Bozkurt'un iddasi

1107 Words
Ertesi gün Akşam Soylu konağında kalabalık vardı. Bozkurt’un İstanbul’dan gelen yakın arkadaşı Asaf konağa gelmişti. Yanında iki arkadaş daha vardı.Urfalı olmalarına rağmen İstanbul’un hızlı, rahat, umursamaz çocuklarıydılar. Asaf , Azat , Baran . Urfa onlar için egzotik bir duraktı, Bozkurt içinse kaçtığı kader. Avluda büyük bir sofra kurulmuştu. Selmangazi Ağa misafirperverdi, ama gençler kendi masalarında oturuyordu. Kumru mutfaktan tepsiyle çıktı. Saçları açık, beline kadar dökülüyordu. Üzerinde sade ama zarif bir elbise vardı.Diz kapağındaki boyu , hafif dekoltesi. Sessizce servis yapıyordu. Asaf onu ilk gördüğünde kaşlarını kaldırdı. Bakışlarını ondan ayıramadı. Kumru çayları bırakıp içeri döndüğünde, kapı kapanır kapanmaz masadaki sessizlik bozuldu. Asaf Bozkurt’a eğildi. “Oğlum…” dedi kısık sesle. “Bu ne lan?” Bozkurt kaşlarını çattı. “Ne?” “Az önce servis yapan kız. Urfa’da böyle kız mı var? İstanbul’da bile zor bulunur.” Diğer çocuklardan Baran güldü. “Ciddi lan amına koyayım , bu kız kim?” Bozkurt’un çenesi kasıldı. “Besleme.” dedi kısa ve sert. Asaf alaycı bir ıslık çaldı. “Besleme mi?Beslenir vallahi , . Gelip istesem verir misiniz lan ! ” Masada kahkaha patladı.Azat “Sen almazsan ben alırım lan , o saçlar neydi öyle ! ,” dedi , Baran “Ya da ben alırım İstanbul’a götürürüm, model yaparım.” Bozkurt’un eli masaya sertçe vurdu. “Yeter.” Herkes sustu. Asaf onun tonunu iyi bilirdi. Bu, şaka kaldırmayan tondu. “Asaf, Azat , Baran saçmalamayın lan sik herifler o bu evin kızı gibi ,” dedi Bozkurt soğuk bir sesle. “Sikerim belanızı .” Asaf sigara yaktı “ Kız çok güzel.Amına koyayım , aşık olunası lan ” Bozkurt’un bakışları sertleşti. “Konuyu kapat.” Diğer çocuklar birbirine baktı. Bozkurt genelde rahat bir adamdı. Ama bu kez rahatsız olmuştu. Asaf sessizce sigarasını yaktı. “Tamam, sakin ol. Kız senin kardeşin gibi galiba sustuk ” diye takıldı. Bozkurt cevap vermedi. Ama içindeki öfke, cevap vermeye ihtiyaç bırakmayacak kadar büyüktü. Bu kız onların konuşacağı bir şey değil. Bu evde büyüdü. Bu ev bana ait. O da bana ait. Bu düşünce onu rahatsız etti. Ama daha çok hoşuna gitti. O sırada Kumru mutfakta bulaşık yıkıyordu. Kahkahaların kesildiğini duydu ama ne konuşulduğunu bilmiyordu. Sadece Bozkurt’un sesini duydu. Sert, kısa, emir verir gibi. İçinden tuhaf bir sıcaklık geçti. " Neye kızdı acaba , bana mı yoksa ? " Ama gerçeği bilmiyordu. Misafirler dağıldıktan sonra Asaf Bozkurt’un odasına çıktı. Kapıyı kapattı. “Oğlum,” dedi ciddileşerek. “Niye öyle çıkıştın lan bize ! bir şey varsa söyle .” Bozkurt camdan dışarı baktı. Bahçede Kumru nar ağacının altında su döküyordu. “O kız evin kızı konuşmayın! ,” dedi. Üç gün sonra... Sıra gecesi Urfa’nın eski bir konağında kurulmuştu. Taş duvarlar, yerde kilimler, masalarda rakı ve mezeler… Bağlamanın sesi loş ışıkta yankılanıyordu. Bozkurt, Asaf ve diğer arkadaşları geniş minderlere yayılmıştı. Duman havada asılı, kahkahalar gecenin içine karışıyordu. Ve kapıdan içeri Ceylin girdi. Ağa kızıydı. Güzeldi. Sadece güzel değil, farkında olarak güzeldi. Siyah saçları omuzlarından aşağı dökülüyor, bakışları kendine güvenliydi. Urfa’nın kızlarına özgü o ağır duruşu vardı ama gözlerinde meydan okuyan bir parıltı vardı. Asaf dirseğiyle Bozkurt’a dokundu. “Şuna bak,” dedi alçak sesle. Bozkurt gözlerini kaldırdı. Ceylin masaya doğru yürüyordu. Erkeklerin bakışlarını fark ediyor ama umursamıyordu. “Bu kız,” dedi Asaf, “Urfa’da peşinden koşmayan kalmadı şerefime . Ama tavlayan erkek çıkmadı.” Diğerlerinden biri güldü. “Ağanın kızı. Kolay mı? Herkes denedi, kimse başaramadı.” Bozkurt dudağının kenarında tembel bir gülümsemeyle içkisini yudumladı. “Abartmayın,” dedi. Asaf sırıttı. “İddia ediyorum, sen de beceremezsin. Bu kız herkesi tersledi amına koyayım. ” Bozkurt başını hafifçe yana eğdi. Bakışları Ceylin’i süzdü. Gözlerinde meydan okuma vardı. Onu çekici yapan şey tam olarak buydu. “Benim için beş dakikalık iş,” dedi. Masada kahkaha koptu. “Ciddi misin?” “Bozkurt Soylu kendine güveniyor.” Bozkurt kafa salladı aşağı yukarı, dudağını yaladı “Kadınlar meydan okumayı sever. Hele böyle kızlar…” Kadehini kaldırdı. “Biraz ilgi, biraz mesafe. Beş dakikaya bakarsın yatağında.” Asaf gülerek elini uzattı. “İddiaya girelim kabul mu . Eğer reddedersen, yarın herkesin önünde seni rezil ederim.” Bozkurt tokalaştı. “Hazır ol.” Ceylin uzaktan Bozkurt’un bakışını fark etti. Soylu ailesinin oğlu olduğunu biliyordu. İstanbul’da okumuş, çapkınlığıyla adı çıkmış bir adam. Ama gözlerinde korku yoktu. Tam tersine, sakin bir meydan okuma vardı. Bozkurt ayağa kalktı. Sigara yakarak Ceylin’in masasına doğru yürüdü. Arkadaşlarına dönüp gülümsedi. “Beş dakika,” diye fısıldadı. Onlar kahkahalarla arkasından baktı. Bozkurt için bu sadece bir oyundu. Kadınlar onun için oyun, iddia, egoydu. Ve o gece, bu oyunun ne kadar tehlikeli olacağını henüz bilmiyordu. Bozkurt, Ceylin’in masasına yaklaştığında mekânın uğultusu arka planda kaldı. Kız başını kaldırıp ona baktı. Bakışlarında ne utangaçlık vardı ne de hayranlık. Sadece ölçen, tartan bir soğukluk. “Bozkurt Soylu,” dedi Ceylin sakin bir tonla. “Sizi tanıyorum.” Bozkurt hafifçe gülümsedi. “Bu iyi. Çünkü ben de sizi tanımak istiyorum.” Ceylin kaşını kaldırdı. “Tanımak için sıra gecesinde masaya gelmek mi gerekir?” “Bazen,” dedi Bozkurt, “en ilginç tanışmalar en gürültülü yerlerde olur.” Ceylin kısa bir kahkaha attı. “Bana ilginç görünmediniz.” Bozkurt bunu bir meydan okuma gibi aldı. Sandalyeye yaslandı. “Bunu değiştirebilirim.” Ceylin bir an sustu. Sonra Bozkurt’a dikkatle baktı. Soylu aşiretinin oğlu… Kendinden emin, tehlikeli ve fazlasıyla rahat. “Numaramı mı istiyorsunuz?” diye sordu doğrudan. “Evet , çünkü sizi tanımak istiyorum,” dedi Bozkurt. “Ve sizin de beni merak edeceğinizi biliyorum.” Ceylin bir an düşündü. Sonra telefonunu çıkardı. “Bir şans veriyorum,” dedi. “Urfa’da herkes kendini büyük sanır. Bakalım siz ne kadar büyüksünüz.” Bozkurt numarayı kaydetti. Gözlerinde zafer ifadesi vardı. Bozkurt masaya döndüğünde arkadaşları onu bekliyordu. Asaf sırıtarak baktı. “Ne oldu?” Bozkurt telefonunu masaya koydu. “Numarasını aldım.” Masada kahkaha koptu. “Vay be,” dedi biri. “Urfa’nın dokunulmaz kızı düştü mü yani?” Bozkurt kadehini kaldırdı. “Bir hafta.” dedi sakin bir özgüvenle. Asaf kaşlarını kaldırdı. “Ne bir hafta?” Bozkurt dudaklarının kenarında soğuk bir gülümsemeyle konuştu: “Bir hafta içinde bu kız benimle yatar . Ama bende sizin arabaları alırım , yok yatmazsa üçünüze birer araba benden ! .” Masada sessizlik oldu. Sonra gülüşler yükseldi. “Ciddi misin lan?” “Bozkurt Soylu iddia ediyor!” Asaf elini uzattı. “Tamam. Kabul. Eğer başaramazsan sekizinci gün arabam kapımda .” Bozkurt tokalaştı. “Hazırlanın amına koyayım! anahtarları vermeye .” Bozkurt içkisini yudumlarken Ceylin’e baktı. Bu onun için bir oyun, bir meydan okuma, bir zafer meselesiydi. Kadınlar onun için bir kalp meselesi değil, bir güç meselesiydi. Ve o an, konakta bir kız vardı… Onu uzaktan, sessizce seven bir kız. Kumru, Bozkurt’un bu yüzünü bilmiyordu. Ama öğrenecekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD