Hasta Yakını

2879 Words
Ada gözlerini açtığında gece boyunca okuduğu dosyayı başucunda gördü. Umursamadan yataktan çıkıp uykulu gözlerine rağmen odasının kapısını açtı. Evin salonuna geçtiğinde babasının elindeki gazeteyi okuduğunu görmesine rağmen uykunun etkisiyle önünden geçerken, Ahmet Bey bakışlarını gazeteden ayırıp şaşkınlıkla baktı ona. "Sana da günaydın kızım" Ada adımlarını durdurmadan ve babasını duymadan lavaboya girdi. .... Lavabodan çıktığında yine aynı şekilde ve aynı yerde oturan babasını görüp yaklaştı. "Günaydın babacım" Gülümseyince, Ahmet Bey bakışlarını ona çevirdi. "Uyanabildin mi?" Diyerek güldüğünde Ada yaklaşıp iki yanağını sıkıca sıkıp öpücük kondurdu. "Babaların en yakışıklısı" Babası bakışlarını ona çevirdi elindeki gazeteyi katlayıp köşeye koyarak. "Ada Eryaman ismi bugün gerçekten gazetelerde yok. Dakikalardır görebilme korkusuyla tüm haberleri tek tek okumak zorunda kaldım" Ada gülümsedi. "Aşk olsun baba. Inanmıyor musun biricik kızına?" Diye yüzünü astığında, babası gülümsedi. "Daha önce defalarca yalanını yakaladığım biricik kızıma inanmamakta haklı olduğumu düşünüyorum." Ada babasının haklı olduğunu anlayıp verecek cevap bulamayınca konuyu değiştirmek de buldu çareyi. "Annem nerede?" "Kahvaltı hazırlıyor. Bu arada hayalet planını annenden gizli yapmak zorundayız." "Neden?" "Çünkü biricik kızına zarar geleceğini düşünüyor. Bunun için iyi bir azar işittim. Yine de herşey hazırken vazgeçemem" Ada aklına gelen bir şeyle gülümseyip yanına yaklaştı sessizce. "Ama ben yalan söyleyemeyebilirim" Babası kızının niyetini anlayarak gözlerine baktı. "Fırsatçı cadı" "Sadece o alacağın söylediğin telefonu bugün istiyorum" Demesiyle babası önündeki cüzdanından limiti en yüksek kredi kartlarından birini uzattı. "Sadece telefon. Ay sonunda ekstresi gelecek ona göre." "Güven bana babacım. Sadece telefonu alacağım" Kredi kartını hızla eline alıp babasının vazgeçmesinden korkarak odasına koştu mutlulukla. .... Ada gece olmasına rağmen elinden hiç düşürmediği yeni telefonuna ve babasının verdiği karttan gizlice almış olduğu onlarca kıyafet, ayakkabı ve çantaya bakıyordu. "Sen çok güzelsin" Bir tane ayakkabıyı eline aldı. "Sen de çok güzelsin" Diyerek başka bir tane aldı. "Hepiniz çok güzelsiniz" Tüm aldıklarına tek tek sarılırken telefonunun çaldığını gördü. Merakla eline aldığında babasının ismini görüp kulağına yaklaştırdı. "Alo baba" Babası evin önünde bekleyip etrafı bir kez daha adamlarına kontrol ettirip kızına döndü. "Seni bahçede bekliyorum. Hazır mısın? ". "Evet geliyorum " Diyerek telefonu kapatıp annesini uyandırmamaya çalışarak evin kapısını açtı. Gizli çıkmakta üzerine kimseyi tanımadığının farkında olarak bahçeye vardığında, babasının onu beklediğini gördü. "Babacım" Babası beyaz uzun bir elbise giymiş olan kızına baktı. "Beyaz elbise mi? " Ada yeni aldığı elbisesini göstermek için olduğu yerde bir defa döndü. "Tam bir hayalete benzedim mi?" Dediğinde babası gülümsemekle yetindi. "Hadi bakalım. Evde kimse yok. Bugün tek yapman gereken evin içini iyice öğrenmen ve biraz da dağıtmak" Ada elini alnına yaklaştırıp asker selamı yaparak babasına döndü. "Emredersiniz Ahmet Eryaman" Babasının yüzünde gülümseme oluştu. Kendi bahçelerinden Aras'ın bahçesine çıkan gizli kapıya yürüdüler. Ahmet Bey Ağaçların arasındaki kapıyı açtığında, Ada şaşkınlıkla babasına baktı. "Kendimi bir aksiyon - korku filminin başrolünde gibi hissediyorum" Dediğinde babası bakışlarını ona çevirdi. "Ben sana evin kapısına kadar eşlik edeceğim. Sonrası sende. Tamam mı?" "Anlaştık patron" Diye babasına cevap verince, Ahmet Bey yine gülümseyip kapıdan girdiğinde, Ada babasını arkasında bir gölge olarak takip etmeye başladı. Dakikalar sonra Aras'ın bahçesine girdiklerinde Ada hem etrafı inceliyor hemde babasını izliyordu ki evin içine girecek olan gizli bir kapıya yaklaştılar. "Bu kapı senin giriş çıkışına yardımcı olacak. Ev sahibinin oğlunun bu kapıyı bildiğini sanmıyorum çünkü babası yıllar önce açtırdı ama hiç kullanmadı. Biz bunu hallettik yani sadece artık senin kapın olacak" Ada merakla kapıya yaklaştı. Babasının verdiği anahtarı kapıya takıp yavaşça çevirdiğinde, açıldığını gördü. "Hadi bakalım. Hayalet olmaya hazır mısın? " Ada hayalet kelimesinden bile korktuğunun farkında olarak babasına baktı. "Baba içeride hayalet yok değil mi?" Babası gülümseyip yemyeşil gözlerine baktı. "Buradaki tek hayalet sensin unutma ve korkma. Şunu takalım" Diyerek koluna yaklaşıp bileğine bir saat taktı. "Korktuğunda veya bir tehlike hissettiğinde saatin üzerindeki düğmeye basarsan hemen yanında olacağız" "Tamam. Girebilirim o zaman" Diyerek açık kapıdan baktıktan sonra içeriye doğru adım attı. Babasının bakışları altında ona el sallayıp kapıyı yavaşça örttü. Girdiği evin öncelikle tüm ışıklarını hiç çekinmeden açtığında tamamen dağınık olan eve baktı şaşkınlıkla. "Nasıl bir insan yaşıyor burada? Çok pasaklı biri sanırım. " Diye kendi kendine konuşup evi gezerken, yerlerde bulunan dağınıklığa çarpmamaya gayret ediyordu. Bulunduğu odadan çıkıp salona geçtiğinde, hala günler önce taşınan eşyaların yerleştirilmemiş olduğunu farketti. Ayağıyla itip kendine yol açtıktan sonra mutfağa geçti. Günlerdir yıkanmadığı belli olan bulaşıklara ve etraftaki dışarıdan istendiği çok belli olan yemeklere bakıp burnunu kapadı. "Iğrenç!" Kapısı açık unutulan buz dolabına yaklaştı. Kapatmak için elini kapısına attığında içinin boş olduğunu gördü. "Dosyada zengin biri olduğu yazıyordu. Yalan herhalde" Diyip dolabı kapattıktan sonra oradan da ayrılıp diğer odalardan birine geçtiğinde, buranın da diğerleri gibi altüst olduğunu fark etti. Yüzünü buruşturarak yaklaştığında televizyonun açık olduğunu ve tam karşısındaki koltukta da sadece boş su ve alkol şişeleri gördü. "Ayyaş, pasaklı!" Diye kendine kendine sövdükten sonra yaklaşıp televizyonun düğmesine basıp kapattı. Öylece olduğu yerde durdu.. Dağıtmak için geldiği evin yeterince dağınık olduğunu görünce ne yapacağını şaşırdı. Öylece düşünürken derin bir nefes verdiğinde dış kapıdan ses geldiğini fark etti. Hızla koşmaya başladı birinin içeri girdiğini anlayarak. Ayağını sehpaya çarparak gizlenecek bir yer ararken salonda bulunan masanın altına girdi. "Ah!.. Canım parmağım!" İncittigi parmağını ovarken evin kapısı açıldı ve içeri sallanışından ve ayakta durmakta zorlandığından sarhoş olduğunu anladığı biri girdi. Ada , Daha önce hiç görmediği Aras olduğunu düşünerek başını masanın altından azıcık çıkarırken, Aras karşısına çıkan koltuğa oturunca, Ada sadece arkadan başını görebiliyordu. Merakla dururken hala parmağını ovuyordu ki başını biraz daha masanın altından çıkarınca Aras koltuktan kalktı. Kapalı tv ye bakınca şaşırıp yaklaştı. "Niye kapalı bu?" Diye kendi kendine sorduğu soruyla televizyonun ekranına bakıyordu. "Elektrik gitti herhalde" Diye kendi cevabını da kendi verdikten sonra koca tv ye daha da yaklaştı. Sarhoşlugun etkisiyle çift gördüğü açma tuşuna dokunmak için parmağını uzattığında, aslında düğmeye değil etrafına bastığının farkında bile değildi. "Bozuldun mu?" Cevap beklercesine televizyona baktığında, Ada gülmeye başlayınca sesinin çıktığının farkında değildi. Aras bakışlarını duyduğu sese çevirdiğinde, Ada hızla geriye çekilip ağzını eliyle kapatırken, Aras biraz bakındıktan sonra televizyonu açamadığını fark edince pes edip yürümeye başladı. Ada derin bir nefesle bakışlarını tekrar ona çevirdiğinde Aras'ın buzdolabına yaklaştığını gördü. Birkaç uğraştan sonra buzdolabını açmak için doğru tarafı bulduğunda güldü rahatlıkla. "Başardım!" Diye bir zafer edasıyla ve sevinçle açtığı buzdolabının boş olduğunu görünce kapağını bile kapatmadan yüzünü asarak arkasını dönünce, Ada sessizce hala izliyordu ki bir anda gördüğü yüze baktı. Bir yerlerden tanıdığını düşünürken alnının tam üzerinde bulunan yarayı fark edince öylece kaldı. "Çarptığım kişi" Diye sessizce fısıldadığında , Aras tekrar koltuğa yaklaştı. Ne yemek bulabildiği ne de televizyonu açabildiği evinde kendini koltuğun üzerine bıraktığı gibi gözlerini kapadı. Ada dakikalarca bekledikten sonra uyuduğundan emin olunca sessizce masanın altından çıktı. Yavaş adımlar ve parmak uçlarıyla yürüyüp yanına yaklaştığında ilk defa yüzünü tam olarak gördü. "Yakışıklısın" Gülümseyerek arkasını döndüğünde Aras'ın hareket ettiğini görünce hızla eğildi koltuğun arkasında. Aras.. bir doktora bile göstermediği başında hissettiği sızlamayla gözünü açsa da dakikalar sonra kendinden geçip uyudu. Ada.. dakikalarca bekledikten sonra ses gelmediğini anladığında yavaşça doğruldu. Etrafta dağıtacak hiçbir şey olmadığını fark ederek yanına yaklaşıp tekrar baktıktan sonra arkasını dönüp eve girmiş olduğu gizli kapıya yaklaştı. Kapıyı açıp çıkarken babasını ve iki adamını kapıda beklerken gördü. "Ada. Iyi mısın kızım? Eve girmek üzereydim. Nerede kaldın? " Diye telaşla sorular sorarken, Ada babasına bakıyordu. "Sorun yok. Evi dağıtıp çıktım" Diye geçiştirip bahçe kapısından kendi evlerinin bahçesine geçti. Babasını geride bırakarak odasına yürüyüp sırtüstü yatağına bıraktı bedenini. Derin bir nefes alarak yatağında yan döndüğünde masasının üzerindeki dosyayı gördü. Yatağından doğrulup eline alıp dün gece boyunca okuduğu ve hemen hemen ezberlediği bilgileri yeniden açtı. Yeniden gözden geçirirken ismine baktı. "Aras.. Aras Demirhan. İki hafta sonra 25 yaşında olacak " Diye okuduklarını tekrar ederken, yeniden yatağına uzandı. Elindeki dosyaya baktıktan sonra hızla doğrulup laptopunu eline alıp açılmasını bekledi. Google da arama motoruna "Aras Demirhan" Yazdığında karşısına çıkan resimlerin sadece tek kişiye ait olan çocuk resimleri olduğunu fark etti. Merakla bakarken, "Demirhan ailesi yıllardan sonra bir bebek sahibi oldu" Diye yazan başlığa tıklayınca elindeki dosyada yazan doğum tarihiyle aynı gün yayınlandığını fark etti. "Dünyaya gelen erkek bebeğe Aras ismi verildi. Aras Demirhan şimdiden Türkiye'nin en çok konuşulan bebeklerinden biri arasına girdi." Yazan bu haberden sonra merakla devam etti. Önüne çıkan her sayfaya merakla tıklıyor ve her haberi tam olarak kavrayarak okuyordu ki bir anda durdu. "Neden sadece 10 yaşına kadar?" Aramaya devam etmesine rağmen Aras'la ilgili yazıların sadece 10 yaşına kadar olduğunu fark etti. Şaşkınlıkla dakikalarca pes etmeden aramaya devam ettiğinde bir haber daha çıktı uzun uğraşlardan sonra karşısına. "Aras Demirhan ve annesinden hala haber alınamıyor". Yazan başlığı tıkladığında merakla içeriğini okumaya başladı. "Demirhan ailesinin tek torunu ve dünyaya geldiği gün yüzlerce kutlama yapılan Aras Demirhan, annesi tarafından kaçırılalı bir yıl oldu. Düşünülen ihtimallerden biri de anne ve oğulun hayatta olmadığı yönünde" Diye yazan haberden sonra Ada şaşkınlıkla bakmaya devam etmesine rağmen başka bir haber bulamayınca, laptopu kapatıp yatağına uzandı yeniden. Gözlerini kapattığı an aklında internette yazan haberler gidip gelmeye başladığında gözlerini yeniden açtı. .... Ada gece boyunca doğru düzgün kırpamadığı gözlerini açtığında günün yeni aydınlanmış olduğunu farketti. Hızla yatağından çıkıp odasının perdesini çekti. Çok yakınında bulunan yan villaya bakarken dış kapılarının açıldığını gördü. Görünmemek için perdeyi azıcık örterken Aras'ın çıktığını gördü. Dün geceye göre düzgün yürüdüğünü fark ettiğinde, kendine gelmiş olduğunu düşündü. Merakla izlerken Aras evden çıkıp kapıyı kapattığı gibi önüne çıkan taksiye binip uzaklaştı. O sırada odanın kapısının çaldığını fark eden Ada, o yine döndüğünde annesini gördü. "Günaydın kızım. Erkencisin bugün" Ada gülümsemeye çalıştı. "Uyku tutmadı annecim." "Bugün evin yeni çalışanları gelecek görüşmek için. O yüzden kahvaltıyı erkenden yapmak zorundayız." Diyerek çıktığında Ada odasından çıkıp salonda olan babasını gördü. Yaklaşıp yanağını sıktı. "Günaydın babacım" Önünden geçip lavaboya yol aldı. .... Babasının evden çıkmasıyla Ada da hazırlanmıştı. Evden çıkmak için eline kitabını aldığında annesi yaklaştı şaşkınlıkla. "Nereye?" Ada elindeki kitabı gösterdi. "Bu koca kitapla nereye gidebilirim annecim?" Ayşe Hanım kızının gözlerine baktı. "Okula gidiyor olamazsın değil mi?" "Okula gidiyorum" Annesi hızla elini kaldırıp alnına ardından yüzüne dokundu. "Ateşin yok. Hasta gibi de görünmüyorsun. Bir sorunun mu var kızım?" Ada gözlerine bakıyordu annesinin. "Anne dalga geçme lütfen. Dersim var" Ayşe Hanım'ın yüzünde gülümseme oluştu. "Bugünleri de görecektik. Çok şükür çok şükür. Bu kız ilk defa zorlama olmadan okula gidiyor" Ellerini açıp dua edince, Ada yüzünü asıp ayakkabılarını giydi. "Görüşürüz anne" Evden çıktığında Ayşe Hanım hala şaşkınlıkla izliyordu. Üniversite 4 te olmasına rağmen daha okula bir defa bile kendi isteğiyle gitmeyen kızının bugünkü hali Ayşe Hanım için fazlasıyla şaşırtıcıydı. Arkasından izlerken hala da okul dışında başka bir yere gideceğini düşünüyordu. Ada.. Şoförlerinin okula bırakmasıyla indiği gibi aynı sınıftan arkadaşı Merve'yi gördü. İki kız birbirini öperken Merve şaşkın bakışlarıyla onu izliyordu. "Ada..İyi misin? İlk defa okula gitmek istediğini söyledin" Ada gözlerine baktı. "Derse geç kalacağız" İlerlediğinde arkadaşı da annesi gibi şaşkınlıkla arkasından bakmakla yetindi. O sırada Ayşe Hanım evinin kapısında kızını okula bırakmak için giden şoföru bekliyordu ki arabanın geldiğini görüp hızla önüne geçti. "Ada'yı nereye bıraktın?" Diye sorduğu şoför gözlerine baktı. "Okula gitmek istediğini söyledi efendim. Bahçeye kadar götürüp bıraktım" Ayşe Hanım okula gittiğinden emin olunca şaşkınlığı daha da arttı. Hızla telefonunu çıkarıp eşi Ahmet Bey'in numarasını çevirdi. "Alo " "Ada bugün kendi isteğiyle okula gitti." Diyen annesinin söylediklerini duyan babası şaşırdı. "Ada..Benim kızım olan Ada mı?" Diye sordu inanamayarak. "Evet. Inanmadım ama şoför okula bıraktığını söyledi." Babası ne diyeceğini bilmiyordu. Okula başladığı ilk günden beri özel okullarda olmasına rağmen her zaman zorla gönderilen kızına ilk okulu, ortaokulu liseyi zorla bitirtmiş olduğunu hatırladı. Gittiği özel üniversiteyi bitireceğinden umutlarını kestiği anda böyle bir şeyle karşılaşmak anormal şeyler olduğunu gösteriyordu. "Bir doktora göstermeliyiz. Geldiğinde haber ver doktor göndereceğim eve". "Tamam" Telefonu kapatan annesi oturdu merak ve telaşla bir köşeye. Ada.. uzun zamandır görmemiş olduğu derslerinden birinde hoca ders anlatırken sadece 5 dakika dinleyebildiğini fark etti. Başını masanın üzerine koyarken gözlerini kapadı hiçbir şeyi umursamadan. .... Hocanın ara vermesiyle Ada getirmiş olduğu tek kitabı eline aldığı gibi hızlı adımlarla sınıfına çıkışına yönelirken , arkadaşı takip etti. "Nereye Ada?" Ada bakışlarını ona çevirdi. "Okumak bana göre değil. Bugün bunu bir kez daha anladım. Gidiyorum" İlerlemeye başladığında, arkadaşının yüzünde gülümseme oluştu. "Işte gerçek Ada!" Hızla arkasından takip edince birlikte okuldan çıkış yaptılar. Önlerine çıkan ilk taksiye binerlerken Merve bakışlarını Ada'ya çevirdi. "Nereye gidiyoruz?" "Bizim mekana" Deyip güldüğünde tarif ettikleri yerde durdu. Ada getirmiş olduğu kitabı bile umursamadan taksinin içinde bırakıp arkadaşıyla çıktı. Her zaman gittikleri bar kafe karışımı mekana giriş yaparlarken, bir köşede oturdular. Sipariş verdikleri alkolsüz içecekleri içmeye başladıklarında mekandan biri giriş yaptı. Yine sallana sallana yürüdüğünden sarhoş olduğunu anladığı kişiyi gördüğünde, Ada şaşkınlıkla baktı. "Ne ara sarhoş oldu bu yine?" Kendi kendine söylenip karşısındaki Aras'a bakarken, Merve' de o yöne döndü "Dünkü kişi değil mi bu?" "Evet" Dedikten sonra onu izlemeye devam ediyordu. Elindeki bardaktan hala içmeye devam ettiğini görerek umursamadan arkadaşına döndü. İki arkadaş sohbet ederken, bir anda Aras'ın bir adamın yumruğuyla yere düştüğünü gördüler. Tüm bakışlar o yöne döndüğünde, Aras ayağa kalkmaya çalıştı. Adama karşılık vermek istercesine kolunu kaldırdığında , adamın vurduğu ikinci yumrukla yeniden yere düştü. Herkesin müdahale etmeden izlemesiyle Ada ve Merve birbirine baktı. "Yazık adama!" Diyen Merve'ye aldırmadan içeceğini içen Ada, telefonunu çıkardı. Sessizce polise haber verirken adamın üçüncü yumruğuyla Aras'ın burnundan kanlar akmaya başladığında , Ada derin bir nefes verdi. "Ada, sakın bulaşma!" Diyerek arkadaşına biraz da olsa engel olmaya çalışan Merve'ye baktı. "Izleyemem daha fazla" Arkadaşını umursamadan ayağa kalktı. Yere yığılmış halde olan Aras'a yaklaştı. "İyi misin?" Aras'ın gözleri sarhoşluğun ve yediği yumrukların etkisiyle kapanmaya başlarken, karşısında beyaz elbisesi ve yeşil gözleriyle bakan kızın gözlerinin içine bakarak gözlerini kapattı. Ada telaşla omzuna dokundu. "Aç gözlerini!" Diyerek seslenmesine rağmen, Aras tepki vermeyince Ada sinirlendi. "Aras Demirhan!! Aç gözlerini!" Diye bağırmasına rağmen açmayınca arkadaşına döndü. Ne yapması gerektiğini anlayan Merve, önce telefonunda ambulansı ararken Ada ayağa kalktı. Karşısında ki adama bakarken derin bir nefes verdi. "Üzgünüm babacığım" Diye sessizce fısıldayıp gazetelerde yer alabilme ihtimalini umursamayıp bir adım daha Aras'ı yumruklarıyla yere indiren adama yaklaştı. Gözlerini kapadığı gibi tekmeyi iki bacağı arasına attığında, Adam acıyla inleyip gözlerine baktı. "Seni!!!!" Ada ve Merve hızla koşmaya başladılar. Adam arkalarından koşmaya başladığı sırada ambulans ve polislerin gelmesiyle iki arkadaş hızla yaklaştılar. "Bu adam yaptı!" Diyerek yerde baygın yatan Aras'ı ve tekme attığı adamı gösterirken polisler hızla müdahale ettiler. Adamı polisler götürürken, Aras'ı da ambulans alınca Ada, gazetecilerin yaklaştığını gördü. Gazetede yer aldığında babasından iyi bir azar işiteceğini düşününce hızla sağlık görevlilerine yaklaştı. "Hastanın yakınıyım" Hızla ambulansa binip gazetecilere yakalanmadan uzaklaştı. Dakikalar sonra ambulans hastanenin önünde durduğunda, Aras acile götürülürken Ada da indi. Etrafı kontrol ettikten sonra bir taksi bulabilmek için caddeye yürüdüğünde ambulansın içindeki görevlilerden biri yaklaştı . "Hasta yakını!" Ada yürümeye devam ediyordu ki, görevli omzuna dokundu. "Hastanın girişini yapmalısınız" Ada bir anlık ne olduğunu anlamaya çalışsa da, Aras'ın yakını yalanıyla ambulansa binmiş olduğunu hatırlayıp durdu. Derin bir nefesle yönünü çevirip hastaneye giriş yapmak zorunda kaldı. Babasının vermiş olduğu dosyadan tüm bilgileri bilerek girişini yaptıktan sonra arkasını döndü. Hastaneden çıkış yapacağı sırada bir doktor yaklaştı. "Aras Bey'in yakını olduğunuz söylendi" Ada yine durmak zorunda kaldı. "Evet" Diyebildi sadece başka çare bulamayarak. "O zaman konuşmamız gerekiyor. Buyurun odama geçelim" Arkasını döndüğünde, Ada olduğu yerde durdu. Buradan nasıl kalacağını düşünürken doktorun yeniden ona bakmasıyla, Başka çaresi olmadığını anlayarak onu takip etmek zorunda kaldı. Dakikalar sonra doktor odada koltuğuna otururken, Ada da tam karşısına oturmak zorunda kaldı. Dakikalar sonra odadan çıktığında bakışları acildeki yataklardan birinde kolunda serumla uyuyan Aras'a kaydı. Aldırmadan çıkışa yönelip kapıdan çıktı Taksi bulabilmek için caddeye yöneldiğinde önüne ilk çıkana bindi. Doktorun söylediklerini düşünmemeye çalışsa da her kelime her sözcük tek tek zihninde tekrar tekrar canlanıyordu ki telefonunun sesini duydu. Çantasından çıkarıp ekrana bakınca arkadaşının ismini gördü "Alo" "Neredesin Ada? Nereye kayboldun bir anda?" Diye telaşla sorduğunda, Ada derin bir nefes verdi. "Eve geçiyorum. Sonra konuşalım" Telefonu kapatıp başını taksinin koltuğuna yasladı. Dakikalar sonra kapıda duran taksiye ücretini verip çıktığında , annesini kapıda gördü. "Anne" Ayşe Hanım hızla koştu yanına. Hemen önce alnına ardından yüzüne dokundu. "Doktor hemen gelecek. Dinlenmelisin kızım" Ada annesinin telaşlı gözlerine merakla bakıyordu. "Ne doktoru anne?" "Hasta görünmüyorsun ama olmak üzeresin. O yüzden muayene olmalısın" Ada annesinin ne dediği hakkında hiç bir fikri olmayarak evin kapısına yürüdüğünde annesi de takip etti. Birlikte içeri giriş yaparlarken Ada odasına girip kendini sırt üstü yatağa attı. Gözlerini kapatırken gün içinde yaşadıklarını düşündü. Bar da ki adamın Aras'ı yumruklarla yere serişi gözlerinde canlanınca pozisyonunu değiştirip yan döndü. Bu defa da doktorun söylediklerini hatırlayıp gözlerini hızla kapatıp açtı. "Umursama Ada" Diyerek kendine gelmeye çalışarak doğruldu yeniden yatağından. Kulaklığını çıkarmak için başucunda bulunan komodini açtığında, Aras'ın dosyasını gördü. Boş bakışlarla baktığı dosyayı umursamamaya çalışarak yanındaki kulaklığı eline alıp telefonuna taktı. Hiçbir şeyi düşünmemeye çalışarak son ses açtığı müzikle telefonundan bağımlısı olduğu oyununu oynamaya başladı. Aradan ne kadar dakika geçtiğinin bile farkında değildi. Annesinin aniden odaya girdiğini görmesiyle şaşırıp kulaklığını çıkardı. "Anne" Diye merakla ona bakarken, Ayşe Hanım gözlerine bakıyordu. "Defalarca seslendim" Ada bir ucu kulağında, diğer ucu elinde olan kulaklığını gösterdiğinde annesi derin bir nefes verdi. "Korkuttun kızım." Diyerek gözlerine bakarken, Ada doğrulunca annesi yanına oturdu. Saçlarını okşarken gözlerine bakıyordu. "Ada"  Ada da annesine döndü "Babanın söz ettiği plana dahil olmayacaksın değil mi?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD