünde hiç silinmemesini umduğum o gülümsemeyi görmek için uğraşacağım
0532..: Hem de bütün gücümle
0532..: Sana, benim gözümden seni göstereceğim
0532..: Sana şaka yapmıyorum Yıldız Tozu
0532..: Seni seviyorum
0532..: Hem de gökteki bütün yıldızların toplamı kadar çok seviyorum