Kapıyı kapatıp dışarı çıktım. Yağmur hâlâ hızla yağıyordu, ellerimi saçlarımdan geçirdim. İçimde öyle bir öfke vardı ki, yumruklarımı sıktığımda tırnaklarım avuçlarımı acıtıyordu. “Demek tehdit etmiş ha…” dedim kendi kendime. “O pislik… onun yüzünden gözümde hep bana sırtını döndün. Senin korkularını, çırpınışlarını göremedim. Sadece reddedildim sandım. Her defasında kalbimi paramparça ettin Yasemin, ama meğer arkasında o herifin gölgesi varmış.” Başımı göğe kaldırdım, yağmur yüzüme çarpıyordu. Öfke damarlarımı yakıyordu. “Yemin ederim Kadir… seni kendi ellerimle toprağa gömeceğim. Yasemin’e yaşattığın her şeyin hesabını vereceksin.” Derin bir nefes aldım, ama kalbim sanki zincirlenmişti. Çünkü içimde öfkeyle beraber başka bir şey daha vardı: kırgınlık… ve Yasemin’e duyduğum dayanılmaz

