Anonime, beni kandırma ihtimali yüzde doksan olan kişiye mesaj attığımı fark ettiğimde rahat oturuşumdan doğrulup gözlerimi kocaman açtım. Ne yapmıştım ben?
“Ay nasıl geri alınıyordu bu şey? Heh dur, buldum.” Kendi kendime mırıldanıp mesajı geri alacakken koca bir aptal olduğum için anonimin yaptığı salaklığı yaptım ve herkesten sil yerine, kendimden sildim.
“Salak, salak!” Kendime kızarken şu an anonimi gerçekten iyi anlamıştım. İkimizde de aynı salaklık hatta mallık vardı. Tencere kapak misali birbirimizi bulmuş olabilirdik şu an.
Telefonu sanki sorunumdan kurtulacakmışım gibi yatağımın ucuna fırlattım ve ellerimi saçıma daldırıp öylece baktım. Gerçekten koca bir maldım. Yazdığım şey büyük bir şey değildi ama nedense aşk ilanı yapmışım gibi heyecanlı hissetmiştim.
“Aptallık etme Dila,” diye mırıldanıp emekleyerek yatağın ucuna gittim ve telefonumu alıp yapabileceğim en mantıklı şeyi yaptım.
Telefonumu tümden kapattım. Böylelikle anonim cevap verirse görmeyecektim. Kısa çaplı bir kurtuluştu ama yapacak bir şey yoktu. Elimden geldiğince telefona bakmayacaktım.
***
Ailecek yemek yerken sessizdik. Annem birkaç defa neden telefonumu kapattığımı sorsa da şarjı bulamadığım için kapandığı hakkında yalanlar uydurmuştum. Sanırım cehennem ayağıma gelecekti yalanlarım yüzünden.
"Evde sıkıldın mı?" Babam bana baktığında birkaç saniye sustum. Aslında sıkılmaktan çok telaşlıydım. Vaktin nasıl geçtiğini bile anlamamıştım.
"Çok az," dedim parmaklarımla göstererek. Annem güldü ve suyundan bir yudum aldı.
“Halanlar tatile gidiyormuş hem de Simgelerin olduğu yere.” Annem bardağını masanın üzerine bırakıp mavi gözlerini bana çevirdiğinde derin bir nefes aldım.
“Ne güzel. Şimdi Ege eğlenir, oh be ne güzel.” Önümdeki yemeğimden yerken başka bir şey dememiştim. Ege, halamın oğlu yani kuzenimdi. Kendisiyle aramızda bir buçuk yaş olduğu için abi demiyordum.
“Biliyorsun biz bu yıl tatile gidemeyeceğiz ama sen halanlarla gidebilirsin istersen. Babanla düşündük, evde yalnız kalıp sıkılma. Hem halan ve Ege var, gözümüz arkada kalmaz.”
Gözlerimi tabağımdan çekip annemle babamın yüzüne baktım. “Sahiden mi?”
“Sahiden,” dedi babam yemeğinden yerken. Bugün şaşkınlıklar içerisindeydim valla. Beni gece bir yere yollamayan ailem nasıl olur da tatile yollardı? Başıma Ege’yi dikeceklerdi, orası belliydi ama yine de tatile yolluyorlardı.
“Gidebilir miyim cidden?” dedim ağlamaklı bir sesle. Drama yapmadan duramazdım ve şu an da drama yapıyordum.
“Gidebilirsin dedik ya Dila. Kaç defa söyleyelim daha kızım? Ha, sen gitmek istemiyorsan orası ayrı tabii. Kalıp ev işleri yapabilirsin bana.” Annem bombayı attığında oturduğum sandalyeden kalkıp yanına gittim ve yanağını sıktım.
“Yok kalsın ya. Ben gideyim en iyisi. Yerim sizi, çok teşekkür ederim!”
İkisine de sarıldıktan sonra annem konuştu. “Halanın haberi var. Pazartesi gideceklermiş, sen de ona göre hazırlarsın eşyalarını.”
Başımı salladım ve ellerimi sevinçle çırptım. En azından bu şehirden ve çevredeki insanlardan uzaklaşacaktım. Bildiğim bir şey daha vardı, Deniz de Simge’yle aynı yere gidiyordu ve biz orada çok eğlenecektik.
Anonimin yerimizi bilip gelecek hali yoktu ya? Hem bu süre içerisinde onu başımdan savabilirdim.
Bu yaz diğer yazlardan farklı olacaktı, hissediyordum.
Masayı toplayıp odama geri döndüğümde telefonumla bakışıp açsam mı açmasam mı diye kendi kendime düşünmüştüm. En sonunda kafama oksijen gitsin diye balkona çıkıp sandalyeye bağdaş kurarak oturdum ve telefonumu açıp başımı duvara yasladım.
Telefonum bacaklarımın üzerinde açılırken karşı evdeki camın perdeleri açıktı ve gözüm oraya kaymıştı. Aslında o evde yaşlı bir çift oturuyordu. Arada sokak kedilerini beslerken onlara rastlıyordum, tatlı insanlara benziyorlardı ama bazen üst katta, benim odamın karşısında bir çocuk oluyordu. Muhtemelen torunlarıydı.
Şu an da torununun olduğu zaman dilimindeydik çünkü odanın ışığı sadece o varken yanıyordu.
Pek etik olmasa da gözlerimle odasının görünen kısmına baktım. Pek bir şey gözükmüyordu ama işte meraklıydım.
Daha net görebilmek için öne doğru eğildiğim sıra camın önünden üstü çıplak çocuk geçtiğinde, yakalanmamak için açılmış telefonuma bakışlarımı indirip derin nefes aldım. Gören de sapık olduğumu ve işi gücü bırakmış, çocuğu dikizlediğimi sanırdı ama öyle bir şey yoktu. Valla yoktu.
Pin kodunu ve şifremi girdiğimde birkaç bildirim karşıladı beni. Acaba mesajıma cevap vermiş miydi diye düşünürken bulmuştum kendimi ve bu hiç iyi değildi. Bana neydi ki canım?
İlk karşıma çıkan Deniz’in mesajıydı. Onun sohbetine girdim.
Deniz: Ee enişte ne alemde?
Deniz: Adı neymiş öğrenebildin mi?
(18:22)
Siz: Ne eniştesi ya kafayı mı yedin kızım sen
Siz: Utanmadan bir de sapığa enişte diyor püü
(20:37)
Gözlerimi devirip anonimin mesajına girdim. Görmüş ve cidden cevap vermişti…
Anonim: Oha gözüm mü bozuldu yoksa sen cidden ilk mesajı mı attın?
Anonim: Bu kadar çabuk olacağını bilseydim daha önce yazardım sana.
Anonim: Boşuna çile çekmişim.
Anonim: Ah bu arada mesajını görmeden önce bok gibiydim çünkü seni bir süre göremeyeceğim ama şimdi iyiyim
Anonim: Valla keyfim yerine geldi
Anonim: Sen nasılsın?
Mesajlarına kaşlarımı çatarak baktım. Bu kadar çabuk olacağını bilmiyormuş haspam. Aptallık bendeydi, neden mesaj atıyorsam?
Siz: Ben de sana YANLIŞLIKLA mesaj atmadan önce iyiydim.
Siz: Şimdi kötüyüm.
Siz: Sayende.
Anonim: Yalan söylerken çok tatlı olduğunu kimse söylemedi mi sana?
Siz: Yok söylemedi
Anonim: O zaman bu onur benimdir
Anonim: Yalan söylerken çok tatlısın Yıldız Tozu :)
Siz: Yüzüne tekme atarken daha tatlı olacağıma eminim.
Anonim: Hm beni görebileceğini kim söyledi?
Siz: Karşıma çıkacaksın, ben de ayağımı yüzünün ortasına geçireceğim
Anonim: Boyun ermez ki :)
“Salak ya,” dedim sinirle çıkan sesimin yüksekliğini umursamazken. Beni sinir etmek için yazıyorsa doğru yoldaydı.
Siz: Son yazdığını görmemiş gibi davranacağım.
Siz: Şimdi bana dürüstçe cevap ver.
Siz: Beni kim kandırmaya çalışıyor?
Bir süre çevrimiçi kaldı ve hiçbir şey yazmadı. Yazdıklarıma doğru yalan uyduramamış gibiydi. Gülümsedim. Gerçekten beni sevmediğini bilmek daha iyiydi çünkü saf bir yengeçtim ve gidip beni seviyor diye ona ilgi duyabilirdim. Yapmadığım şey değildi.
Bir yanıt beklemeden konuşmadan çıktım ve kendimi i********:’a attım. Bağdaşımı bozup bacaklarımı kendime çektiğimde küçük bir çocuk gibi minicik kaldığımın farkındaydım ama yapacak bir şey yoktu.
Hatıralar gözlerimin önüne gelirken bütün enerjim gitmiş gibiydi. Telefonun ekranını kaydırırken geçen hiçbir komik fotoğraf ya da resim ilgimi çekmiyordu.
Bir fotoğraf karesi gözümün önünde belirdiğinde ekranın üzerinde kaydırmaya meyilli olan parmağım öylece kaldı. Tam da eski zamanların acısını hissederken onun yüzünü görmem nasıl bir bahtsızlıktı?
“Sen bunu aştın kızım,” dedim kendi kendime telkinde bulunurken. Onu bütün okul yılı boyunca görmüştüm. Neden hala karşıma bir anda çıkan fotoğrafına karşı kendimi kötü hissediyordum ki? Yine de birini sevdiğim için kaybettiğim arkadaşlar, yaşadığım yıkım ve dalgalar gözümün önünden öylece geçip gitmiyordu ne yazık ki.
Birini sevmek bazen her şeyinizi kaybetmenize, daha doğrusu her şeyiniz sandığınız sahte şeylerinizi kaybetmenize neden oluyordu.
Bu mecranın da bana iyi hisler getirmeyeceğini fark ettiğimde uygulamadan çıkıp gözlerimi karşı binanın karanlık duvarına diktim. Bu sefer dikizci teyzeler gibi odanın içine bakmaya çalışmıyor, kendi duygularımla boğuşuyordum.
Elimdeki telefon titrediğinde gözlerimi boş duvardan çekip telefona çevirdim.
Anonim: Bir daha beni kim kandırıyor diye sorarsan karşına çıkıp sana gerçek olduğumu kanıtlarım, kızım. Seni seviyorum çünkü benim için tanıdığım kızlardan aşırı farklısın. İlk gördüğüm an gözümün önüne geliyor ister istemez. Ağlıyordun ve fark etmesen de bana çarpmıştın. Yanımdan geçip giderken bir şey düştü. Yıldız şeklinde bir kolyeydi. Peşinden gidecektim ama yanına arkadaşların geldi. Hatta bir ara seni arıyorduk bizimkilerle ama kaldı. Seni cidden seviyorum, Yıldız Tozu.
O günü hatırlamak için gözümü kapattım ama olmuyordu. Balık hafızalının tekiydim ve çoktan unutup gitmiştim o anı. Öyle bir kolyemin olduğunu bile hatırlamıyordum. Çok garipti. Belki de cidden farklı birine yazıyordu. Kişilerin karışmış olduğunu hissetmem normal miydi ki?
Siz: Sana inanmak istiyorum ama kimseye güvenemiyorum. Çünkü... çünkü insanlar böyle. Güvenince canavar çıkıyor içinden. Tanımadığım biri yazınca da hiç güvenmiyorum. Kusura bakma.
Anonim: Sana kendimi tanıtayım bence.
Anonim: Merhaba Dila, ben anonim.
İster istemez güldüm. Hala anonim diyordu ya.
Siz: Tanıştığıma pek memnun olamadım çünkü adını söylemedin
Anonim: Adımı söyleyecek olsaydım anonim işine girişmezdim küçük hanım :)
Siz: Nedensizce bir anda karşıma çıkacakmışsın gibi geliyor
Anonim: Acaba çıkacak mıyım?
Anonim: Yoksa çıktım mı?
Anonim: Kim bilir?
Siz: Bilmece gibi konuşma
Siz: Çıktın mı çıkmadın mı?
Anonim: :)
Siz: O gülüşü hiç sevmedim
Anonim: Öyle mi?
Anonim: :) :) :) :) :)
Siz: Gerçekte de bu kadar sinir biri misin?
Anonim: Arkadaşlarım sinir değil de yakışıklı der bana :)
Siz: O zaman körsün
Anonim: Neden körüm ya?
Siz: Çünkü yakışıklıysan güzel birini falan sevmen gerekir o kişi de ben değilim anonimciğim
Anonim: Asıl sen körsün be Yıldız Tozu
Anonim: Bak gece oldu yine şu ben çirkinim, ben şuyum, ben buyum diye kendini yıkmana izin veremem. Git aynanın karşısına ve gülümse. Sonra da yat. Saat küçük kızlar için epey geç oldu.
Oturduğum yerden kalktım ve odamın içine ilerleyip aynanın karşısına geçtim. Yüzüme öylece bakarken kendimi zorladım ve gülümsedim. Aynanın karşısına geçip gülümsediğimde kendime görmediğim bir özellik gördüm: Gülümseyebiliyormuşum.
Dudağımı ısırarak ışığı kapattım ve yatağa girip anonime mesaj attım.
Siz: Sanırım bir teşekkürü hak ettin. Teşekkür ederim
Anonim: Ne demek :)
Anonim: Şimdi bana gülümsediğin bir fotoğraf at
Siz: Sana da iyi geceler anonim :))))
Anonim: O günlere de geçeceğiz Yıldız Tozu
Anonim: İyi geceler