Azer Demirhanlı

1319 Words
Ceylin son günlerde kendini tuhaf hissediyordu. Baş dönmeleri, mide bulantıları, geceleri uykusuzluk… Başta stres sandı. Bozkurt’la yaşadığı gizli ilişki, ailesine karşı taşıdığı büyük sır, kalbinde büyüyen korku… Ama içgüdüsü farklı bir şey söylüyordu. Bir sabah annesine alışverişe çıkacağını söyleyip gizlice sağlık ocağına gitti. Başında siyah bir şal, gözlerinde büyük güneş gözlüğü vardı. Urfa küçüktü. Herkes birbirini tanırdı. “Test yaptırmak istiyorum,” dedi titrek bir sesle. Hemşire ona baktı, anlamıştı. Ceylin’in elleri titriyordu. Bir tüp kan, birkaç dakika bekleyiş… Sonra o kelime geldi. “Pozitif.” Ceylin’in dünya başına yıkıldı. Sandalyesine çöktü. Kulakları uğulduyordu. Bekâr bir ağa kızı… Hamile. Bu coğrafyada bunun anlamı belliydi. Utanç değil. Sürgün değil. ÖLÜM. Azer Soylu aşiretinden değildi ama kendi aşiretinde bir efsaneydi. Uzun boylu, keskin bakışlı, soğuk ve karizmatik bir adam. Yüzünde gülümseme nadir görülürdü. Konuştuğunda herkes susardı. Ceylin’in abisiydi. Ve Ceylin onun dünyada en çok koruduğu, ama aynı zamanda en çok korktuğu kişiydi. Azer’in çocukluk arkadaşı sağlık ocağında kız kardeşi çalışıyordu. Akşamüstü kahvede buluştular. Arkadaşı sigarasını yaktı, sesi alçaktı. “Azer… sana bir şey söylemem lazım oğlum ” Azer bakışlarını kaldırdı. “Ne oldu lan ?” Adam tereddüt etti. “Bugün kardeşim bir şeyler dedi lan , Ceylin… test için geldi dedi .” Azer’in yüzü bir an ifadesiz kaldı. “Ne testi amına koyayım yine mi üşuttü bu kız hiç dikkat etmiyor ki salak kardeşim ” Adam gözlerini kaçırdı. “Hamilelik testi.” Kahvede sesler kesildi. O an Azer’in dünyası dondu. “Sonuç?” diye sordu. Sesi sakin ama içi fırtınaydı. “Pozitif.” Azer’in çenesi kilitlendi. Sigara parmaklarının arasında ezildi. “Kim?” dedi sadece. Arkadaşı başını salladı. “Bilmiyorum. Ama Urfa küçük. Her şey ortaya çıkar.” Azer ayağa kalktı. Sandalyeyi sertçe itti. “Kim olduğunu öğrenirim,” dedi. O an yüzünde bir duygu vardı. Öfke değildi. Acıma değildi. Merhamet hiç değildi. Bu, töreyle büyümüş bir adamın karar sessizliğiydi. Ceylin eve döndüğünde elleri buz gibiydi. Aynaya baktı. Yüzü solgundu, dudakları titriyordu. Demirhanlı konağında akşam çökmüştü. Avlunun taşları gün boyu güneşi içine çekmiş, şimdi serinliği ağır ağır geri veriyordu. Azer Demirhanlı, konağın arka tarafındaki odasında tek başına oturuyordu. Elinde telefon vardı ama ekran kapalıydı. Gözleri boşluğa bakıyordu. Bir süre sonra kapı açıldı. Ceylin içeri girdi. Başında örtü vardı, gözleri yere bakıyordu. Azer’in çağırdığını öğrenince kalbi göğsünden çıkacak gibi olmuştu. Kapı kapandı. Oda sessizdi. Azer ayağa kalktı. Adımları ağırdı. Ceylin’e yaklaştı. “Bak bana lan ,” dedi. Ceylin bakamadı. Azer çenesini sertçe kaldırdı. “Bak dedim Ceylin ! .” Ceylin’in gözleri doluydu. “Abi…” dedi titrek bir sesle. Azer’in bakışları buz gibiydi. “Sağlık ocağına gitmişsin.” Ceylin’in dudakları titredi. “Ben…” “Hamilelik testi.” O kelime odanın içinde yankılandı. Ceylin geri çekildi. “Abi lütfen…” Azer’in eli masaya sertçe vurdu. “Kim ulan o siktigimin adamı Ceyliiin ?” diye saçına yapıştı kızın . Sesi bağırmıyordu ama bağırmaktan daha korkutucuydu. Ceylin ağlıyordu . “Kim dokundu lan sana?” “Kim Demirhanlı adını yere düşürdü?” Ceylin’in gözlerinden yaşlar aktı. “Abi ben… ben hata yaptım.” Azer bir adım daha yaklaştı. “Demirhanlı’da hata yoktur,” dedi. “Ya töre vardır, ya mezar.” Ceylin dizlerinin üzerine çöktü. “Abi söyleyemem,” diye fısıldadı. Azer’in çenesi kasıldı. Elini Ceylin’in omzuna koydu. Bastırdı. Kız acıyla inledi. “Söyle,” dedi. “Adını söyle.” Ceylin başını salladı. “Öldürürsün onu abi olmaz .” Azer bir an durdu. Sonra Ceylin’in saçlarından tuttu, başını kaldırdı. “Ben Demirhanlı’yım,” dedi. “Öldürmek benim işim değil. Töre öldürür.” Ceylin hıçkırarak ağlıyordu. “Abi ne olur…” Azer onu bıraktı. Bir adım geri çekildi. “Sabaha kadar düşün,” dedi soğukça. “Ya adını söylersin, ya bu evde gün ışığını bir daha görmezsin.” Kapıya yöneldi. Durdu. “Ceylin,” dedi. “Ben seni korurum. Ama ailemden değil, töreden değil.” Kapıyı kapatıp çıktı. Ceylin yerde kaldı. Nefesi kesilmişti. Karnına dokundu. Ve tek bir isim zihninde yankılandı: Bozkurt. Ama Bozkurt Demirhanlı değildi. Soylu’ydu. Ve bu iki aşiret birbirine düşmandı. Ceylin biliyordu. Eğer Azer bunu öğrenirse… Bu sadece bir aşk skandalı değil, kan davası başlangıcı olacaktı.Azer araştırmaya başladı .Yakın dostu Devran , araştırdı. Geldi Azer'in yanına " Bremin , Ceylin sıra gecesinde bir kişi ile konuşmuş Bozkurt Soylu .Bir kaç defa da görüşmüş, telefonunda da onun mesajları var . Aramaları var , bunlarda dokümanlar .Diyerek uzattı kağıtları . Azer yumruğunu sıktı gözlerini kıstı. " Düşmanımız lan amına koyayım! Ceylin ! Ceylin ! " diye kükredi masaya tekme attı ayağa kalktı. Sigara üstüne sigara yaktı. Ne yapacağını şaşırdı kaldı . Devran " Basalım konağı , ! " diyince Azer silahı aldı çekmeceden " Yürü " dedi ve çıktılar. . . Gece Soylu Konağı’nın avlusuna çökmüştü. Taş duvarların arasında yankılanan tek ses, rüzgârın nar ağacının yapraklarını savurmasıydı. Sonra… motor sesleri duyuldu. Bir değil. İki değil. Beş araç. Farlar konağın avlusunu gündüz gibi aydınlattı. Kapıdaki adamlar telaşlandı. “Demirhanlılar…bunlar onların plaka ” diye fısıldadı biri. Kapılar açıldı. Azer Demirhanlı arabadan indi. Siyah takım elbisesi vardı, bakışları soğuktu. Yanında adamları… hepsi silahlı, sessiz, sert. Bu bir ziyaret değildi. Bu bir baskındı. Devran bağırdı "Çık lan dışarı piç Bozkurt! " Azer silahı doğrultmuştu konağa doğru . Selmangazi Soylu, üst kata çıkan ayak seslerini duyduğunda ayağa kalktı. Bozkurt salonda oturuyordu, telefonla oynuyordu. “Azer geliyor,” dedi biri fısıltıyla. Bozkurt’un yüzü bir an soldu. Ama babası sakin kaldı. “Bırak gelsin,” dedi. “Demirhanlı’nın oğlu bu eve silahla giremez.” Kapı açıldı. Azer içeri girdi. Gözleri doğrudan Bozkurt’a kilitlendi. “Bozkurt Soylu,” dedi. “Sen kim köpeksin lan benim kız kardeşime göz koyacak ! siktigimin oğlu ! kızı hamile bırakmak ne lan piç ! .” Bozkurt ayağa kalktı. “Ne diyorsun lan sen sensin piç amına koyduğum oğlu ” dedi soğukkanlı görünmeye çalışarak. Azer’in dudakları kıpırdadı. “Kardeşim Ceylin hamile.” Oda buz kesti. “Ve telefonunda tek ve … son görüştüğü erkek sensin.” Bozkurt’un yüzü bembeyaz oldu. “Ben…” Selmangazi araya girdi. “Yeter.” Azer gözlerini Selmangazi’ye çevirdi. “Bu senin oğlun, benim namusuma göz dikmiş Selmangazi ağa hükmü belli " ölümmm ,” dedi. Selmangazi ağır adımlarla ilerledi. Bozkurt’un önüne geçti. “Dur hele delikanlı dur ,” dedi sakin ama otoriter bir sesle. “Eğer çocuk oğlumdansa… nikâh kıyılır.” Bu cümle odanın içini yaktı. Azer’in gözleri büyüdü. Bir adım geri çekildi. Sonra güldü. Ama gülüşü delilik gibiydi. “Demirhanlı kızı senin bu oğlun ile nikah kıyacak? ulan aklını sikeyim senin ! ” “Soylu’nun piçiyle mi?” Adamları irkildi. Azer bir anda masaya vurdu. “Ben kardeşimi pazarlık malı yapmam! töre belli hüküm belli ” diye bağırdı. Selmangazi’nin sesi sertleşti. “Benim oğlum namussuz değil. Eğer çocuk onunsa, sorumluluk alır. Kan davası olsun istemeyiz oğlum ” Azer’in zihni karardı. Bu onun için merhamet değil, hakaretti. Üst katta Kumru her şeyi duymuştu. Sesler avludan, koridordan, merdivenlerden yankılanıyordu. Bozkurt’un adı… Ceylin’in adı… Hamilelik… Kulaklarına inanamadı. Kalbi paramparça oldu. Odasına koştu. Kapıyı kapattı. Yatağa çöktü. Gözyaşları durmadı. “Demek…” diye fısıldadı. “Demek beni kandırıyordu.” Fotoğrafını kitabın arasından çıkardı. Titreyen elleriyle baktı. “Ben sana inanmıştım…” Günlüğünü açtı. Ama yazamadı. Sadece ağladı. Aşağıda Azer bir karar vermişti. Adamlarına döndü. “Alın bunu.” Bozkurt irkildi. “Ne yapıyorsun lan pezeveng ?” Selmangazi öne çıktı. “Azer, delirdin mi?” Azer Bozkurt’un yakasına yapıştı. “Benim misafirim kıymetli oğlun ! .” Selmangazi’nin gözleri karardı. “Buna izin vermem.” Azer soğukça baktı. “Verirsin.” “Ya da bu şehirde yarın kan konuşur.” Selmangazi bastonu yere vurdu . " Aşiret toplanana kadar kalsın , kılına zarar gelirse kıyamet kopar ! " Azer Bozkurt’u kolundan tuttu. Adamları çevreledi. Bozkurt konağın kapısından çıkarılırken arkasına baktı. Üst katta bir pencere… Kumru oradaydı. Göz göze geldiler. Kumru’nun gözleri yaş doluydu. Bozkurt ilk kez gerçekten utandı. Ama artık çok geçti. Bozkurt Demirhanlı arabasına bindirildi. Araçlar tozu dumana katarak geceye karıştı. Urfa’da o gece bir şey başladı. Bir aşk hikâyesi değil. Bir kan ve töre savaşı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD