3. Bölüm

1072 Words
Küçük kupamı elime aldım ve balkona çıktım. Bugün mutluydum çünkü okul yoktu. Dışarıda şakıyan kuşlara gülümseyip elimdeki kupayı ve son zamanlarda okuduğum kitabı balkonumdaki küçük masaya bıraktım. İçeriden bir sandalye alıp bahçeye doğru çevirdim ve hafif rüzgarın saçlarımı dağıtmasına izin verdim. Bu andan huzurlu bir şey yoktu. Ne gürültü ne de başka bir ses, tek duyduğum kuşların birbirleriyle şarkı söylemesiydi. Kahve içmeyi sevmediğim ve hava çok sıcak olduğu için soğuk bir limonata yapmıştım. Huzurla az önce odamdan getirdiğim sandalyeyi çektim ve yerime oturdum. Daha şimdiden herkes tatile gitmişti. Ailem çalıştığı için şimdilik burada kalmalıydım ama ben de gidecektim. Tabii önce ailemden izin almalıydım. Arkadaşlarımdan ilk giden Simge olmuştu. Bu okula dayanılmaz deyip karnesini önceden yalvararak alıp terk etmişti resmen. Deniz ise karnesini bile almadan tatile başlamıştı. Yarın o da gidiyordu buradan. Aslında tatil bölgesi sayılabilecek bir yerde yaşıyorduk ama yine de bazen şehirden uzaklaşmak iyi oluyordu. Küçük bir şehirdeysek hele ki kaçmak en iyi seçenekti. Yalnızlığa kucak açtığım için mutluydum. Huzur buydu, gerçekten huzur buydu. Ne gürültüyü kaldırabiliyordum ne de olayları. Tamam, abartmayayım şimdi kavga ya da kaos olunca eğleniyordum ama o kaosun içinde olurken hiç ama hiç eğlenmiyordum. Kitabımı masamın üzerinden aldım ve içindeki ayracı çıkartıp kaldığım yerden okumaya başladım. Kitabın tam içine girdim dediğim an odamın açık camından kulağıma bildirim sesleri geliyordu ve o atmosfer yok oluyordu. Umursamasam da sesler giderek dikkatimi dağıttı ve bütün okuma isteğim aynı atmosfer gibi yok olup gitti. Huzurum da buraya karardı demek ki. Elimdeki kitabı oflayarak küçük masama bıraktım ve gözlerimi karşı komşumuzun penceresine dikip birkaç saniye düşündüm. Neden telefonumu sesliye almak gibi bir hata yapmıştım ki? Bildirimleri duymaktan nefret ettiğimi unutmam mümkün değildi. Bu yüzden telefonum her daim sessizde olurdu. Komşumuzun penceresini dikizliyormuş gibi hissettiğim o an biri pencereyi araladı. Gözlerimi oradan çekip oturduğum yerden doğruldum ve hızlı adımlarla odama girdim. Komşumuzun karşımdaki odasının da balkonu vardı ve bir süre önce, tam net tarihi hatırlamıyordum, bir çocukla çok rezil bir an yaşamıştık. Rezilliğim aklıma gelince huzurum iyice yok oldu ve yarım bıraktığım limonatamı almaya bile gidemeden yatağımın üzerine bıraktığım telefonumu kavradım. Tam telefonun ekranını açarken bir bildirim daha gelmesiyle ne oluyor bu kadar diye düşünmeden edememiştim. 3 sohbetten 20 mesaj görmem biraz garibime gitmişti. Birkaç dakika içinde 20 mesaj geldiyse kesinlikle dedikodu dönüyor olmalıydı. Yatağıma oturdum ve bağdaş kurarak en üstteki sohbete girdim. Simge’ydi. Simge: Az önce katil oluyordum Simge: Sınıf grubunda katliam çıkartacak ilk kişi ben olacaktım sinirden (11:03) Siz: Ne oldu? Kesin benim sınıf grubundan çıkmam hakkında bir şey demişlerdir. Boş ver (11:34) Tek tik olunca sohbetten çıktım. Muhtemelen sahile falan inmişti ve internetini kapatmıştı. Diğer mesajlara bakarken yüzüm düşmüştü çünkü Simge’nin hemen altındaki sohbet eski sınıftan sevmediğim bir kızdı. Aslında sevilmeyecek ya da sevilecek bir şey yapmamıştı ama bana bir gıcık geliyordu. Sanki herkesle iyi olmak için yapmacık davranıyordu. Su: Seni özledik canııımm Su: Keşke sınıftan gitmeseydin :( Mesajları görüldü yapıp hiçbir cevap yazmadım. Beni sevmediğini ya da özlemediğini biliyordum zaten Görkemlerin yakın arkadaşıydı. Muhtemelen bu mesajları yazarken gülerek cevap vermemi, saf görünüp Su’ya güzel şeyler yazmamı bekliyorlardı. Nah yazardım. Saf değildim herkesin niyetini görecek kadar gözüm görüyordu sağ olsunlar. Bu küçük numaralara da kanmazdım. Ama sanki bana yazan bilinmeyen numaraya kanıyor gibiydim ve bu hiç iyi değildi. Gerçekten hiç iyi değildi… Geriye kalan bütün mesajlar ondandı. Bu kadar ne yazmış olabileceğini düşünerek sohbete girdim ve sırtımı yatak başlığına yaslayıp şortun açıkta bıraktığı bacaklarımı dağılmış yatağıma uzattım. Anonim: Selamlar selamlarrr Anonim: Gün aydı ama sen bana günaydın demediği için şu an geri karardı Anonim: Yoksa senin için gün aymadı mı daha? Anonim: Düşünen adam gibi durup birkaç saniye düşündüm Anonim: Ne kadar da aptal bir adamım amk Anonim: Çok saçmaladım Anonim: Ama ne yapayım canım sana yazarken heyecanlanıyorum Anonim: Aldırma sen bu mesajları Anonim: Hatta dur sileyim Anonim: Hass Anonim: Kendimden sildim… Anonim: Bunları görmemiş gibi yapabiliriz miyiz lütfen Yıldız Tozu Anonim: Bence yapabiliriz Anonim: Günaydın Yıldız Tozu Anonim: Sanırım günüm iyi geçecek çünkü seni gördüm Anonim: Huzurlu yüzünü görünce kimin günü iyi geçmez ki? Karşımdaki her kimse gerçekten şapşal birine benziyordu. O baştaki mesajlara bir şey deyip rezilliğini hatırlatmak istemediğim için direkt en sondaki mesajlarına cevap verdim. Siz: Benim günüm iyi geçmiyor. Siz: Bunu düşünen tek kişi sensin yani kdkfkscskö Gülmemiştim ama yine de random atmıştım. Zaten gerçekten gülen sayısı azdır. Anonim: Gülmedin bile Anonim: Kendine çok haksızlık ediyorsun Siz: Sen doğru kişiye yazdığına emin misin? Siz: Profil fotoğrafım yok sen kesin başka biriyle beni karıştırdın… Siz: Ben Dila Siz: Umarım doğru kişiye mesaj atıp hislerini belli edersin, o kişi ben değilim eminim Anonim: Doğru kişiye hislerimi belli ediyorum Dila Anonim: Ben sana yazıyorum Anonim: Seni seviyorum, seni görüyorum ve sana yani en doğru kişiye yazıyorum Anonim: Sakın beni engellemeye çalışma çünkü vazgeçmeyeceğim Anonim: Belki kendimi sana zorla sevdirtemem ama yine de denemek istiyorum Yıldız Tozu Anonim: Lütfen bu şansı elimden alma Siz: Şansını bilinmeyen bir numaradan mı denemek istiyorsun? Siz: Neden normal insanlar gibi karşıma çıkmadın? Siz: Benden mi utanıyorsun? Anonim: Hayır neden senden utanayım ki? Anonim: Seni seviyorum ama bir anda karşına çıksam beni reddedeceksin, biliyorum Anonim: Bu yüzden senin anonimin olmaya karar verdim Anonim: Peşini bırakmayacağım çünkü seni seviyorum Anonim: Hem de çok Anonim: Bu yüzden kendine haksızlık etme Anonim: Ben şaka değilim, gerçeğim Anonim: Ben senin anoniminim “Hadi be oradan şaka değilmiş. Bir de beni seviyormuş. Ben de salağım inandım.” Ekrandaki mesajlara öylece bakarken kimin bana yazdığını düşünüyordum. Görkem miydi yoksa onun tayfasından mıydı? Kesin onun tayfasındandı, bu yüzden karşıma çıkmıyordu. “Dila kızım sen bu zekayı kimden aldın be?” diye kendi kendime mırıldanıp anonime bir şey yazmadan ekranı kapattım. Acaba Görkem miydi yoksa Oğuz muydu? Bunlar bizim sınıftakilerdi ama tayfa kalabalıktı ve adını bilmediğim çok kişi vardı. Sınıfa genellikle girip çıkan esmer, yeşil gözlü bir çocuk vardı ve Görkem’le epey samimiydi. Adı şu an aklıma gelmese de o olabilirdi. Sanki bana yazıklarına inanmışım gibi davranacak ve onların oyununa kanmayacaktım. Görkem veya herhangi biri çıkabilirdi ama yazıkları doğru çıkamazdı. Neden beni sevsindi ki? Bu devirde hiç mantıklı gelmiyordu. Bir süre boyunca başka şeylerle uğraşıp günün sonunda yeniden telefonu elime almıştım. Eğer bana yazan kişi gerçekten Görkemlerin tayfasından değilse ne yapardım bilmiyordum. Belki de güvenmem gerekiyordu ama normalde bile insanlara zor güvenen ben, hiç tanımadığım, bir numaranın arkasında saklanan birine güvenemezdim. Telefonun ekranını açtım ve anonimin konuşmasına girdim. Kendimi kötü şeye inandırırsam canım yanmazdı. Yine de parmaklarıma hakim olamadım ve ona, anonime mesaj attım. Siz: Naber? Bu, benim için koca bir aptallıktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD