Aras Demirhan

1383 Words
Ada duraksadı. Ne yapacağını düşünürken babasının yalvaran bakışlarını fark etmesine rağmen böyle bir işe giremeyeceğini düşündü. "Olmaz, olmaz baba yapamam." Diyerek telefonunu alıp odasına gitmek için merdivenlere yönelirken, babası bakışlarını ona çevirdi. "Bu iş bittiğinde o çok istediğin son model telefona ve o kırmızı arabaya sahip olursun"  Ada bir anda adımlarını durdurdu. Duyduğuyla bakışlarını babasına çevirdi. "Sadece birkaç gün. Yapabilirsin" Diye tekrar eden babasına bakıp derin bir nefes aldı. Yapmak istemediğini düşünse de, işin ucunda çok istediği ve oyunlarını hiç takılma ve donma olmadan oynayabileceği son model telefon ve rüyalarında bile görmeye başladığı o kırmızı araba varken yine de reddedebilir miydi? Tabi ki hayır. "Anlaştık. Kabul ediyorum! " Gülümseyerek babasına el uzattığında, babası rahatlıkla eline karşılık verince baba kız el sıkıştılar. Ahmet Bey uzun süren işlerinden dolayı akşam yemeğine gelmeyince, Ada bundan faydalanmak istedi.  Cezalı olduğunu bilerek odasında gizlice hazırlandı.  Ayakkabılarını ses çıkarmasından korkarak giymeden eline aldı.  Parmak uçlarıyla merdivenlerden inip evin kapısına yaklaştı. Kapının kolunu yavaşça indirip bir adım attı. "Bir yere mi gidiyorsunuz Ada Hanım?" Diye seslenen annesinin sesiyle, Ada yüzünü asıp elindeki ayakkabılarıyla ona döndü. "Hayır annecim, babam yasak koymuşken nereye gidebilirim ki?." Annesi tamamen hazırlanmış olan kızının üstüne dikkat edip, elindeki bir çift ayakkabıya baktı. "Neden kapının önündesin o zaman hemde bu halde?" Ada durdu. Ayaküstü onlarca yalan söyleyebilecek kapasiteye sahipti. Bu yeteneğinden yararlanmayı düşünüp gülümsedi.  "Çöp. Çöpü kapıya koyacağım" Annesi gülümseyerek yaklaştı yanına. Kesinlikle inanmıyordu. "Sen mi?" Diye soran annesine baktığında, evde hiç çalışan hizmetli olmadığını hatırladı. "Annecim herkesi işten kovmuştun. Yardımcı olmak istedim sana" Annesi gülerek daha da yaklaştı. Elinden ayakkabıları alırken, Ada gözlerine bakıyordu. "Sen çalan kapıya bile bakmaya üşenirsin. Buna inanmamı bekleme. Gir bakalım içeri. Babanın kesin talimatı var dışarı çıkmak yok" Ada yüzünü asarak annesinin bakışları altında eve girdi.  Odasına doğru asık yüzüyle yürürken annesi bakışlarını ona çevirdi. "Kıyamadığımı bildiğin için bu surat böyle. Değil mi? " Genç kız annesinin hassas noktasını bilerek hala surat asmaya devam ederken annesi gülümsedi. "Baban eve gelmeden dönmen gerekiyor" Diyip hemen yumuşadığında, Ada gülümseyerek bir anda döndü. Annesinin elinden ayakkabılarını alıp kapıya koştu fikrini değiştirmesinden korkarak. "Görüşürüz Annecim" Yanağına öpücük kondurduktan sonra hızla evden koşarak çıkarken, annesi bu dünyadaki tek varlığını gülümseyerek izledi. ... Ada hızla evin bahçe kapısını açıp koştu. Taksi için caddeye yaklaşıp kapıda beklerken, tam bitişiklerinde bulunan, babasının söz ettiği villanın önünde duran küçük kamyonetten eve mobilyalar taşındığını görmesine rağmen umursamadan çantasından telefonunu çıkarıp en yakın arkadaşının numarasını rehberde bulup arama tuşuna bastı. "Alo" Diye cevap veren arkadaşı Merve'ye gülümsedi. "Nerede buluşuyoruz?" Arkadaşının yüzünde de gülümseme oluştu. Hemen odasından çıktı. "Çıkabildin mi? " "Tabi ki. Ben Ada Eryaman, daha önce isteyip de yapamadığım bir şey gördün mü? " Diyip güldüğünde, telefonun ucundaki arkadaşı da güldü. "Görmedim " "Taksi!" Diyerek elini kaldırdığı taksi durunca binip kapıyı kapattı. "Her zamanki yerde görüşelim. Çıkıyorum bende " "Tamam. Çok öptüm seni" Diye cevap verip telefonu kapatan Ada, adresini tarif ettikten sonra telefonundan her zamanki oyununu açıp oynaya başladı. .... Taksi durduğunda Ada ücretini uzatıp inince, kendisini bekleyen arkadaşını görüp el salladıktan sonra gülümseyip birbirlerine yaklaştılar. İki arkadaş birine sarılıp öptükten sonra mekana doğru giriş yapmaya başladılar. "Ahmet Amca'yı nasıl ikna edebildin dün geceki olaydan sonra?" Diye merakla soran arkadaşına döndü. "Babam geç gelecek bugün. Annem de kıyamadı. " "Ahmet Amca duyarsa azarı işiteceğiz. O yüzden o öğrenmeden dönmeliyiz " Diyen arkadaşına baktı gülümseyerek. "Döneriz. Şimdilik unutalım ve gecenin tadını çıkaralım" Dediğinde birlikte içeri giriş yaptılar. İçecek alabilecekleri masaya yaklaştıklarında barmen bakışlarını onlara çevirdi. "Ne içersiniz bayanlar?" Ada babasının özellikle yasakladığı alkolü düşünüp alamayacağını hatırladı. "Alkolsüz bir şeyler ver" Dediğinde arkadaşı da aynı şekilde sipariş verince, içeceklerini içip müziğin ritmine ve dans eden insanlara uyum sağlayarak ayağa kalktılar. İki arkadaş son ses çalan müziğe eşlik ederek kendilerini dansın ritmine kaptırdılar. .... Merve hala dans etmeye devam ederken, Ada yerine geçip bakışlarını barmene çevirdi. "Aynısından " Önüne gelen aynı içecekten içmeye başlarken bir genç adam yaklaştı yanına. Tam karşısına oturan genç adam da bakışlarını barmene çevirdi. "İki tane. En sert olandan" Bakışları tam karşısında alkolsüz içeceğini içen Ada'nın üzerindeydi. Mekanın karanlık ışığına rağmen bir yandan parlayan yemyeşil gözlerine bakıyor bir yandan da giymiş olduğu minik etekten görünen bacaklarına bakıyordu ki içeceklerin önüne konulmasıyla birini sıkıca tuttu. Tam yakınında bulunan Ada'ya doğru sürükleyip yaklaştırdığında , Ada'nın bakışları yeni fark ettiği adama kaydı. Umursamadan hala dans eden arkadaşını gülümseyerek izlemeye devam ettiğinde, genç adam oturmuş olduğu sandalyesini biraz daha yaklaştırdığında, Ada belli etmeden takip ediyordu. O sırada bacağında bir el hissettiği anda derin bir nefes aldı. Yapacaklarından sonra yarın ki gazetelerde yine isminin baş köşelerde geçeceğinden emin olarak genç adamın uzattığı içeceği eline aldı. "Üzgünüm babacım " Diye içinden geçirip, elindeki içeceği bir anda adamın yüzüne döküp ayağa kalktı. "Ne yaptığını sanıyorsun sen be?" Diyerek sinirlenen adamın kendine yaklaştığını gördüğünde, derin bir nefes daha verip topuklu ayakkabılarına rağmen son gücüyle bacağına tekme attıktan sonra koşmaya başlayınca, adam acıyla inleyip gözü dönerek doğruldu. "Elime geçme sakın!" Diyen genç adam kovalamaya başlarken, Ada dans sahasındaki kalabalığa dalıp arkadaşının elinden tuttu. "Hemen gitmeliyiz. Çabuk!" Durumu anlayan Merve, soru sormadan arkadaşını takip edince mekandan dışarı çıktılar.  İki kız arkalarında takip eden adamı görünce hızlarını arttırıp koşarken bir yandan bir taksi görebilmek için etrafa bakıyordular ki önlerine çıkan bir başka genç adam gördüler. Körkütük sarhoş olduğunu anladıkları adamı görmezden gelip çarptıklarında, sarhoş adam yere düşüp başını duvara çarpınca, Merve adımlarını durdurdu. "Kan!" Ada da adımlarını durdurdu. Hem önünde yere düşüp alnı kanayan adama hemde kızgın bir boğa gibi kendilerine doğru koşan adama baktı. "İyi misin?" Diye sorduğu adam körkütük sarhoşluğun etkisinde olarak onun yeşil gözlerine boş bir ifadeyle baktığında, Ada mekana giriş yapan gazetecileri gördü. "Yarın gazetede çıkamam. Üzgünüm" Diyerek arkadaşıyla birbirlerine bakıp, hem tekme attığı adamın yaklaştığını hemde gazetecileri gördüğünde, başı kanayan adamı umursamadan koşmaya başladılar. Önlerine çıkan ilk taksiye bindiler. Taksi hızla uzaklaşırken, Ada hala yerde bıraktığı genç adamı düşünürken geriye dönemeyeceğini çok iyi biliyordu. Gazetecilere yakalanmamanın rahatlığıyla başını taksinin koltuğuna yasladığında, Merve bakışlarını ona çevirdi. "İyi kurtulduk" Ada bir anda yaslanmış olduğu koltuktan geriye çekildi. "Geri dönelim lütfen" Diyip taksi şoförüne baktığında, Merve şaşkın bakışlarını ona çevirdi. "Ne? Ada ölmek mi istiyorsun?" "Öyle bırakmamalıydık. Bizi aldığınız yere dönelim" Diye tekrar ettiğinde, şoför yönünü çevirip oraya yol aldı. Ada hiç bir şeyi umursamadan dakikalar sonra duran taksinin kapısını açtı. Arkadaşı etrafı kontrol ederken, yerde yaralı olarak bıraktığı adamı görebilmek için aynı yere yaklaştıklarında gitmiş olduğunu gördüler. "Gitmiş. Gidelim o zaman Ada" Diyen arkadaşına rağmen etrafa iyice bakındıktan sonra taksiye yeniden bindiler. .... Taksi kapının önünde durduğunda, Ada babasının evde olup olmadığını merak etti. Sessizce kapının kilidini açıp yavaş adımlarla içeri girdiğinde, ışıkların kapalı olduğunu fark edince rahatlıkla gülümsedi. Odasına gitmek için merdivenlere yöneldiği sırada evin tüm ışıkları aynı anda açılınca olduğu yerde kaldı. "Ada Eryaman!" Diye seslenen babasının sesiyle derin derin nefes aldı. "Baba-cığım" Dedi yüzünde oluşturduğu korku dolu sahte bir gülümsemeyle. "Bu gece dışarı çıkmak yok dememiş miydim?" "Demiştin babacım". "Peki sen beni dinledin mi?" "Hayır babacım" Arkasındaki tekli koltuğun üzerinde oturan babasına çevirdi bakışlarını. "Otur!" Diye emir veren babasının tam karşısında bulunan tekli diğer koltuğa oturduğunda, Ahmet Bey ayağa kalktı. "Anlat bakalım. Yarın gazetelerde bizi ne bekliyor?" Ada yaptıklarını duyduğunda babasından azar işiteceğinden emindi. Zihninde ne yalanlar söyleyebileceğini geçirirken babası ona yaklaştı. "Yalansız!" Diye uyarıda bulunduğunda, Ada esnemeye başladı yalandan da olsa. "Yarın konuşalım mı babacım? Çok uykum var" "Hayır, şimdi konuşacağız" "Konuşacak bir şey yok babacım. Kimsenin kafasında bir şey kırmadım. Kimseyle kavga etmedim. Kimseyle bir sorun yaşamadım" Diye gazetecilere yakalanmadığını hatırlayıp yalanları sıraladığında, babası gözlerine baktı inanamayarak. "Gazeteler yarın sensiz mi olacak?" "Evet babacım" Babası rahatlayarak önündeki masada duran dosyaya yaklaşıp ona uzattı. "O zaman bunu al ve içinde yazanları iyice öğren." Ada merakla dosyayı eline aldı. "Bu ne? " "Anlaşmamızı unuttun mu? Yarın görev başlıyor. Burada ev sahibinin oğluyla ilgili bilgiler var. Ve senin için evin içinde ve bahçede gizli bir çıkış ayarlayacağım. O bahçeden bizim bahçeye dışarı çıkmadan geçiş yapabileceksin" Diyerek arkasını dönüp odasına ilerlerken, Ada elindeki dosyayla odasın ilerleyip yatağına attı kendini. Sırtüstü uzandığı yatağında, elindeki dosyayı açtığında karşısına çıkan ilk isim "Aras Demirhan" oldu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD